08 Ara 2019
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Ankara

Türkiye'de "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir." kuralını devlet yönetimine yerleştiren ve demokrasiyi taçlandıran cumhuriyetin ilanının üzerinden 96 yıl geçti.

Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasının ardından Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, yeni Türk devletinin yüzünü çağdaşlaşma ve demokrasiye çevirdi.

Ankara'nın Türkiye devletinin hükümet merkezi olmasının ardından mevcut rejimin isminin de bütün açıklığıyla konulması, yeni devletin başkanının da seçilmesi gerekiyordu. O güne kadar devlet başkanlığı görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı olarak Atatürk tarafından yürütülmüştü.

Bazı yabancı ülkeler de Lozan Antlaşması'nın onayı için Türkiye'deki yeni devlet rejiminin daha açık şekilde belirlenmesini istiyorlardı. Bu sıralarda İcra Vekilleri Heyeti'nin istifası ve Meclisin güvenini kazanacak bir kabine listesinin oluşturulamaması da bu soruna acil çözüm gerektirdi.

25 Ekim 1923'te ise hükümetin istifasıyla bir bunalım ortaya çıktı. Bu olay Atatürk'e, cumhuriyeti ilan etmek için beklediği fırsatı verdi. 28 Ekim 1923 akşamına kadar hükümetin kurulamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde arkadaşlarına "Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz." diyerek fikrini açıkladı.  

Atatürk o gece, İsmet İnönü ile 1921 Anayasası'nın bazı maddelerini değiştiren kanun tasarısını da hazırladı.

29 Ekim 1923'te parti grubunda görüşe sunulan tasarıda yer alan bazı hükümler şunlardı:

- "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli cumhuriyettir."

- "Türkiye Devleti, yönetim birimlerini Bakanlar Kurulu aracılığıyla yönetir."

- "Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir."

- "Cumhurbaşkanı, devletin başkanıdır. Bu sıfatla gerekli gördükçe Meclis ve Bakanlar Kuruluna başkanlık eder."

Aynı gün Mecliste görüşülen tasarı, yapılan konuşmalardan sonra saat 20.30'da oturuma katılan 158 üyenin tamamının oyuyla kabul edildi. Cumhuriyetin ilanı "Yaşasın cumhuriyet" sesleri ve alkışlarla karşılandı. 

Tartışmalara son verildi

Bundan sonra cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi.

Yapılan gizli oylamada 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Mustafa Kemal Atatürk, TBMM tarafından yeni Türk devletinin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bunun üzerine kürsüye gelen Mustafa Kemal, konuşmasını "Türkiye Cumhuriyeti mesut, başarılı ve muzaffer olacaktır." sözüyle tamamladı.

Böylece devletin adı ve rejimiyle ilgili tartışmalara son verildi ve devlet başkanlığı konusu çözüme kavuştu. Hükümetin kurulma şekli yeniden düzenlendi.

Buna göre; Cumhurbaşkanı başbakanı atayacak, başbakan da bakanlarını seçip cumhurbaşkanının onayına sunacaktı. Bu uygulamayla, Meclis Hükümeti Sistemi yerine parlamenter rejime geçilmiş oldu.

İlk hükümeti kurmakla İsmet İnönü görevlendirilirken, Fethi Okyar da TBMM Başkanlığı'na seçildi.

Bayram ilan edildi

Türk halkı, 29 Ekim gecesi ve 30 Ekim günü cumhuriyetin ilanını kutladı. 26 Ekim 1924'te yayımlanan kararname ile cumhuriyetin ilanının 101 pare top atışı ve düzenlenecek etkinliklerle kutlanmasına karar verildi. Karar doğrultusunda 29 Ekim 1924'teki etkinlikler, kutlamaların başlangıcı oldu.

Hariciye Vekaleti, 2 Şubat 1925'te bir kanun teklifiyle 29 Ekim'in bayram olmasını önerdi. Teklif, Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelendi ve 18 Nisan'da karara bağlandı. TBMM'de teklifin 19 Nisan'da kabul edilmesiyle 29 Ekim, 1925 yılından bu yana ''Milli Bayram'' olarak kutlanmaya başlandı.

 

İstanbul

Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı kurulu gücünün 2024 yılında geçen yıla göre yüzde 50 artarak 63 gigavata ulaşacağı öngörülüyor. Bu artışla Türkiye, Avrupa'da en fazla yenilenebilir enerji kapasitesi bulunan 5 ülkeden biri olacak.

AA muhabirinin Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) "Yenilenebilir Enerji 2019" raporundan yaptığı derlemeye göre, küresel yenilenebilir enerji kapasitesinin 2019-2024 döneminde yüzde 50 artarak 3 bin 721 gigavata yükseleceği hesaplanıyor. Bu dönemde, dünya yenilenebilir enerji kurulu gücüne bin 200 gigavat kapasite eklenecek.

Çin, 2024'te dünyadaki kurulu yenilenebilir enerji kapasitesinde bin 219 gigavatla ilk sırada gelirken, bu ülkeyi 411 gigavat temiz enerji kapasitesiyle ABD izleyecek.

ABD'yi 235 gigavat kapasitesiyle Hindistan, 166 gigavatla Almanya, 156 gigavatla Brezilya, 153 gigavatla Japonya takip edecek. Kanada 107, İspanya 81, Fransa 80 ve İtalya 68 gigavatla yenilenebilir enerji kurulu gücü en yüksek olan ilk 10 ülke arasında yer alacak.

Türkiye, basamakları hızla tırmanıyor

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı kurulu gücünü giderek artıran Türkiye'nin ise 2024'te 63 gigavat temiz enerji kapasitesine ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye'nin 42 gigavat seviyesindeki mevcut yenilenebilir enerji kurulu gücü, 2024'te yüzde 50 artmış olacak.

Söz konusu artışla Türkiye, Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya ile Avrupa'da en fazla yenilenebilir enerji kurulu gücü bulunan ilk 5 ülke arasına girecek. Türkiye, bu değerle dünya sıralamasında ise 11'inci sıraya yükselecek.

Türkiye'nin 2018 sonu itibarıyla 5,1 gigavat seviyesinde bulunan güneş enerjisi kurulu gücü, 2024'te iki kat artışla 15,1 gigavata yükselecek. Güneş enerjisindeki ilave 10 gigavat kapasite artışının 3,7 gigavatı dağıtık enerji sistemlerinden sağlanacak.

Rüzgar enerjisi kapasitesi de geçen yıla göre yüzde 84 artarak 2024'te 12,9 gigavata ulaşacak. Bu dönemde, rüzgar enerjisinde 5,9 gigavat ilave kapasite devreye girecek.

Aynı dönemde hidroelektrik kapasitesi 2018'e göre yüzde 11 büyümeyle 31 gigavata çıkacak. Türkiye'nin biyokütledeki kurulu gücü 900 megavat artışla 1,5 gigavata, jeotermal enerjideki kurulu gücü ise 800 megavat artışla 2,1 gigavata yükselecek. Böylece, Türkiye'de 2019-2024'te yaklaşık 21 gigavat temiz enerji kapasitesi devreye alınacak.

Fiyat garantisi gerekiyor

IEA Kıdemli Analisti Heymi Bahar, rapordaki Türkiye verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de daha önce hidroelektrik ağırlıklı yenilenebilir enerji kapasitesinin devreye alındığını fakat 2019-2024 döneminde devreye giren yenilenebilir kapasitesinin yaklaşık yüzde 75'inin güneş ve rüzgar enerjisinden sağlanacağını aktardı.

Bahar, bu kapsamda Türkiye'de önemli bir teknoloji değişimi yaşanacağının altını çizerek, şunları kaydetti:

"Bu dönemde özellikle dağıtık güneş enerjisi kapasitesindeki artış dikkati çekiyor. Beklentimiz, market, fabrika, okul veya organize sanayi bölgeleri (OSB) gibi daha büyük çaplı alanlarda dağıtık güneş enerjisi kurulumlarının devreye alınması. Bu kurulumlar evlerin çatılarında da olacaktır ama asıl büyümenin OSB veya fabrika gibi büyük kapasitelerden sağlanacağını öngörüyoruz. Bu Türkiye için yeni bir sektör olacak. Son çıkan aylık mahsuplaşma yönetmeliğiyle, bu kurulumları düşünüyoruz. Sektörün beklentisi yıllık mahsuplaşma fakat dünyadaki mahsuplaşma trendinin saatlik hatta 15 dakikalık olduğunu düşünürsek, aylık mahsuplaşma iyi bir başlangıç. Ayrıca, yatırım maliyetlerinin de düşmesini bekliyoruz. Bu düşüşle dağıtık sistemler daha cazip hale gelecektir. Finansman, Türkiye için bir belirsizlik oluştursa da ekonomik göstergelerin giderek iyileşmesiyle, daha fazla finansman bu yatırımlara kanalize edilebilir."

Türkiye'deki temiz enerji kapasitesi artışında Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalelerinin küçük ölçekli kapasitelerle yapılacak olmasının da büyümede önemli rol oynayacağını aktaran Bahar, ihalelerde çıkan fiyatların dünyadaki trendi takip ettiğini ifade etti.

Bahar, öte yandan, yenilenebilir enerji yatırımlarında ihale fiyatlarının yanı sıra alım garantilerinin de kapasite artışını etkilediğine dikkati çekerek, "Türkiye de dünyada olduğu gibi önce alım garantisiyle başladı, sonra ihale bazlı modele geçiş yaptı. Yenilenebilir enerji teknolojileri ön yatırımları çok yüksek olduğu için uzun dönemli bir garantiye ihtiyaç duyuyor. Bu miktarlar ister düşük ister yüksek fiyatta olsun, dönemleri 5 yıl veya 15 yıl olsun farketmiyor ama bankadan finansman sağlanması için gerekli. Bu sadece Türkiye için değil tüm dünyada geçerli bir durum." değerlendirmesinde bulundu.

"Offshore rüzgarda potansiyel var"

Bahar, Türkiye'nin yenilenebilir enerji teknolojilerindeki gelişimine ilişkin ise dünyadaki güneş panellerinin yaklaşık yüzde 80'inin Çin veya Çinli şirketler tarafından Asya ülkelerinde üretildiğini aktardı.

Bahar, Hindistan gibi pek çok ülkenin Çin'le rekabette zorlandığına işaret ederek, Türkiye'de yerli panel üretiminde büyük bir iyileşme öngörmediğini ifade etti. Türkiye'nin rüzgar teknolojileri üretiminde ise uzun süredir iyi durumda olduğunu olduğunu kaydeden Bahar, ülkenin bu alanda potansiyelini değerlendirebileceğini anlattı.

Öte yandan, Türkiye'de 2024'e kadar deniz üstü (offshore) rüzgar kurulumu öngörmediklerini belirten Bahar, "Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu ve kıyı derinliğinin fazla olmamasını dikkate aldığımızda, önemli bir offshore potansiyeli olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Avrupa'da offshore kapasitesinde artış bekleniyor. Türkiye de bu alandaki potansiyelini değerlendirmeli." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'a cevaben, "Sayın Başkan, insanlığın baş düşmanı terörizmi yendiğimizde daha fazla can kurtarılacak." ifadesini kullandı.

Türkiye-ABD anlaşmasının detayları
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: İstediklerimizi aldık
ABD Başkan Yardımcısı Pence: ABD ile Türkiye anlaştı
ABD Başkanı Trump: Türkiye'den güzel haberler var, milyonlarca hayat kurtarılacak

 

Donald J. Trump

@realDonaldTrump
· 6h
Great news out of Turkey. News Conference shortly with @VP and @SecPompeo. Thank you to @RTErdogan. Millions of lives will be saved!

 

Recep Tayyip Erdoğan

@RTErdogan
Mr. President, many more lives will be saved when we defeat terrorism, which is humanity's arch enemy. I am confident that this joint effort will promote peace and stability in our region.

40.5K
10:09 PM - Oct 17, 2019
Twitter Ads info and privacy
16.4K people are talking about this
Erdoğan, Twitter'dan Trump'a verdiği yanıtta, "Sayın Başkan, insanlığın baş düşmanı terörizmi yendiğimizde daha fazla can kurtarılacak. Bu ortak çabanın bölgemizde barışı ve istikrarı destekleyeceğinden eminim." paylaşımında bulundu.

Donald Trump da Twitter'dan yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek, "Türkiye'den güzel haberler var, milyonlarca hayat kurtarılacak." ifadelerine yer vermişti.

Milli Savunma Bakanlığından, Barış Pınarı Harekatı'nda etkisiz hale getirilen PKK/YPG'li terörist sayısının 702'ye yükseldiği bildirildi.

Bakanlığın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, şunlar kaydedildi:

"9 Ekim 2019 tarihinde Fırat'ın doğusunda başlatılan Barış Pınarı Harekatı'nda, etkisiz hale getirilen PKK/YPG'li terörist sayısı toplam 702 oldu."

Ankara

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), Suriye Milli Ordusu ile Suriye'nin kuzeyinde terör örgütleri YPG/PKK ve DEAŞ'a karşı yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı devam ediyor.

Milli Savunma Bakanlığının Twitter hesabından Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin yapılan paylaşımda, şunlar kaydedildi: 

"Başarılı şekilde devam eden Barış Pınarı Harekatı'nda etkisiz hale getirilen toplam PKK/PYD-YPG'li terörist sayısı 595 oldu."

 

Rasulayn kırsalında dumanlar yükseliyor

Harekat kapsamında Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinin karşısında bulunan Rasulayn kırsalındaki terör mevzileri ateş altına alınıyor. Terör hedefleri yoğun obüs atışlarıyla vurulurken, bölgeden dumanlar yükseliyor. 

Kentteki çatışma ve patlama sesleri, Ceylanpınar'dan duyuluyor.

Ankara

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab ile telefon görüşmesi yaptı.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Çavuşoğlu, Alman mevkidaşı Maas ve Raab ile telefonda görüştü.

Görüşmenin içeriğine ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Bakan Çavuşoğlu, daha önce ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile telefonda görüşerek Türkiye'nin güney sınırındaki terör hedeflerine yönelik başlattığı Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin bilgi vermişti.

Ankara

Milli Savunma Bakanlığından (MSB), Barış Pınarı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısının 228 olduğu bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Fırat'ın doğusunda başarıyla devam eden Barış Pınarı Harekatı'nda etkisiz hale getirilen PKK/PYD-YPG'li terörist sayısının 228 olduğu kaydedildi.

Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla başlatılan Barış Pınarı Harekatı ikinci gününde devam ediyor.

Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla yürütülen Barış Pınarı Harekatı kapsamında, Tel Abyad'daki terör hedefleri obüs atışlarıyla vuruluyor.


Barış Pınarı Harekatı kapsamında, Tel Abyad'daki terör hedefleri obüs atışlarıyla vuruluyor.

Barış Pınarı Harekatı kapsamında Akçakale'nin karşısındaki Tel Abyad'daki terör örgütü YPG/PKK hedeflerine obüs atışları yapılıyor.

Zaman zaman yoğunlaşan atışlar sonrası bölgeden dumanların yükseldiği gözleniyor.

 

Türk Silahlı Kuvvetlerince obüs atışları aralıklarla sürdürülüyor.

Rasulayn'daki terör hedefleri obüslerle vuruldu

Harekat kapsamında Rasulayn ve çevresinde bulunan terör mevzileri, gece geç saatlere kadar ateş altına alındı.

Günün ilk ışıklarıyla da Rasulayn'daki terör hedefleri aralıklarla obüs atışlarıyla vurulurken, bölgeden dumanların yükseldiği gözlendi.

180'den fazla hedef vuruldu, belirlenen hedefler ele geçirildi

Harekat kapsamında kara ateş destek vasıtalarıyla yapılan atışların ardından belirlenen hedefler 20'den fazla muharip uçakla ateş altına alındı. Hava harekatının ardından bir kez daha topçular görev aldı. Hedefler top ve ÇNRA atışlarıyla vuruldu. Harekat kapsamında 180'den fazla hedef başarıyla imha edildi.

Öte yandan Milli Savunma Bakanlığının Twitter hesabından Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin açıklamada bulunuldu. 

 

Barış Pınarı Harekâtı gece boyunca havadan ve karadan başarıyla sürdürüldü. Belirlenen hedefler ele geçirildi. Harekât planlandığı şekilde başarıyla devam ediyor. 🇹🇷

 
3,831 people are talking about this
 
 

Harekatın planlandığı şekilde başarıyla devam ettiği belirtilen açıklamada, "Barış Pınarı Harekatı, gece boyunca havadan ve karadan başarıyla sürdürüldü. Belirlenen hedefler ele geçirildi." ifadesi kullanıldı.

Suriye Milli Ordusu da Fırat'ın doğusuna girdi

Harekat çerçevesinde, Şanlıurfa'dan yola çıkan ve Suriye Milli Ordusu(SMO) mensuplarını taşıyan 20 zırhlı araç, güvenlik önlemleri altında Akçakale'ye ulaştı. 

Araçlar, daha sonra ilçedeki askeri birliğe giriş yaptı. 


Harekata katılan SMO mensupları, Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinden hareket etti.

Ardından muhalif savaşçılardan oluşan Suriye Milli Ordusu unsurları Fırat Nehri'nin doğusunda YPG/PKK'lı teröristlerin işgalindeki bölgelere girdi.

SMO, Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı’nda, Özgür Suriye Ordusu adı altında TSK'ye destek vererek önemli katkılarda bulunmuştu. 

El Yabse ve Tel Fander köyleri terörden arındırıldı

TSK ve Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye'nin kuzeyinde YPG/PKK ve DEAŞ terör örgütlerine karşı başlatılan Barış Pınarı Harekatı kapsamında, El Yabse ve Tel Fander köyleri terörden arındırıldı.

El Yabse ve Tel Fander, terörden arındırılan ilk iki köy oldu. SMO güçleri, Tel Abyad ilçesinin batısındaki söz konusu iki köyde güvenlik tedbirleri alıyor.

Karargah'ta sabahın ilk saatlerine kadar yoğun mesai

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Fırat'ın doğusundaki teröristlere ait hedeflere yönelik hava harekatları ve kara ateş destek vasıtalarıyla dün başlayan harekatta saat 22.00 itibarıyla kara harekatı safhasına geçildi. Silahlı Kuvvetler Komuta ve Harekat Merkezi’nden harekatı sevk ve idare eden Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve TSK Komuta Kademesi'nin uzun mesaisi gece boyunca devam etti.

Bölgeden gelen anlık görüntüler üzerinden harekatı anbean takip eden Akar, beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ile talimatlar verdi.

Bakan Akar ve Komutanların Karargah'taki mesaisi sabahın ilk ışıklarına kadar devam etti. 

Sınırda askeri hareketlilik sürüyor

Harekat kapsamında Akçakale'de bulunan zırhlı askeri araçlar, sınır hattında sürekli hareket halinde bulunuyor.

Bu arada, zırhlı araçlardan oluşan bir konvoy da Suriye sınırında konuşlu bulunduğu yerden hareket ederek, farklı bir noktaya intikal etti.

İstanbul

TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde basın toplantısında açıklamalarda bulunan Şenol Güneş, 2020 Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu'nda Arnavutluk ve Fransa ile oynayacakları karşılaşmalarda takımının ortaya koyacağı mücadeleye güvendiğini belirtti.

İki rakibin de önemli olduğunun altını çizen Güneş, şu ifadeleri kullandı:

"Grupta 4 müsabakamız kaldı. Maç sayısının azaldığı dönemde maçların önemi daha da fazla oluyor. Grubun favori takımlarından Fransa ile orada oynayacağız. Onu tamamen ikinci plana atıp öncelikle Arnavutluk maçını düşünüyoruz. Hatta dört maçın en önemlisi olarak Arnavutluk karşılaşmasını görüyoruz. Kazandığımızda belki Fransa ile grup birinciliği maçı oynayacağız. Allah korusun aksi bir durumda durumumuzu tekrar gözden geçirebiliriz. Olumsuz bir şey düşünmüyoruz. Allah korusun bunu hiç düşünmüyoruz. Kasım ayında iki maçımız var, biri İzlanda diğeri Andorra. Sahamızdaki Arnavutluk ve İzlanda maçlarını kazandığımızda kesin gideceğimizi düşünüyoruz. Fransa maçı olumsuz olsa bile. Neyi düşünürsek düşünelim bu maç çok önemli. Ayrı bir final havası olacaktır. Biz Arnavutluk'u yendiğimizde Fransa ile final maçı oynayacağımızı söylemiştik. Yoldayız, Mercedes'le mi uçakla mı gideceğiz, göreceğiz. Hızlı mı, yavaş mı bakacağız. Birinci gitmek avantaj çünkü birinci olursanız seri başı olma şansınız olacak."

Arnavutluk'un da İzlanda galibiyetinden sonra bu karşılaşmaya daha büyük önem vereceğini vurgulayan deneyimli teknik adam, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Arnavutluk da aynı şekilde bakıyor. İzlanda'yı yenince bize beraberlik yetmeyeceğinden dolayı galibiyet için oynayacaklarını düşünüyorum. Kendi sahasında sadece Fransa maçı olacağı için tüm maçlarını kazanıp ilk ikide olmak isteyeceklerdir. Bunun da ilk başlangıcı onlar için bizim maç olacaktır. Zor bir maç olacaktır. Arnavutluk iyi oyuncuları olan, Avrupa'da birçok ligde, İtalya'da daha fazla oyuncusu bulunan bir takım. Hocaları da İtalya ligini iyi bilen tecrübeli bir hoca. Oyun sisteminde değişiklik yaptılar. 3-5-2 oynuyorlar. 5-3-2'ye dönebiliyorlar. Hücumda iyi çoğalıyorlar, salt bir savunma yapmıyorlar. Kompakt oynayan bir takım. 3-5-2 oynarken kenardaki oyuncuları tam bir açık gibi oynayabiliyor ve hücuma iyi çıkabiliyorlar. 6 oyuncuyu hücumda görebiliyorsunuz. Pas yapabilen, top oynamaya çalışan bir takım. Andorra ve Moldova gibi savunma ağırlıklı oynamıyorlar. Hücum ve savunmayı birlikte iyi yapmamız gerekiyor. Sahamızda beklenti itibarıyla Arnavutluk'la ilgili olumsuz bir düşünce varsa bunu silmek istiyoruz. Sabırla, dirençli, inançlı, en az onlar kadar koşan bir takım olmak zorundayız."

Dorukhan Toköz'ün sakatlanmasıyla aday kadrodaki oyuncu sayısının 26'ya düştüğünü aktaran Şenol Güneş, "Kendisine geçmiş olsun diliyorum. Bizimle beraber olmayan Abdülkadir, Cengiz, Hasan Ali, Emre Kılınç bunlar da sakatlık sonrası bizimle olmayan oyuncular. Rakiplerimizde de Lloris'in sakatlığı var, onun için de geçmiş olsun diliyoruz. Futbolcu sakatlıkları hayatlarını etkiliyor. Dorukhan için de kadroyu açıkladıktan sonra olduğu için şu an 26 oyuncu ile buradayız. Gelenler arasında ufak tefek sakatlıkları olanlar var, bunların ne kadar süreceğini bilmiyorum. Oynayacak tüm oyuncularımızı en sağlıklı olanları, hem savunmada hem hücumda baskı yaparak oynayacak oyunculardan kurulu olmasını düşünüyoruz. Bugün yarın bir değerlendirme yapacağız." şeklinde konuştu. 

"Saracoğlu ve Arena'da olumsuzluk olmayacağını düşünüyorum"

Milli takımda bir aile havası olduğunu kaydeden Güneş, tüm Türkiye'nin gurur duyacağı bir takım oluşturmak istediklerini aktardı.

Ay-yıldızlı ekibin İstanbul'da oynadığı maçlarda herhangi bir olumsuzluk beklemediğini dile getiren Şenol Güneş, şu değerlendirmede bulundu:

"Hayallerimiz hedeflerimiz var. Halkımız bu umudu bizde gördüğü için sahipleniyor. Onları iyi temsil ettiğimizi düşünüyoruz. Cuma günü taraftarla bütünleşip iyi bir sonuçla ayrılacağımızı düşünüyoruz. Konya'da, Eskişehir'de Antalya'da milli takıma hep sıcak bakıldığını düşünüyorum. Taraftarın profilini milli takıma tam dönüştürmek için biraz zaman ister. Belki bir stadyumu daha fazla kullanmak gerek. Biz belki uzun vadede Olimpiyat sahası olur mu olmaz mı bilmiyorum. Hem Anadolu'yu görmek hem de İstanbul'da olmak istiyoruz. Daha önce sıkıntılar oldu, hatalar yapıldı, onlardan dersler çıkarmalıyız. Bu takım tüm Türkiye'nin takımı. Sahada oynayanlar gönülden bu takımın parçası. Vodafone'da olumsuz bir şey görmüyorum. Saha zemini bozuktu, oyunumuz biraz düşündüğümüzün altındaydı. Dokuz doğurmayı onlar da yaptı. Cumhurbaşkanımızdan işçisine kadar herkes aynı duygu içerisinde oldu. Kendi içim birse yönetim için beşse o duyguyu sahiplenen için daha fazla başarılı olmak isterim. Bu hava var. O maçta bunu gördük. Hep bir kuşkular var, buna katılıyorum. Saraçoğlu ve Arena'da olumsuzluk olmayacağını düşünüyorum. Kulüplerin sahası değil, bütün sahalar hepimizin. Milli takım olarak tüm kulüplerin üzerindeyiz. Tüm kulüplerimiz önemli. Olumsuzluk beklemiyorum. Ama görürsek değerlendiririz."

Güneş, Beşiktaş Teknik Direktörü olduğu dönemde yaşadığı olumsuzluğa da değinerek, "Şükrü Saracoğlu ile ilgili acıyı çeken ben, az çektim, çok çektim, ama oldu benim için kapandı. Devamlı atan biri varsa, yine atsın bana. Her maça gidiyorum Fenerbahçe sahasına, çok da sıcak karşılanıyorum. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında olan Kadıköy semtinde yaşıyorum, yine bir sorunum yok. Yapanın yanlışıydı, herhalde bir daha sahaya gelmemesi gerek. O saldırıyı yapanları gündeme getirip onları prim yaptırmayalım. Artık kötüleri örnek vermeyelim. O sahada seyircinin muhteşem atmosferi ile dünyaya örnek olalım." sözlerine yer verdi. 

Suat Serdar açıklaması

Deneyimli teknik adam, Almanya A Milli Futbol Takımı'na davet edilen Schalke 04 forması giyen Suat Serdar'ı Türk Milli Takımı'na davet ettiklerini ancak oyuncudan bir cevap alamadıklarını açıkladı.

Sezon başında Suat Serdar'ı izlemek için Schalke 04'ün hazırlık maçlarını da izlediğini hatırlatan Şenol Güneş, şöyle konuştu:

"Babası ve kendisiyle görüşmeler yapıldı. Schalke'nin maçlarını izledim. Sırf Suat için gittik. Suat ile ilgili olumsuz bir düşüncemiz yoktu. Geleceğini söyledi, babası da söyledi, evraklarını bekledik, hiç göndermediler. Hala zaman zaman konuştuğumuz oldu ama bu hafta içerisinde Almanya A Milli Takımı'na çağırıldığını duyduk. Gidip gitmediğini bilmiyoruz, evraklarını verip vermediğini bilmiyoruz. Vermişse demek ki orayı seçti, demek ki daha önce onun için hazırlık yaptı. Bu Türkiye'nin ayıbı değil. Oyuncu tercihini kullanabilir, gizlemeye gerek yok, açık açık söyleyebilir. Daha önce Alman milli takımına alınmayacağı söyleniyordu, belki bizi de onun için yan tarafta koymaya çalıştı. Her Türk evladının milli takımda oynama şansı olabileceğini söylüyorum ama tercihlerini başka yere yaparlarsa açık açık söylesinler. Eğer gitmişse hayırlı olsun, gitmemişse gelmesini sizin aracılığınızla söylemiş olalım. Diğerleri için örnek olsun diye söylüyorum, bu milli takım herkesi sahipleneceği bir milli takım olacaktır. Hiçbir ince hesabımız yok."

Schalke 04'te forma giyen ve Ümit Milli Takım aday kadrosunda yer alan Ahmed Kutucu'nun durumuna da değinen Güneş, "Sadece Ahmed Kutucu değil. Onu da izledim, üç mevkide oynayabilecek bir oyuncu, olumlu izlenimlerimiz var. Yine aynı şekilde orada Orkun var, o da iyi bir oyuncu. Fenerbahçe'de Ferdi var, Türk oyuncular var. Edindiğim intiba şu Avrupa'da birçok oyuncu bulunduğu ülkeden teklif alınca bize hiç sormuyorlar. Orada olmadığı zaman bize geliyorlar. Ümit Milli Takım'da kısa sürede A takıma gelebilecek oyuncular var. Genç oyuncular için bireysel konuşmaları doğru bulmuyorum. Hepsi takip ediliyor, Suat ile ilgili giderse üzülürüm. Gelmesi için bir gayretimiz yok derseniz haksızlık yapmış olursunuz. Gelmediği zaman da saygı duyarım, ailesine de hayırlı olsun derim." yorumunu yaptı.

Avrupa kupalarında mücadele eden Türk takımlarının ortaya koyduğu performansı da değerlendiren Güneş, "Avrupa kuplarında takımlarımızın başarısızlığı son dakikaya sığdı. Son dakikada golleri yemeseler 5 fazla puanımız olacaktı. Üç takımımız da son dakikada golü yedi. Böyle futbolda talihsizlikler olabilir. Bunu genellemek, çok kötü demek doğru değil. Eksiklerimiz, sorunlarımız var doğru. Çok olumsuz bakmıyorum. Gönlümüzden geçen puanımızı arttırmak. Genel itibarıyla ligimizde istenilen tempoyu daha bulmadık belki bu aradan sonra bulacaklardır. Bu halimizle bile netice alınabilirdi." diye konuştu.

Şenol Güneş'ten Abdullah Avcı'ya yanıt

Deneyimli teknik adam, Beşiktaş Teknik Direktörü Abdullah Avcı'nın kendiyle ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şunları kaydetti:

"Kabul etmek lazım, büyük kulüpler, büyük hocalar, büyük oyuncular barındırırlar. O camianın içinde koltuğa geldiğiniz zaman bazen büyütürsünüz bazen küçültürsünüz. Ne yaptığınızı zaman gösterir. O ifadeler bana söylenen ifadeler değildir. Bulunduğu durum itibarıyla doğaçlama çıkan ifadeler diye bakıyorum. Çünkü benim öğrencim, saygısızlık yapacağını düşünmüyorum. İfadelerin çekilmesi başka taraflara gidebilir. Geçen seneki iki oyuncu Adriano ve Caner ile ilgili konuşuldu. Adriano gitti sanıyordum, keşke tutsaydılar. Olumsuz ifadelerine cevap vermek istemiyorum ama moral bozukluğu sebepli bir ifade olduğunu düşünüyorum. Bugün morali daha farklı. Baktığınız zaman Abdullah Avcı'nın yüzü dünden farklıydı. Keşke hep gülsün. Onların arasında beni de hatırlamak için söylemiştir. Eğer başarısızlık varsa, 3-5 maçta bana ihtiyaç varsa yardımcı olurum. İster ismimi kullanır, ister kendim giderek. Onunla da konuşuruz. Hocalarımızın duygu kırılmalarında yardımcı oluruz, kendisine başarılar diliyorum."

Milli takıma ilginin artmasıyla ilgili de konuşan Şenol Güneş, "Taraftarın olağanüstü ilgisi sevgisi var bu güzel bir şey. Biletler bitmiş, heyecan, coşku yeniden başlasın ve güzel bir maç olsun. Aynı duygu ve düşünceyi taşıyoruz. Tabii ki farklı düşüncelerimiz olacak, eleştiriler olacak, cevap vereceğiz. Bazen eksik kalacağız, Abdullah Hoca'nın olduğu gibi durum gibi olacak zor duruma düşeceksiniz. Bu ülke bizim takımımız. Her alanda birlikte düşünebilen ülke menfaatine kullanılacak bir ortama getirmek hepimizin görevi." değerlendirmesinde bulundu.

Caner Erkin'in aday kadroda olmamasına da değinen Güneş, "Caner istikrarsız gidiyordu, savunma olarak çok zayıf, hücum olarak geçen sene iyi maçları vardı. Belki hocaya da yardımcı olur, Caner'in sorunlarıyla ilgilendiğiniz zaman, kendi kafasını futbola verdiği zaman daha iyi oynuyor. İnşallah o sorunları halletmiştir. Halledemedim, gücüm yetmedi, başkan da biliyor sorunları, hoca da şimdi biliyordur. Son müsabakada oynadığı zaman daha iyi oynadı. Bu sene de dalgalanma geçiriyor. Olabilecek bir oyuncu ama bu maçtan önceki düşünceye göre yok ama gerekirse alınır. Güven ile ilgili Beşiktaş'ın sadece saha içi sorunu yok. Dikkat dağınıklığı da var. Benim tanıdığım Dorukhan ve Güven bu değildi, Abdullah Hoca yüzünden oluyor demiyorum. Sakın öyle anlamayın. Güven'in bir dağınıklık içerisinde, sanki şaşkın, bir boşlukta olduğunu hissettim. Dorukhan'da da kısmen vardı. Genel bir hava mı bilmiyorum. Buna rağmen Güven'i oynattım, maçta da iyi değildi. Bu maçta da oynatmayı düşünmüyorum. Oynamaya aday olacaksa yine alırım. Onu şimdi ümit takımda bıraktım. Ümit Milli Takım'da 5-6 oyuncuyu bir grup olarak düşünüyorum. Orada buraya gelip beklemesi yerine, oynaması daha iyi oyuncular var. Onlar da gelebilirler, çünkü bizim oyuncularımız. A takımda muhtemel olması gereken alınamayan Caner, Gökhan, kaleci Serkan onları oynatmayacaksak almanın bir anlamı yok." açıklamasını yaptı.

Şenol Güneş, "Burak Yılmaz sakatlıktan döndü. Cenk de kadroda. Çift forvetle sahaya çıkabilir miyiz?" sorusuna ise "Yani kafama taktım herhalde. Onun için söyleyeceğim, Burak da Abdullah Hoca'nın oyuncusu. Yeniden dönüş yaptı. Ne kadar hazırdır bilmiyorum ama beklediğim seviyenin altındaydı. Burak kalitesi belli bir oyuncu. Tempo olarak eksik olsa bile iyi bir oyuncu. Aynı şekilde Cenk de antrenmana çıkan ama maç oynamayan bir durumda. İkisini oynatır mıyız, oynatmaz mıyız, ona bakacağız. Başka mevkiye mi kaydırırız. Diğer oyunculara, rakibin durumuna bakacağız. Cenk de Burak da inandığım oyuncular. İnandığınız oyuncuyu her zaman oynatır mısınız, durumuna bağlı olarak değişir. Her ikisinin de tecrübesi ve liderlikleriyle çok büyük katkı yapacağını düşünüyorum." şeklinde cevap verdi. 

"Milli forma konusunda girişim yapıldı"

Şenol Güneş, "Birçok milli takımın maçlarını sürekli oynadığı bir evi var. Bizim sürekli farklı statlarda oynamamız, dezavantaj mı? Bir de klasik formamızı yeniden giyecek miyiz?" sorularını ise şöyle yanıtladı:

"Düşüncenize katılıyorum. Bu maçlar bittiğinde inşallah gruptan çıktığımızda konuşacağımız çok konu var. Futbolun paydaşlarıyla beraber. Bu iki başlık, ayrı bir başlık. Halkın takımı olduğumuza göre onların görüşlerini alarak böyle bir şeye ben öncelik olarak bakıyorum ama birlikte forma ve saha konusuna karar veririz. Milli forma konusunda girişim yapıldı ama forma siparişi 1 sene öncesinden veriliyor. Zannediyorum gelecek sene için böyle bir düşünce var. Kasım ayından sonra bu iki başlığı da 'Nasıl bir milli takım istiyorsunuz?' başlığıyla konuşup açık yapmak gerekiyor."

Taraftarların maçlara milli takım formasıyla gelmesinin önemine de değinen Güneş, "Kulüp forması ile gelmek yerine milli takım forması ile gelin. Bir baba iki çocuğu varsa birini seviyor değil, ama o gün hepsini kucaklamamız gerekiyor. Tüm kulüplerin bizi sevmesini istiyoruz. Kırmızı-beyaz güzel bir renk, daha önce siyah-beyaz demiştiniz diyecekler ama kırmızı-beyaz Türkiye'nin bayrağı. İçinde siyah da var gerçi. Bayraklarımızla, yüreğimizle, sesimizle sahada olalım." ifadelerini kullandı.

Kötü bir fikstürü geride bıraktıklarını aktaran Şenol Güneş, "Çok kötü bir fikstür vardı, Allah'a şükür o fikstürü geçtik. Tekrar Fransa, İzlanda üst üste oynayabilirdik. İzlanda hiç gidip gelmedi, bir defa gidip geldi, onuda da kaybetti. Şimdi yine iki maç sahasında. Uzakta olduğu için ona böyle bir şans verilmesi, rakipleri rahatsız eder. Biz büyük bir maç sonrası, 6,5 saatte İzlanda'ya gittik." sözlerine yer verdi.

Ankara

Türkiye'de "Egemenlik kayıtsız, şartsız milletindir." kuralını devlet yönetimine yerleştiren ve demokrasiyi taçlandıran cumhuriyetin ilanının üzerinden 96 yıl geçti.

Milli Mücadele'nin zaferle sonuçlanmasının ardından Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk, yeni Türk devletinin yüzünü çağdaşlaşma ve demokrasiye çevirdi.

Ankara'nın Türkiye devletinin hükümet merkezi olmasının ardından mevcut rejimin isminin de bütün açıklığıyla konulması, yeni devletin başkanının da seçilmesi gerekiyordu. O güne kadar devlet başkanlığı görevi, Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı olarak Atatürk tarafından yürütülmüştü.

Bazı yabancı ülkeler de Lozan Antlaşması'nın onayı için Türkiye'deki yeni devlet rejiminin daha açık şekilde belirlenmesini istiyorlardı. Bu sıralarda İcra Vekilleri Heyeti'nin istifası ve Meclisin güvenini kazanacak bir kabine listesinin oluşturulamaması da bu soruna acil çözüm gerektirdi.

25 Ekim 1923'te ise hükümetin istifasıyla bir bunalım ortaya çıktı. Bu olay Atatürk'e, cumhuriyeti ilan etmek için beklediği fırsatı verdi. 28 Ekim 1923 akşamına kadar hükümetin kurulamaması üzerine Mustafa Kemal Paşa, Çankaya Köşkü'nde arkadaşlarına "Yarın cumhuriyeti ilan edeceğiz." diyerek fikrini açıkladı.  

Atatürk o gece, İsmet İnönü ile 1921 Anayasası'nın bazı maddelerini değiştiren kanun tasarısını da hazırladı.

29 Ekim 1923'te parti grubunda görüşe sunulan tasarıda yer alan bazı hükümler şunlardı:

- "Türkiye Devleti'nin hükümet şekli cumhuriyettir."

- "Türkiye Devleti, yönetim birimlerini Bakanlar Kurulu aracılığıyla yönetir."

- "Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisi tarafından kendi üyeleri arasından bir seçim dönemi için seçilir."

- "Cumhurbaşkanı, devletin başkanıdır. Bu sıfatla gerekli gördükçe Meclis ve Bakanlar Kuruluna başkanlık eder."

Aynı gün Mecliste görüşülen tasarı, yapılan konuşmalardan sonra saat 20.30'da oturuma katılan 158 üyenin tamamının oyuyla kabul edildi. Cumhuriyetin ilanı "Yaşasın cumhuriyet" sesleri ve alkışlarla karşılandı. 

Tartışmalara son verildi

Bundan sonra cumhurbaşkanlığı seçimine geçildi.

Yapılan gizli oylamada 158 milletvekilinin tamamının oyunu alan Mustafa Kemal Atatürk, TBMM tarafından yeni Türk devletinin ilk cumhurbaşkanı seçildi. Bunun üzerine kürsüye gelen Mustafa Kemal, konuşmasını "Türkiye Cumhuriyeti mesut, başarılı ve muzaffer olacaktır." sözüyle tamamladı.

Böylece devletin adı ve rejimiyle ilgili tartışmalara son verildi ve devlet başkanlığı konusu çözüme kavuştu. Hükümetin kurulma şekli yeniden düzenlendi.

Buna göre; Cumhurbaşkanı başbakanı atayacak, başbakan da bakanlarını seçip cumhurbaşkanının onayına sunacaktı. Bu uygulamayla, Meclis Hükümeti Sistemi yerine parlamenter rejime geçilmiş oldu.

İlk hükümeti kurmakla İsmet İnönü görevlendirilirken, Fethi Okyar da TBMM Başkanlığı'na seçildi.

Bayram ilan edildi

Türk halkı, 29 Ekim gecesi ve 30 Ekim günü cumhuriyetin ilanını kutladı. 26 Ekim 1924'te yayımlanan kararname ile cumhuriyetin ilanının 101 pare top atışı ve düzenlenecek etkinliklerle kutlanmasına karar verildi. Karar doğrultusunda 29 Ekim 1924'teki etkinlikler, kutlamaların başlangıcı oldu.

Hariciye Vekaleti, 2 Şubat 1925'te bir kanun teklifiyle 29 Ekim'in bayram olmasını önerdi. Teklif, Meclis Anayasa Komisyonu tarafından incelendi ve 18 Nisan'da karara bağlandı. TBMM'de teklifin 19 Nisan'da kabul edilmesiyle 29 Ekim, 1925 yılından bu yana ''Milli Bayram'' olarak kutlanmaya başlandı.

 

İstanbul

Türkiye'nin yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı kurulu gücünün 2024 yılında geçen yıla göre yüzde 50 artarak 63 gigavata ulaşacağı öngörülüyor. Bu artışla Türkiye, Avrupa'da en fazla yenilenebilir enerji kapasitesi bulunan 5 ülkeden biri olacak.

AA muhabirinin Uluslararası Enerji Ajansı'nın (IEA) "Yenilenebilir Enerji 2019" raporundan yaptığı derlemeye göre, küresel yenilenebilir enerji kapasitesinin 2019-2024 döneminde yüzde 50 artarak 3 bin 721 gigavata yükseleceği hesaplanıyor. Bu dönemde, dünya yenilenebilir enerji kurulu gücüne bin 200 gigavat kapasite eklenecek.

Çin, 2024'te dünyadaki kurulu yenilenebilir enerji kapasitesinde bin 219 gigavatla ilk sırada gelirken, bu ülkeyi 411 gigavat temiz enerji kapasitesiyle ABD izleyecek.

ABD'yi 235 gigavat kapasitesiyle Hindistan, 166 gigavatla Almanya, 156 gigavatla Brezilya, 153 gigavatla Japonya takip edecek. Kanada 107, İspanya 81, Fransa 80 ve İtalya 68 gigavatla yenilenebilir enerji kurulu gücü en yüksek olan ilk 10 ülke arasında yer alacak.

Türkiye, basamakları hızla tırmanıyor

Yenilenebilir enerji kaynaklarına dayalı kurulu gücünü giderek artıran Türkiye'nin ise 2024'te 63 gigavat temiz enerji kapasitesine ulaşacağı öngörülüyor. Türkiye'nin 42 gigavat seviyesindeki mevcut yenilenebilir enerji kurulu gücü, 2024'te yüzde 50 artmış olacak.

Söz konusu artışla Türkiye, Almanya, İspanya, Fransa ve İtalya ile Avrupa'da en fazla yenilenebilir enerji kurulu gücü bulunan ilk 5 ülke arasına girecek. Türkiye, bu değerle dünya sıralamasında ise 11'inci sıraya yükselecek.

Türkiye'nin 2018 sonu itibarıyla 5,1 gigavat seviyesinde bulunan güneş enerjisi kurulu gücü, 2024'te iki kat artışla 15,1 gigavata yükselecek. Güneş enerjisindeki ilave 10 gigavat kapasite artışının 3,7 gigavatı dağıtık enerji sistemlerinden sağlanacak.

Rüzgar enerjisi kapasitesi de geçen yıla göre yüzde 84 artarak 2024'te 12,9 gigavata ulaşacak. Bu dönemde, rüzgar enerjisinde 5,9 gigavat ilave kapasite devreye girecek.

Aynı dönemde hidroelektrik kapasitesi 2018'e göre yüzde 11 büyümeyle 31 gigavata çıkacak. Türkiye'nin biyokütledeki kurulu gücü 900 megavat artışla 1,5 gigavata, jeotermal enerjideki kurulu gücü ise 800 megavat artışla 2,1 gigavata yükselecek. Böylece, Türkiye'de 2019-2024'te yaklaşık 21 gigavat temiz enerji kapasitesi devreye alınacak.

Fiyat garantisi gerekiyor

IEA Kıdemli Analisti Heymi Bahar, rapordaki Türkiye verilerine ilişkin yaptığı değerlendirmede, Türkiye'de daha önce hidroelektrik ağırlıklı yenilenebilir enerji kapasitesinin devreye alındığını fakat 2019-2024 döneminde devreye giren yenilenebilir kapasitesinin yaklaşık yüzde 75'inin güneş ve rüzgar enerjisinden sağlanacağını aktardı.

Bahar, bu kapsamda Türkiye'de önemli bir teknoloji değişimi yaşanacağının altını çizerek, şunları kaydetti:

"Bu dönemde özellikle dağıtık güneş enerjisi kapasitesindeki artış dikkati çekiyor. Beklentimiz, market, fabrika, okul veya organize sanayi bölgeleri (OSB) gibi daha büyük çaplı alanlarda dağıtık güneş enerjisi kurulumlarının devreye alınması. Bu kurulumlar evlerin çatılarında da olacaktır ama asıl büyümenin OSB veya fabrika gibi büyük kapasitelerden sağlanacağını öngörüyoruz. Bu Türkiye için yeni bir sektör olacak. Son çıkan aylık mahsuplaşma yönetmeliğiyle, bu kurulumları düşünüyoruz. Sektörün beklentisi yıllık mahsuplaşma fakat dünyadaki mahsuplaşma trendinin saatlik hatta 15 dakikalık olduğunu düşünürsek, aylık mahsuplaşma iyi bir başlangıç. Ayrıca, yatırım maliyetlerinin de düşmesini bekliyoruz. Bu düşüşle dağıtık sistemler daha cazip hale gelecektir. Finansman, Türkiye için bir belirsizlik oluştursa da ekonomik göstergelerin giderek iyileşmesiyle, daha fazla finansman bu yatırımlara kanalize edilebilir."

Türkiye'deki temiz enerji kapasitesi artışında Yenilenebilir Enerji Kaynak Alanları (YEKA) ihalelerinin küçük ölçekli kapasitelerle yapılacak olmasının da büyümede önemli rol oynayacağını aktaran Bahar, ihalelerde çıkan fiyatların dünyadaki trendi takip ettiğini ifade etti.

Bahar, öte yandan, yenilenebilir enerji yatırımlarında ihale fiyatlarının yanı sıra alım garantilerinin de kapasite artışını etkilediğine dikkati çekerek, "Türkiye de dünyada olduğu gibi önce alım garantisiyle başladı, sonra ihale bazlı modele geçiş yaptı. Yenilenebilir enerji teknolojileri ön yatırımları çok yüksek olduğu için uzun dönemli bir garantiye ihtiyaç duyuyor. Bu miktarlar ister düşük ister yüksek fiyatta olsun, dönemleri 5 yıl veya 15 yıl olsun farketmiyor ama bankadan finansman sağlanması için gerekli. Bu sadece Türkiye için değil tüm dünyada geçerli bir durum." değerlendirmesinde bulundu.

"Offshore rüzgarda potansiyel var"

Bahar, Türkiye'nin yenilenebilir enerji teknolojilerindeki gelişimine ilişkin ise dünyadaki güneş panellerinin yaklaşık yüzde 80'inin Çin veya Çinli şirketler tarafından Asya ülkelerinde üretildiğini aktardı.

Bahar, Hindistan gibi pek çok ülkenin Çin'le rekabette zorlandığına işaret ederek, Türkiye'de yerli panel üretiminde büyük bir iyileşme öngörmediğini ifade etti. Türkiye'nin rüzgar teknolojileri üretiminde ise uzun süredir iyi durumda olduğunu olduğunu kaydeden Bahar, ülkenin bu alanda potansiyelini değerlendirebileceğini anlattı.

Öte yandan, Türkiye'de 2024'e kadar deniz üstü (offshore) rüzgar kurulumu öngörmediklerini belirten Bahar, "Türkiye'nin üç tarafının denizlerle çevrili olduğunu ve kıyı derinliğinin fazla olmamasını dikkate aldığımızda, önemli bir offshore potansiyeli olduğunu söyleyebiliriz. Özellikle Avrupa'da offshore kapasitesinde artış bekleniyor. Türkiye de bu alandaki potansiyelini değerlendirmeli." ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, ABD Başkanı Donald Trump'a cevaben, "Sayın Başkan, insanlığın baş düşmanı terörizmi yendiğimizde daha fazla can kurtarılacak." ifadesini kullandı.

Türkiye-ABD anlaşmasının detayları
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu: İstediklerimizi aldık
ABD Başkan Yardımcısı Pence: ABD ile Türkiye anlaştı
ABD Başkanı Trump: Türkiye'den güzel haberler var, milyonlarca hayat kurtarılacak

 

Donald J. Trump

@realDonaldTrump
· 6h
Great news out of Turkey. News Conference shortly with @VP and @SecPompeo. Thank you to @RTErdogan. Millions of lives will be saved!

 

Recep Tayyip Erdoğan

@RTErdogan
Mr. President, many more lives will be saved when we defeat terrorism, which is humanity's arch enemy. I am confident that this joint effort will promote peace and stability in our region.

40.5K
10:09 PM - Oct 17, 2019
Twitter Ads info and privacy
16.4K people are talking about this
Erdoğan, Twitter'dan Trump'a verdiği yanıtta, "Sayın Başkan, insanlığın baş düşmanı terörizmi yendiğimizde daha fazla can kurtarılacak. Bu ortak çabanın bölgemizde barışı ve istikrarı destekleyeceğinden eminim." paylaşımında bulundu.

Donald Trump da Twitter'dan yaptığı paylaşımda Cumhurbaşkanı Erdoğan'a teşekkür ederek, "Türkiye'den güzel haberler var, milyonlarca hayat kurtarılacak." ifadelerine yer vermişti.

Milli Savunma Bakanlığından, Barış Pınarı Harekatı'nda etkisiz hale getirilen PKK/YPG'li terörist sayısının 702'ye yükseldiği bildirildi.

Bakanlığın Twitter hesabından yapılan paylaşımda, şunlar kaydedildi:

"9 Ekim 2019 tarihinde Fırat'ın doğusunda başlatılan Barış Pınarı Harekatı'nda, etkisiz hale getirilen PKK/YPG'li terörist sayısı toplam 702 oldu."

Ankara

Türk Silahlı Kuvvetlerinin (TSK), Suriye Milli Ordusu ile Suriye'nin kuzeyinde terör örgütleri YPG/PKK ve DEAŞ'a karşı yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı devam ediyor.

Milli Savunma Bakanlığının Twitter hesabından Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin yapılan paylaşımda, şunlar kaydedildi: 

"Başarılı şekilde devam eden Barış Pınarı Harekatı'nda etkisiz hale getirilen toplam PKK/PYD-YPG'li terörist sayısı 595 oldu."

 

Rasulayn kırsalında dumanlar yükseliyor

Harekat kapsamında Şanlıurfa'nın Ceylanpınar ilçesinin karşısında bulunan Rasulayn kırsalındaki terör mevzileri ateş altına alınıyor. Terör hedefleri yoğun obüs atışlarıyla vurulurken, bölgeden dumanlar yükseliyor. 

Kentteki çatışma ve patlama sesleri, Ceylanpınar'dan duyuluyor.

Ankara

Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas ve İngiltere Dışişleri Bakanı Dominic Raab ile telefon görüşmesi yaptı.

Diplomatik kaynaklardan edinilen bilgiye göre, Çavuşoğlu, Alman mevkidaşı Maas ve Raab ile telefonda görüştü.

Görüşmenin içeriğine ilişkin bilgi paylaşılmadı.

Bakan Çavuşoğlu, daha önce ABD Dışişleri Bakanı Mike Pompeo, Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov ve İran Dışişleri Bakanı Cevad Zarif ile telefonda görüşerek Türkiye'nin güney sınırındaki terör hedeflerine yönelik başlattığı Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin bilgi vermişti.

Ankara

Milli Savunma Bakanlığından (MSB), Barış Pınarı Harekatı kapsamında etkisiz hale getirilen terörist sayısının 228 olduğu bildirildi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Fırat'ın doğusunda başarıyla devam eden Barış Pınarı Harekatı'nda etkisiz hale getirilen PKK/PYD-YPG'li terörist sayısının 228 olduğu kaydedildi.

Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla başlatılan Barış Pınarı Harekatı ikinci gününde devam ediyor.

Türkiye'nin güney sınırında oluşturulmaya çalışılan terör koridorunu yok etmek, bölgeye barış ve huzuru getirmek amacıyla yürütülen Barış Pınarı Harekatı kapsamında, Tel Abyad'daki terör hedefleri obüs atışlarıyla vuruluyor.


Barış Pınarı Harekatı kapsamında, Tel Abyad'daki terör hedefleri obüs atışlarıyla vuruluyor.

Barış Pınarı Harekatı kapsamında Akçakale'nin karşısındaki Tel Abyad'daki terör örgütü YPG/PKK hedeflerine obüs atışları yapılıyor.

Zaman zaman yoğunlaşan atışlar sonrası bölgeden dumanların yükseldiği gözleniyor.

 

Türk Silahlı Kuvvetlerince obüs atışları aralıklarla sürdürülüyor.

Rasulayn'daki terör hedefleri obüslerle vuruldu

Harekat kapsamında Rasulayn ve çevresinde bulunan terör mevzileri, gece geç saatlere kadar ateş altına alındı.

Günün ilk ışıklarıyla da Rasulayn'daki terör hedefleri aralıklarla obüs atışlarıyla vurulurken, bölgeden dumanların yükseldiği gözlendi.

180'den fazla hedef vuruldu, belirlenen hedefler ele geçirildi

Harekat kapsamında kara ateş destek vasıtalarıyla yapılan atışların ardından belirlenen hedefler 20'den fazla muharip uçakla ateş altına alındı. Hava harekatının ardından bir kez daha topçular görev aldı. Hedefler top ve ÇNRA atışlarıyla vuruldu. Harekat kapsamında 180'den fazla hedef başarıyla imha edildi.

Öte yandan Milli Savunma Bakanlığının Twitter hesabından Barış Pınarı Harekatı'na ilişkin açıklamada bulunuldu. 

 

Barış Pınarı Harekâtı gece boyunca havadan ve karadan başarıyla sürdürüldü. Belirlenen hedefler ele geçirildi. Harekât planlandığı şekilde başarıyla devam ediyor. 🇹🇷

 
3,831 people are talking about this
 
 

Harekatın planlandığı şekilde başarıyla devam ettiği belirtilen açıklamada, "Barış Pınarı Harekatı, gece boyunca havadan ve karadan başarıyla sürdürüldü. Belirlenen hedefler ele geçirildi." ifadesi kullanıldı.

Suriye Milli Ordusu da Fırat'ın doğusuna girdi

Harekat çerçevesinde, Şanlıurfa'dan yola çıkan ve Suriye Milli Ordusu(SMO) mensuplarını taşıyan 20 zırhlı araç, güvenlik önlemleri altında Akçakale'ye ulaştı. 

Araçlar, daha sonra ilçedeki askeri birliğe giriş yaptı. 


Harekata katılan SMO mensupları, Şanlıurfa'nın Akçakale ilçesinden hareket etti.

Ardından muhalif savaşçılardan oluşan Suriye Milli Ordusu unsurları Fırat Nehri'nin doğusunda YPG/PKK'lı teröristlerin işgalindeki bölgelere girdi.

SMO, Fırat Kalkanı Harekatı ve Zeytin Dalı Harekatı’nda, Özgür Suriye Ordusu adı altında TSK'ye destek vererek önemli katkılarda bulunmuştu. 

El Yabse ve Tel Fander köyleri terörden arındırıldı

TSK ve Suriye Milli Ordusu (SMO) ile Suriye'nin kuzeyinde YPG/PKK ve DEAŞ terör örgütlerine karşı başlatılan Barış Pınarı Harekatı kapsamında, El Yabse ve Tel Fander köyleri terörden arındırıldı.

El Yabse ve Tel Fander, terörden arındırılan ilk iki köy oldu. SMO güçleri, Tel Abyad ilçesinin batısındaki söz konusu iki köyde güvenlik tedbirleri alıyor.

Karargah'ta sabahın ilk saatlerine kadar yoğun mesai

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından Fırat'ın doğusundaki teröristlere ait hedeflere yönelik hava harekatları ve kara ateş destek vasıtalarıyla dün başlayan harekatta saat 22.00 itibarıyla kara harekatı safhasına geçildi. Silahlı Kuvvetler Komuta ve Harekat Merkezi’nden harekatı sevk ve idare eden Milli Savunma Bakanı Hulusi Akar ve TSK Komuta Kademesi'nin uzun mesaisi gece boyunca devam etti.

Bölgeden gelen anlık görüntüler üzerinden harekatı anbean takip eden Akar, beraberindeki Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Güler ve Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Ümit Dündar ile talimatlar verdi.

Bakan Akar ve Komutanların Karargah'taki mesaisi sabahın ilk ışıklarına kadar devam etti. 

Sınırda askeri hareketlilik sürüyor

Harekat kapsamında Akçakale'de bulunan zırhlı askeri araçlar, sınır hattında sürekli hareket halinde bulunuyor.

Bu arada, zırhlı araçlardan oluşan bir konvoy da Suriye sınırında konuşlu bulunduğu yerden hareket ederek, farklı bir noktaya intikal etti.

İstanbul

TFF Hasan Doğan Milli Takımlar Kamp ve Eğitim Tesisleri'nde basın toplantısında açıklamalarda bulunan Şenol Güneş, 2020 Avrupa Şampiyonası Eleme Grubu'nda Arnavutluk ve Fransa ile oynayacakları karşılaşmalarda takımının ortaya koyacağı mücadeleye güvendiğini belirtti.

İki rakibin de önemli olduğunun altını çizen Güneş, şu ifadeleri kullandı:

"Grupta 4 müsabakamız kaldı. Maç sayısının azaldığı dönemde maçların önemi daha da fazla oluyor. Grubun favori takımlarından Fransa ile orada oynayacağız. Onu tamamen ikinci plana atıp öncelikle Arnavutluk maçını düşünüyoruz. Hatta dört maçın en önemlisi olarak Arnavutluk karşılaşmasını görüyoruz. Kazandığımızda belki Fransa ile grup birinciliği maçı oynayacağız. Allah korusun aksi bir durumda durumumuzu tekrar gözden geçirebiliriz. Olumsuz bir şey düşünmüyoruz. Allah korusun bunu hiç düşünmüyoruz. Kasım ayında iki maçımız var, biri İzlanda diğeri Andorra. Sahamızdaki Arnavutluk ve İzlanda maçlarını kazandığımızda kesin gideceğimizi düşünüyoruz. Fransa maçı olumsuz olsa bile. Neyi düşünürsek düşünelim bu maç çok önemli. Ayrı bir final havası olacaktır. Biz Arnavutluk'u yendiğimizde Fransa ile final maçı oynayacağımızı söylemiştik. Yoldayız, Mercedes'le mi uçakla mı gideceğiz, göreceğiz. Hızlı mı, yavaş mı bakacağız. Birinci gitmek avantaj çünkü birinci olursanız seri başı olma şansınız olacak."

Arnavutluk'un da İzlanda galibiyetinden sonra bu karşılaşmaya daha büyük önem vereceğini vurgulayan deneyimli teknik adam, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Arnavutluk da aynı şekilde bakıyor. İzlanda'yı yenince bize beraberlik yetmeyeceğinden dolayı galibiyet için oynayacaklarını düşünüyorum. Kendi sahasında sadece Fransa maçı olacağı için tüm maçlarını kazanıp ilk ikide olmak isteyeceklerdir. Bunun da ilk başlangıcı onlar için bizim maç olacaktır. Zor bir maç olacaktır. Arnavutluk iyi oyuncuları olan, Avrupa'da birçok ligde, İtalya'da daha fazla oyuncusu bulunan bir takım. Hocaları da İtalya ligini iyi bilen tecrübeli bir hoca. Oyun sisteminde değişiklik yaptılar. 3-5-2 oynuyorlar. 5-3-2'ye dönebiliyorlar. Hücumda iyi çoğalıyorlar, salt bir savunma yapmıyorlar. Kompakt oynayan bir takım. 3-5-2 oynarken kenardaki oyuncuları tam bir açık gibi oynayabiliyor ve hücuma iyi çıkabiliyorlar. 6 oyuncuyu hücumda görebiliyorsunuz. Pas yapabilen, top oynamaya çalışan bir takım. Andorra ve Moldova gibi savunma ağırlıklı oynamıyorlar. Hücum ve savunmayı birlikte iyi yapmamız gerekiyor. Sahamızda beklenti itibarıyla Arnavutluk'la ilgili olumsuz bir düşünce varsa bunu silmek istiyoruz. Sabırla, dirençli, inançlı, en az onlar kadar koşan bir takım olmak zorundayız."

Dorukhan Toköz'ün sakatlanmasıyla aday kadrodaki oyuncu sayısının 26'ya düştüğünü aktaran Şenol Güneş, "Kendisine geçmiş olsun diliyorum. Bizimle beraber olmayan Abdülkadir, Cengiz, Hasan Ali, Emre Kılınç bunlar da sakatlık sonrası bizimle olmayan oyuncular. Rakiplerimizde de Lloris'in sakatlığı var, onun için de geçmiş olsun diliyoruz. Futbolcu sakatlıkları hayatlarını etkiliyor. Dorukhan için de kadroyu açıkladıktan sonra olduğu için şu an 26 oyuncu ile buradayız. Gelenler arasında ufak tefek sakatlıkları olanlar var, bunların ne kadar süreceğini bilmiyorum. Oynayacak tüm oyuncularımızı en sağlıklı olanları, hem savunmada hem hücumda baskı yaparak oynayacak oyunculardan kurulu olmasını düşünüyoruz. Bugün yarın bir değerlendirme yapacağız." şeklinde konuştu. 

"Saracoğlu ve Arena'da olumsuzluk olmayacağını düşünüyorum"

Milli takımda bir aile havası olduğunu kaydeden Güneş, tüm Türkiye'nin gurur duyacağı bir takım oluşturmak istediklerini aktardı.

Ay-yıldızlı ekibin İstanbul'da oynadığı maçlarda herhangi bir olumsuzluk beklemediğini dile getiren Şenol Güneş, şu değerlendirmede bulundu:

"Hayallerimiz hedeflerimiz var. Halkımız bu umudu bizde gördüğü için sahipleniyor. Onları iyi temsil ettiğimizi düşünüyoruz. Cuma günü taraftarla bütünleşip iyi bir sonuçla ayrılacağımızı düşünüyoruz. Konya'da, Eskişehir'de Antalya'da milli takıma hep sıcak bakıldığını düşünüyorum. Taraftarın profilini milli takıma tam dönüştürmek için biraz zaman ister. Belki bir stadyumu daha fazla kullanmak gerek. Biz belki uzun vadede Olimpiyat sahası olur mu olmaz mı bilmiyorum. Hem Anadolu'yu görmek hem de İstanbul'da olmak istiyoruz. Daha önce sıkıntılar oldu, hatalar yapıldı, onlardan dersler çıkarmalıyız. Bu takım tüm Türkiye'nin takımı. Sahada oynayanlar gönülden bu takımın parçası. Vodafone'da olumsuz bir şey görmüyorum. Saha zemini bozuktu, oyunumuz biraz düşündüğümüzün altındaydı. Dokuz doğurmayı onlar da yaptı. Cumhurbaşkanımızdan işçisine kadar herkes aynı duygu içerisinde oldu. Kendi içim birse yönetim için beşse o duyguyu sahiplenen için daha fazla başarılı olmak isterim. Bu hava var. O maçta bunu gördük. Hep bir kuşkular var, buna katılıyorum. Saraçoğlu ve Arena'da olumsuzluk olmayacağını düşünüyorum. Kulüplerin sahası değil, bütün sahalar hepimizin. Milli takım olarak tüm kulüplerin üzerindeyiz. Tüm kulüplerimiz önemli. Olumsuzluk beklemiyorum. Ama görürsek değerlendiririz."

Güneş, Beşiktaş Teknik Direktörü olduğu dönemde yaşadığı olumsuzluğa da değinerek, "Şükrü Saracoğlu ile ilgili acıyı çeken ben, az çektim, çok çektim, ama oldu benim için kapandı. Devamlı atan biri varsa, yine atsın bana. Her maça gidiyorum Fenerbahçe sahasına, çok da sıcak karşılanıyorum. Türkiye Cumhuriyeti sınırlarında olan Kadıköy semtinde yaşıyorum, yine bir sorunum yok. Yapanın yanlışıydı, herhalde bir daha sahaya gelmemesi gerek. O saldırıyı yapanları gündeme getirip onları prim yaptırmayalım. Artık kötüleri örnek vermeyelim. O sahada seyircinin muhteşem atmosferi ile dünyaya örnek olalım." sözlerine yer verdi. 

Suat Serdar açıklaması

Deneyimli teknik adam, Almanya A Milli Futbol Takımı'na davet edilen Schalke 04 forması giyen Suat Serdar'ı Türk Milli Takımı'na davet ettiklerini ancak oyuncudan bir cevap alamadıklarını açıkladı.

Sezon başında Suat Serdar'ı izlemek için Schalke 04'ün hazırlık maçlarını da izlediğini hatırlatan Şenol Güneş, şöyle konuştu:

"Babası ve kendisiyle görüşmeler yapıldı. Schalke'nin maçlarını izledim. Sırf Suat için gittik. Suat ile ilgili olumsuz bir düşüncemiz yoktu. Geleceğini söyledi, babası da söyledi, evraklarını bekledik, hiç göndermediler. Hala zaman zaman konuştuğumuz oldu ama bu hafta içerisinde Almanya A Milli Takımı'na çağırıldığını duyduk. Gidip gitmediğini bilmiyoruz, evraklarını verip vermediğini bilmiyoruz. Vermişse demek ki orayı seçti, demek ki daha önce onun için hazırlık yaptı. Bu Türkiye'nin ayıbı değil. Oyuncu tercihini kullanabilir, gizlemeye gerek yok, açık açık söyleyebilir. Daha önce Alman milli takımına alınmayacağı söyleniyordu, belki bizi de onun için yan tarafta koymaya çalıştı. Her Türk evladının milli takımda oynama şansı olabileceğini söylüyorum ama tercihlerini başka yere yaparlarsa açık açık söylesinler. Eğer gitmişse hayırlı olsun, gitmemişse gelmesini sizin aracılığınızla söylemiş olalım. Diğerleri için örnek olsun diye söylüyorum, bu milli takım herkesi sahipleneceği bir milli takım olacaktır. Hiçbir ince hesabımız yok."

Schalke 04'te forma giyen ve Ümit Milli Takım aday kadrosunda yer alan Ahmed Kutucu'nun durumuna da değinen Güneş, "Sadece Ahmed Kutucu değil. Onu da izledim, üç mevkide oynayabilecek bir oyuncu, olumlu izlenimlerimiz var. Yine aynı şekilde orada Orkun var, o da iyi bir oyuncu. Fenerbahçe'de Ferdi var, Türk oyuncular var. Edindiğim intiba şu Avrupa'da birçok oyuncu bulunduğu ülkeden teklif alınca bize hiç sormuyorlar. Orada olmadığı zaman bize geliyorlar. Ümit Milli Takım'da kısa sürede A takıma gelebilecek oyuncular var. Genç oyuncular için bireysel konuşmaları doğru bulmuyorum. Hepsi takip ediliyor, Suat ile ilgili giderse üzülürüm. Gelmesi için bir gayretimiz yok derseniz haksızlık yapmış olursunuz. Gelmediği zaman da saygı duyarım, ailesine de hayırlı olsun derim." yorumunu yaptı.

Avrupa kupalarında mücadele eden Türk takımlarının ortaya koyduğu performansı da değerlendiren Güneş, "Avrupa kuplarında takımlarımızın başarısızlığı son dakikaya sığdı. Son dakikada golleri yemeseler 5 fazla puanımız olacaktı. Üç takımımız da son dakikada golü yedi. Böyle futbolda talihsizlikler olabilir. Bunu genellemek, çok kötü demek doğru değil. Eksiklerimiz, sorunlarımız var doğru. Çok olumsuz bakmıyorum. Gönlümüzden geçen puanımızı arttırmak. Genel itibarıyla ligimizde istenilen tempoyu daha bulmadık belki bu aradan sonra bulacaklardır. Bu halimizle bile netice alınabilirdi." diye konuştu.

Şenol Güneş'ten Abdullah Avcı'ya yanıt

Deneyimli teknik adam, Beşiktaş Teknik Direktörü Abdullah Avcı'nın kendiyle ilgili sözlerinin hatırlatılması üzerine ise şunları kaydetti:

"Kabul etmek lazım, büyük kulüpler, büyük hocalar, büyük oyuncular barındırırlar. O camianın içinde koltuğa geldiğiniz zaman bazen büyütürsünüz bazen küçültürsünüz. Ne yaptığınızı zaman gösterir. O ifadeler bana söylenen ifadeler değildir. Bulunduğu durum itibarıyla doğaçlama çıkan ifadeler diye bakıyorum. Çünkü benim öğrencim, saygısızlık yapacağını düşünmüyorum. İfadelerin çekilmesi başka taraflara gidebilir. Geçen seneki iki oyuncu Adriano ve Caner ile ilgili konuşuldu. Adriano gitti sanıyordum, keşke tutsaydılar. Olumsuz ifadelerine cevap vermek istemiyorum ama moral bozukluğu sebepli bir ifade olduğunu düşünüyorum. Bugün morali daha farklı. Baktığınız zaman Abdullah Avcı'nın yüzü dünden farklıydı. Keşke hep gülsün. Onların arasında beni de hatırlamak için söylemiştir. Eğer başarısızlık varsa, 3-5 maçta bana ihtiyaç varsa yardımcı olurum. İster ismimi kullanır, ister kendim giderek. Onunla da konuşuruz. Hocalarımızın duygu kırılmalarında yardımcı oluruz, kendisine başarılar diliyorum."

Milli takıma ilginin artmasıyla ilgili de konuşan Şenol Güneş, "Taraftarın olağanüstü ilgisi sevgisi var bu güzel bir şey. Biletler bitmiş, heyecan, coşku yeniden başlasın ve güzel bir maç olsun. Aynı duygu ve düşünceyi taşıyoruz. Tabii ki farklı düşüncelerimiz olacak, eleştiriler olacak, cevap vereceğiz. Bazen eksik kalacağız, Abdullah Hoca'nın olduğu gibi durum gibi olacak zor duruma düşeceksiniz. Bu ülke bizim takımımız. Her alanda birlikte düşünebilen ülke menfaatine kullanılacak bir ortama getirmek hepimizin görevi." değerlendirmesinde bulundu.

Caner Erkin'in aday kadroda olmamasına da değinen Güneş, "Caner istikrarsız gidiyordu, savunma olarak çok zayıf, hücum olarak geçen sene iyi maçları vardı. Belki hocaya da yardımcı olur, Caner'in sorunlarıyla ilgilendiğiniz zaman, kendi kafasını futbola verdiği zaman daha iyi oynuyor. İnşallah o sorunları halletmiştir. Halledemedim, gücüm yetmedi, başkan da biliyor sorunları, hoca da şimdi biliyordur. Son müsabakada oynadığı zaman daha iyi oynadı. Bu sene de dalgalanma geçiriyor. Olabilecek bir oyuncu ama bu maçtan önceki düşünceye göre yok ama gerekirse alınır. Güven ile ilgili Beşiktaş'ın sadece saha içi sorunu yok. Dikkat dağınıklığı da var. Benim tanıdığım Dorukhan ve Güven bu değildi, Abdullah Hoca yüzünden oluyor demiyorum. Sakın öyle anlamayın. Güven'in bir dağınıklık içerisinde, sanki şaşkın, bir boşlukta olduğunu hissettim. Dorukhan'da da kısmen vardı. Genel bir hava mı bilmiyorum. Buna rağmen Güven'i oynattım, maçta da iyi değildi. Bu maçta da oynatmayı düşünmüyorum. Oynamaya aday olacaksa yine alırım. Onu şimdi ümit takımda bıraktım. Ümit Milli Takım'da 5-6 oyuncuyu bir grup olarak düşünüyorum. Orada buraya gelip beklemesi yerine, oynaması daha iyi oyuncular var. Onlar da gelebilirler, çünkü bizim oyuncularımız. A takımda muhtemel olması gereken alınamayan Caner, Gökhan, kaleci Serkan onları oynatmayacaksak almanın bir anlamı yok." açıklamasını yaptı.

Şenol Güneş, "Burak Yılmaz sakatlıktan döndü. Cenk de kadroda. Çift forvetle sahaya çıkabilir miyiz?" sorusuna ise "Yani kafama taktım herhalde. Onun için söyleyeceğim, Burak da Abdullah Hoca'nın oyuncusu. Yeniden dönüş yaptı. Ne kadar hazırdır bilmiyorum ama beklediğim seviyenin altındaydı. Burak kalitesi belli bir oyuncu. Tempo olarak eksik olsa bile iyi bir oyuncu. Aynı şekilde Cenk de antrenmana çıkan ama maç oynamayan bir durumda. İkisini oynatır mıyız, oynatmaz mıyız, ona bakacağız. Başka mevkiye mi kaydırırız. Diğer oyunculara, rakibin durumuna bakacağız. Cenk de Burak da inandığım oyuncular. İnandığınız oyuncuyu her zaman oynatır mısınız, durumuna bağlı olarak değişir. Her ikisinin de tecrübesi ve liderlikleriyle çok büyük katkı yapacağını düşünüyorum." şeklinde cevap verdi. 

"Milli forma konusunda girişim yapıldı"

Şenol Güneş, "Birçok milli takımın maçlarını sürekli oynadığı bir evi var. Bizim sürekli farklı statlarda oynamamız, dezavantaj mı? Bir de klasik formamızı yeniden giyecek miyiz?" sorularını ise şöyle yanıtladı:

"Düşüncenize katılıyorum. Bu maçlar bittiğinde inşallah gruptan çıktığımızda konuşacağımız çok konu var. Futbolun paydaşlarıyla beraber. Bu iki başlık, ayrı bir başlık. Halkın takımı olduğumuza göre onların görüşlerini alarak böyle bir şeye ben öncelik olarak bakıyorum ama birlikte forma ve saha konusuna karar veririz. Milli forma konusunda girişim yapıldı ama forma siparişi 1 sene öncesinden veriliyor. Zannediyorum gelecek sene için böyle bir düşünce var. Kasım ayından sonra bu iki başlığı da 'Nasıl bir milli takım istiyorsunuz?' başlığıyla konuşup açık yapmak gerekiyor."

Taraftarların maçlara milli takım formasıyla gelmesinin önemine de değinen Güneş, "Kulüp forması ile gelmek yerine milli takım forması ile gelin. Bir baba iki çocuğu varsa birini seviyor değil, ama o gün hepsini kucaklamamız gerekiyor. Tüm kulüplerin bizi sevmesini istiyoruz. Kırmızı-beyaz güzel bir renk, daha önce siyah-beyaz demiştiniz diyecekler ama kırmızı-beyaz Türkiye'nin bayrağı. İçinde siyah da var gerçi. Bayraklarımızla, yüreğimizle, sesimizle sahada olalım." ifadelerini kullandı.

Kötü bir fikstürü geride bıraktıklarını aktaran Şenol Güneş, "Çok kötü bir fikstür vardı, Allah'a şükür o fikstürü geçtik. Tekrar Fransa, İzlanda üst üste oynayabilirdik. İzlanda hiç gidip gelmedi, bir defa gidip geldi, onuda da kaybetti. Şimdi yine iki maç sahasında. Uzakta olduğu için ona böyle bir şans verilmesi, rakipleri rahatsız eder. Biz büyük bir maç sonrası, 6,5 saatte İzlanda'ya gittik." sözlerine yer verdi.