BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Eski Milli Futbolcumuz Ali Güneş ile Röportaj

EDEBİYAT
Typography

 

Baden Haber, bu ay spor köşesinde eski milli futbolcumuz Ali Güneş'i konuk ediyor.

Ali Güneş'in keyifli ve içten cevapları, mütevazi kişiliği onun aslında hala içimizden biri olduğunu gösteriyor.

Gelin hep beraber bu samimi sohbeti okuyalım.

 

- Merhaba Ali, bize kendinden biraz bahsedermisin?

Tabi, ben 1978 Almanya doğumluyum ve 5 yaşımda futbol oynamaya başladım. Bende hemen hemen her gurbetçi çocuğun olduğu gibi, varlıklı bir aileden gelmiyorum. En büyük hayalim futbolcu olmaktı. Ilk olarak 16 yaşımda profesyonel bir adım atarak, Freiburg' a imza attım. 20 yaşımda Fenerbahçe'ye transfer oldum. 4 senelik bir Fenerbahçe kariyerinin ardından 3 sene Beşiktaş'ta oynadım. Daha sonra tekrar 2 sene Almanya Freiburg'da oynadım. 1 sene Kasımpaşa ve yarım sene Buca'da oynadıktan sonra Futbol kariyerimi 32 yaşımda noktaladım. Aslında biraz erken oldu ama, sonuçta bıraktım.

-Peki şu an neler yapıyorsun?

Şu an genelde Istanbul'dayım. Bir televizyon programında yorumculuk yapıyorum. Aynı zamanda antrenörlük eğitimi alıyorum. Almanya'da halletmem gereken işlerim olduğu için şu sıralar burdayım.

-Futbol hayatının bir parçası olmaya devam ediyor diyebilirmiyiz?

Tabi ki. Her ne kadar futbolu bırakmış ve uzaklaşmış olsam da, insan hiçbir zaman tamamen kopamıyor. Futbol benim hayalimdeki meslekti ve ondan kopmak zor oluyor.

- Peki Türk futbolunun gidişatını nasıl buluyorsun?

Türk futbolunda birçok şeyin daha oturmadığını ve doğru şekilde yapılmadığını düşünüyorum. Biz hala Avrupa'nın 5-10 sene gerisinden geliyoruz. Futbolda altyapı eksikliği ve tesislenme konusunda birçok eksiklerimiz var. Gidişat her ne kadar herkese iyi gibi görünse de, 4-5 senelik ufak başarılar olsa bile, inişli çıkışlı bir grafik sergilediğimizi düşünüyorum.Türkiye'de bir istikrarın olmadığını söyleyebilirim. Bunun olması için insanların kafa yapısının değişmesi gerekiyor. Türk insanının egosu yüksek olduğu için, bu konuda daha zamana ihtiyacımız var. Kişiler değişmediği sürece Türk fotbolu da değişmeyecektir.

- En beğendiğin Türk ve yabancı oyoncular kimler?

Açıkçası şu an en beğendiğim futbolcular var veya yok diyemeyeceğim. Tabi ki herkesin başarılı olmasını isterim ve özellikle de Avrupa'da oynayan Türk futbolcularımızın. Özentiyle izlediğim Ibrahimovic, Messi, Ronaldo, ki bunlar da futbolun efsaneleri zaten. Türk futbolcuları arasında, Arda'yı, bizzat tanıdıgım için, seviyorum. Iyi bir performans da sergiliyor. Nuri'yle genelde görüşüyorum. Onun ve Ömer Toprak'ın performansını iyi buluyorum. Hamburg'tan Hakan Calhanoğlu'nun da ilerde iyi bir gelecek vaad ettiğini düşünüyorum.

- Sence bu seneki şampiyon adayı kim?

Tabi ki en avantajlı ve istikrarlı olarak Fenerbahçe gözüküyor. Ama bildiğiniz gibi, Türkiye'de birkaç mağlubiyetten sonra herşey değişebiliyor. Örneğin, Galatasaray çok iyi giderken, teknik direktörün değişimiyle büyük bir çöküş yaşadı.

- Ilerde Türkiye'ye dönmeyi ve yerleşmeyi düşünüyormusun yoksa Almanya'da mı kalacaksın?

Ben şu an bekarım ve yarın bir gün evlenirsem bu sadece benim kararımla olmaz. Ailem olursa onların da seçme olanağı olacaktır. Benim şu anki tercihim Almanya olur. Yasam ve sağlık kalitesi açısından Almanya tabi daha iyi bir konumda. Iklimi,yaşam felsefesiyle Türkiye çok ayrı bir yerde, ama bu karar mesleğimle de ilgili. Biz göçebe bir hayat yaşıyoruz ve bu meslek ne tarafa götürürse oraya gideriz.

-Projelerinle ilgili olarak ne söyleyebilirsin? Planladığın birşeyler var mı?

Aslında aklımda sürekli yeni şeyler oluyor, ama futbolcular genellikle ileriye yönelik planlar yapamazlar. Şu an teknik direktörlük olarak düşünüyorum, ama bu belki ilerde menajerliğe veya yorumculuğa dönüşür. Aklımda olanlardan, umarım hangisi hayırlısıysa, o olur.

- Maçlarda yaşadığın ve seni en çok üzen, sevindiren olaylar neler?

Freiburg'da ilk olarak formayı giyip profesyonel olduğum an, benim için en güzel ve özel andı. Onun dışında Fenerbahçe,Milli takım ve Beşiktaş formasını giymek, en büyük hayallerimdi. O konuda çok şanslı olduğumu hissediyorum. Çünkü bütün hayallerimi gerçekleştirdim. Üzücü değil ama, beni olgunlaştıran olaylardan biri; ben Beşiktaş'ta oynarken geçirdiğim hastalık, aslında ne kadar sahte bir camiada olduğumuzu gösterdi. Vitrinde olduğunuz sürece sevildiğinizi, insanların sırf  Ali Güneş olduğunuz için sizi sevdiğinizi ve paranız olduğu için, sizi sevdiğini anladım.Bu beni üzmedi, insanların ayıbı kendinedir. Düşünce olarak bu beni biraz daha ileriye götürdü.

- Hayatında eksik olan ve yaşamak istediklerin var mı?

Pişmanlık değil ama, geriye dönüp baktığımda benim de bir ailemin, çocuğumun olmasını isterdim. Tabi ki geç kalmadım, ama şu an düşündüğümde, baba olmak ve aile kurmak en büyük hayallerimden biri. Eskiden sorduklarında, hayallerimin fotbolcu olmak, para kazanmak,arabaya binmek olduğunu söylerdim. Yaşadıkça, futbolun, şöhretin, paranın gelip geçici olduğunu, fakat iyi bir ailenin sonsuza dek sizinle olduğunu öğreniyorsunuz.

- Eğitimin hayatında ne gibi bir yeri var?

Ben okulu bitirdikten sonra hemen futbola başladım. Bu yüzden çok fazla eğitim kariyerimi planlayamadım. Insan herşeyden önce kendini eğitmesini bilmeli. Okuldan ziyade insan olarak kendini de geliştirmesi gerekiyor. Genel kültür alanında çok üst üniversite düzeyinde değiliz ve hayatta bunların çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Saygı ve sevgi gibi diğer değerler daha önemli ve daha ön planda.

- Peki eğitimle futbolu bağdaştırırsak ne söyleyebilirsin?

Her işin ustası olabilmek için mutlaka eğitimini almak gerek. Futbol da öyledir. Koşmasını, şut çekmesini, teknik beceriyi herkes bilir. Futbolda önemli olan, oyunu okuyabilmek, pozisyonları önceden değerlendirebilmek. Bence bir maçtan sonra futbolcunun ayakları değil, beyni yorulmuş olması lazım. Çünkü maç süresince süreki düşünmeniz gerekiyor, bir saniye sonraki hareketi tahmin etmeniz gerekiyor. O yüzden futbolda eğitimin yanında teknik ve taktik bilgi çok önemli. Anne ve babalara tavsiyem olabilir. Bazen çok büyük hatalar yapıyorlar. Suçu her zaman teknik direktörlerde veya yöneticilerde bulurlar. Kendilerini ve çocuklarını herzaman doğru görürler ve bu tür düşüncelerle de etkilerler. Ebeveynlerin önce iyi bir örnek olması ve onları eğitmesi lazım. Hatayı ilk önce kendimizde aramalıyız. Biz Türk toplumu olarak, hiçbir zaman hata yapmadığımızı savunuruz. Burda ailelere büyük iş düşüyor.

- Boş zamanlarında neler yaparsın?

Ben futbol oynarken ailemle çok fazla vakit geçirememiştim. O yüzden aileme ve sevdiğim insanlara şu an daha fazla zaman ayırmaya çalışıyorum. Zaten benim futbol kariyerim o şekilde noktalandı. Soranlara sürekli sakatlıktan dolayı veya istemediğim için bıraktığımı söylerdim. Aslında bırakmamın hikayesi şöyle; ben o zamanlar Bucaspor'da oynuyordum ve Izmir'de yaşıyordum. Kurban Bayramıydı ve ben ailemde gördüğüm gibi, kapıma gelecek olan çocuklar için bir tasın içine bozuk  para ve şeker koydum. Bütün gün çocukların gelmesini bekledim fakat hiç kimse gelmedi.O an beni düşünceler sardı. Aslında üç katlı bir villada oturuyordum, altımda güzel bir araba vardı, şöhret sahibiydim,cebimde para vardı ve zengin olduğumu düşünüyordum. Yalnız kaldığımı farkettiğim an, aslında ne kadar fakir olduğumu kavradım. Yanımda ne ailem ne de sevdiğim insanlar vardı. Geriye dönüp baktığımda, okul, kariyer ve para kazanmayla gecen 32 yılım vardı. Hayattan birşey anlayamadım ve madem hayat bu kadar çabuk geçiyor, para hırsından, şöhret hırsından vazgeçmem gerekiyordu. Ailemin önünde bu kadar uzun yıllar olamayacak ve onların yanında olmak istiyordum. O gün Bucaspor kulübünü aradım ve futbolu bıraktım.

Ben futbolu hiçbir zaman para hırsından yada şöhret hırsından oynamadım. Yoksa şu an hala devam ediyor olurdum. Her ne kadar o hayatın içinde olsam da, bazı şeylerin farkına erken yaşta vardım. Paranın, kariyerin bilincindeydim.

Insanlar benim hakkımda, param olduğu için bu kadar rahat konuştuğumu söylüyorlar. Ben yoksulluğu da yaşadım. Ben normal bir maaş alan yaşıtlarımdan çok farklı yaşamıyorum. Ben Ağaoğlu veya Bill Gates'ten çok daha rahat yaşıyorum. Gözönünde olmamak bazen insana avantaj sağlıyor. Özellikle Almanya'da, insanların seni tanımaması, bankada normal sırada beklemek, restoranda yer varken kalıp yokken disari çıkmak gibi şeyler olağan olaylar. Fakat bunlar Türkiye'de yok ve orda herşey parayla dönüyor. Ben o yüzden ordan sıkıldım ve geri geldim.

- Son olarak eklemek istediğin noktalar var mı?

Aileler, çocuklarınn biryere gelmesi için hertürlü fedakarlığı yaparlar. Bence Peygamber Efendimizin de söylediği gibi  „Çocuklarınıza bırakacağınız en iyi miras, iyi bir huy ve iyi bir karakterdir.“ O yüzden ailelerin en çok bu konuda duyarlı olmalarını isterim. Çocuklarını, saygılı ve örnek bir insan olmalari için eğitmelerini isterim. Iyi bir insan olmak, zengin olmaktan daha önemlidir. Aileler çocuklarını Alman gibi yetiştirmesinler. Bizim bir kültürümüz var ve onu kaybetmememiz gerekiyor. Ben de Almanya'da doğdum büyüdüm, fakat kendi özümden hiçbirşey kaybetmedim. Biz Almanlar gibi olursak, Türk olarak hiçbir farkımızı ortaya koyamayız.

 

Ali Güneş'e, bu röportajı kabul ettiği için, bize güvendiği için ve hayatını bizlerle paylaştığı için çok teşekkür ediyoruz. Bundan sonraki hayatında başarılar diliyoruz.

 

Emiliya Karadzhova

Baden Haber

Bosna Hersek'in en eski eğitim kurumu: Gazi Hüsrev

Milli sporculardan 2018'de 5 bin 250 madalya

Mozart ödüllü Ali İnsan Türkiye'ye geldi

Üç Güneş, iki Ay tutulması gerçekleşecek

Cumhurbaşkanı Erdoğan ile Merkel telefonda görüştü