31 Mar 2020
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Başarılarla dolu bir portre: Prof. Dr. Ali Yarayan

EDEBİYAT
Typography

Başarılarla dolu bir portre: Prof. Dr. Ali Yarayan

 

Geçtiğimiz ay başarının tesadüflerle değil; azimle, titiz ve disiplinli çalışmayla elde edilebileceğini bizlere kanıtlayan bir isimle görüştük. Türk ve Alman hukuku konusundaki yetkinliğini deneyim dolu eğitim ve iş hayatıyla gözler önüne seren, ilham verici bir iş ahlakını mütevazı yapısıyla birleştiren Prof. Dr. Ali Yarayan ile Müllheim’daki ofisinde oldukça keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

 

Öncelikle kısa bir özgeçmişinizi alalım. Nerede doğdunuz, çocukluğunuz nerede geçti?

 

Çocukluğum Mülheim’da geçti, doğma büyüme buralıyım, 76 yılında bir inşaat işçisinin çocuğu olarak doğdum. Ailede 3 kardeşiz. En büyükleri benim. Sonrasında, okul, lise, üniversite derken büyüdük.

 

Üniversite eğitiminizi nerede aldınız?

 

Üniversiteyi burada, Freiburg’da okudum. 1995 yılında başladım 2000 yılında bitti. 2002 yılında da staj dönemim bitti. 2004 yılında doktora tezimi yazdım, Almanca olarak yayımlanan tezim “Alman ve Türk Hukukunda Veri Tabanlarının Korunması” üzerineydi, yani telif hukukuyla ilgili.

 

Peki profesörlük yolunda devam etmeye nasıl karar verdiniz?

 

Doktora tezi çalışması esnasında bilimsel çalışma çok hoşuma gitti, onu farkettim. Doktoramı aldıktan üç gün sonra ben eşime ben devam etmek istiyorum, profesör olmak istiyorum dedim. O da tabii biraz şaşkınlıkla karşıladı ama beni bu yolda her zaman destekledi. Profesörlüğümü de geçen yıl Erlangen-Nürnberg Üniversitesi’nden aldım.

 

Bildiğimiz kadarıyla birçok yayınlanmış makaleniz ve kitabınız var. Biraz bunlardan bahsedebilir misiniz?

 

Hem Almanca hem Türkçe yayınlarım var. Kitaplarımdan birisi de ‘Türk Medenî Hukuku – Temel Bilgiler’ başlığıyla çıktı. Genelde Türk hukuku ve Alman hukukunu karşılaştırmalı olarak çalışıyorum.

 

Türkiye ve Alman hukuku arasında uygulama anlamında büyük farklar var mı?

 

Türkiye’deki hukuk süreçlerine göre Alman hukukundaki kararlar çok detaylı ve derin; 10, 15 veya 20 sayfayı bulabiliyor. Türkiye’de bazı Yargıtay kararlarına baktığınızda 2 sayfalık kararlar görülebiliyor.

 

Sizce Türkiye’de bu durumun oluşmasındaki etkenler neler? Çok fazla dava olması mı?

 

Türkiye’de bu durum kesinlikle kalite düşüklüğünden değil, orada da çok kaliteli hukukçularımız var ancak bu yılın ortasına kadar adli yargıda yalnızca iki derece vardı. Almanya’da ayrıca istinaf mahkemeleri var. Sistematik bir durum söz konusu. Ancak artık bu durum değişti, adli yargı alanında da Türkiye’de de artık istinaf mahkemeleri var. Bu işleri biraz değiştirecektir.

 

Peki avukatlık yolculuğuna nasıl çıktınız? Sizi avukat olmaya yönlendiren bir olay yaşadınız mı?

 

Gymnasium’dayken ağırlıklı iki ders oluyor. Benim ağırlıklı iki dersimden biri Latince’ydi diğeri de siyasal bilimler. Orada Alman anayasasını gözden geçirmiştik. Oradaki hukuk dili hoşuma gitmişti. 12. sınıfta da bir iki günlük üniversite açık kapı günleri vardı. Öğrenciler gidip derslere girebiliyordu. O dönemde tıp dersine girdim hiç hoşuma gitmedi. Hukuk dersine girdim, hayran kaldım, çok sistematik, düzgün bir düşünce tarzı hakimdi. İşte orada karar verdim. Hukukçular bir şeyin çok derinine iner genelde. Bu Latince’den de geliyor. Latince’yi de okul birincisi olarak bitirdim. Çok sistematik bir dil, detayına inmeniz gerekiyor. Bana birisi bir gün “üstün zekalı olan kişileri hangi derse gönderiyoruz biliyor musunuz Ali Bey? Türkçe dersine, Latince gibi o da çok zekayı geliştiren bir dil” dedi.

 

İşinizi yaparken dikkate aldığınız vazgeçilmez prensipleriniz neler?

 

Hukukçuluğu seviyorum. Yaptığım işi dört dörtlük yapmaya çalışıyorum. Zamanında üniversitedeki çok yetkin bir hocamız derse geç gelenlere ithafen, “Akademik özgürlük istediğiniz şeyi istediğiniz zaman yapmak anlamına gelmiyor. Yaptığınız bir işi ya düzgün yapın ya da hiç yapmayın. Geliyorsanız dinleyin ya da hiç gelmeyin” demişti. Benim için bu sözler çok önemliydi. Ben de hep uygulamaya çalıştım. Yaptığım her işte böyle yapmaya çalışıyorum. Ben her zaman aldığım işi en iyi şekilde bitirmek isterim. İşime de o şekilde yaklaşıyorum. Çok şükür iyi gidiyor.

 

Almanya’da çok sayıda Türk kökenli birey yaşıyor. Sizce yeteri kadar avukat mevcut mu?

 

Ben şunu gözlemliyorum. Almanya’da fakülteyi bitirip Türk vatandaşlarına yönelik çalışan birçok avukat var. Bence Türkçe hukuk dili anlamında da kendilerini gittikçe geliştiriyorlar. Genelde de aile hukuku, miras hukuku, kira hukuku, trafik hukuku ve ceza hukuku alanlarında oluyor. Ancak ticaret hukukuyla ilgilenen az sayıda avukat var.

 

Baden Haber okurlarından birçoğu da üniversite öğrencisi. Hukuk okuyanlara veya okumak isteyen okurlarımıza verebileceğiniz bir tavsiye var mı?

 

Kendinizi inşaat işçisi yerine koyun. Benim babam inşaat işçisiydi. Duvar örmek istediği zaman haliyle mala gerekiyor, taş/tuğla gerekiyor. Biz hukukçuların da taşı tuğlası harcı nedir, hukuk metodolojisidir. Önünüze yeni bir kanun geldiği zaman onu anlamak için veya yeni bir sözleşme geliyor bunu yorumlamanız gerekiyor. Bunu da kafanızdan uyduramazsınız. Yorum metotları ve metodolojisi bence çok önemli. Çünkü bir hukukçu bunlara dört dörtlük hakim değilse iş yürümez. Bence ona ağırlık versinler, çünkü okulda yeteri kadar bunun üzerine düşülmüyor. Bir de yaptıkları işte çok titiz davransınlar.

 

Bize bu içten sohbetinizle zaman ayırdığınız için çok teşekkür ediyor, başarılarınızın devamını diliyoruz.

Baden Haber

BİR MASAL DİYARI: MARDİN

Almanya Uyum Bakanı Widmann-Mauz: Müslüman düşmanl

Türk kökenli siyasetçi Almanya'da bir ilki gerçekl

Almanya'da bir Türk'e şiddet uyguladığı öne sürüle

BİR AZİM VE BAŞARI HİKAYESİ: HAYRİ GÜNEŞ VE MÜYESE