19 Nis 2019
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Vatandaşlar, Miraç Kandili nedeniyle merkez Osmangazi ilçesi Maksem Mahallesi'ndeki tekkeye akın etti. 

Mevlevi üstadı Mustafa Özbağ'ın sohbetiyle başlayan programı takip etmek isteyen bazı vatandaşlar, tekkeye sığmayınca etkinliği bahçedeki sinevizyondan izledi.

Kuran-ı Kerim tilaveti ve Mevlid-i Şerif okunmasının ardından semazenlerin farklı renklerdeki tennureleriyle yaptıkları gösteriler beğeniyle izlendi.

İstanbul

Hababam Sınıfı filmindeki "Güdük Necmi" tiplemesiyle hafızalara kazınan oyuncu Halit Akçatepe, vefatının 2. yılında anılıyor.

Halit Akçatepe, 1 Ocak 1938'de Sıtkı ve Leman Akçatepe'nin oğlu olarak Üsküdar'da dünyaya geldi.

"Nasreddin Hoca Düğünde" filmiyle 5 yaşındayken oyunculuğa başlayan Akçatepe, İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Bölümü'ne girdiğinde henüz yedi yaşındaydı.

Yeşilköy Pansiyonlu İlkokulu ve Refik Halit Karay Mektebinin ardından Saint Benoit Fransız Lisesinden mezun olan ünlü oyuncunun tiyatro ile tanışıklığı ilk defa lise yıllarında başladı ve Yeşilay'ın Yeşil Sahne'sinde amatör olarak sahneye çıktı.

Tiyatroda oyunculuğun yanı sıra Edebiyat Fakültesi ve Hukuk Fakültesine devam eden fakat tiyatro için okulu bırakan Akçatepe, profesyonel olarak ilk kez 1960 yılında "Sel" piyesiyle sahneye çıktı.

Akçatepe, 16 ayrı tiyatrodaki 43 piyeste aldığı rollerin yanı sıra filmlerde figüran olarak rol almaya başladı, duygusal komedilerde karakter rollerini canlandırdı, çok sayıda film ve reklam filminde de oynadı.

"Ah Nerede Vah Nerede" filmiyle 1960 yılında şöhreti yakalayan oyuncu, 1970'li yıllarda oynadığı "Üç Arkadaş", "Sev Kardeşim", "Köyden İndim Şehre" ve "Mavi boncuk" gibi filmlerle hafızalarda yer buldu.

Rıfat Ilgaz'ın romanından Umur Bugay tarafından senaryosu uyarlanan 1975 Ertem Eğilmez yapımı "Hababam Sınıfı" sinema filminde "Güdük Necmi" karakterini canlandıran Halit Akçatepe, bu yapımda Kemal Sunal, Adile Naşit, Tarık Akan, Münir Özkul, Muharrem Gürses ve Ayşen Gruda ile birlikte oynadı.

Akçatepe'nin 1963 yılında evlenip 1981 yılında boşandığı Tülin hanımla ilk evliliğinden Itır ve Ebru adlarında iki kız çocuğu oldu.

Rezzan hanımla 1999'da yaptığı ikinci evliliğinden ise Günsu adında bir kızı da dünyaya geldi, 2009'da ayrıldı.

Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne 2011 yılında layık görülen Akçatepe, 2014'te "Karaman'ın Koyunu" adlı filmde Ferdi Akarnur, Sinan Çalışkanoğlu ve Dost Elver ile rol aldı.

Hastalanarak bir süre hastanede tedavi gören ünlü oyuncu 79 yaşındayken 31 Mart 2017'de İstanbul'da vefat etti, Şakirin Camisinde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.

"Tıpkı sen tıpkı ben", "Töre", "Vatan Kurtaran Şaban" ve "Rosenbergler Ölmemeli" tiyatro oyunlarında rol alan Akçatepe, "Şaban Pabucu Yarım", "Gurbetçi Şaban" ve "Lüküs Hayat" filmlerinin senaryolarına imza attı.

Oynadığı sinema filmi ve dizilerden bazıları şöyle:

"Karaman'ın Koyunu", "Babam Sınıfta Kaldı", "Leyla ile Mecnun", "Geniş Aile", "Aile Reisi", "Vurgun", "Yalan Dünya", "Hakkını Helal Et", "Sevda Çiçeği", "Hababam Sınıfı Üç Buçuk", "Cumbadan Rumbaya", "Mühim Olan Aşkımız", "Hababam Sınıfı Askerde", "Avrupa Yakası", "Yeşilçam Denizi", "Hababam Sınıfı Merhaba", "En Son Babalar Duyar", "Tersine Dünya", "Hayvanlara Dokunduk", "Hoşçakal İstanbul", "Şaban İle Şirin", "Şaban Askerde", "İnsanlar Yaşadıkça", "Bizimkiler", "Büyük Koşu", "Şaban Pabucu Yarım", "Umut Dilencisi", "Renkli Dünyalar", "Dokunmayın Şabanıma", "Hababam Sınıfı Tatilde", "Bülbül Ailesi", "Hababam Sınıfı Uyanıyor", "Süt Kardeşler", "Lüküs Hayat", "Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı", "Hababam Sınıfı", "Ah Nerede", "Köyden İndim Şehire", "Mavi Boncuk", "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz", "Sevilmek İstiyorum", "Sev Kardeşim", "Bir Varmış Bir Yokmuş", "Bir Dağ Masalı", "Senede Bir Gün", "Nasreddin Hoca Düğünde"

İstanbul

Grammy ödüllü Yeni Zelandalı Piyanist Alan Broadbent, Zorlu PSM'de konser verdi. 

Broadbent, müzikseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik öncesi AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kağan Yıldız ve Ferit Odman'la trio konserler vereceğini söyledi.

Caz müziğini ve onun temposunu sörf tahtasıyla dalgalar üzerinde ilerlemek olarak tanımlayan sanatçı, "Caz müzisyenleri ritmin etrafında müzik yapar, onun üzerinde dolanır durur ve sörf tahtasıyla sahile geri döner. Benim kafamdaki hayal böyle." dedi.

"Çok büyük bir trajedi"

Ülkesindeki terör saldırısına da değinen Yeni Zelandalı sanatçı, şunları kaydetti:

"Çok büyük bir trajedi. Bu olay veya bu olayın faili hiçbir şekilde onaylanamaz. Politikayla ilgilenen birisi değilim ama benim dünya görüşümde bütün dinler sevgi ve anlayış üzerine kuruludur. Müzisyen olarak sevginin bütün dünyada yayılması için müzik yapıyorum. Bütün kültürlerin saygı ve anlayışla bir arada yaşadığı bir dünya hayal ediyorum."

Ünlü piyanist, 28, 29 ve 30 Mart'ta Zorlu PSM'de sahne alacak.

Istanbul

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Nevmekan Sahil Millet Kıraathanesi'nin bir ilim, irfan merkezi olduğunu belirterek, "Vatandaşlarımız bu projeyi hakikaten benimsedi. Kitaplı kahve, millet kıraathanesi, kütüphane. Her kesime hitap edecek anlayışlar var burada. Raflardaki kitaplarımız sadece belli bir düşüncenin istifade edebileceği kitaplar değil. Burası tam bir Türkiye mozaiği." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce Hatay mitinginde açıkladığı "Millet Kıraathaneleri" projesi, Türkiye'nin birçok yerinde gerçekleştirilmeye devam ediyor.

Üsküdar Belediyesi bünyesinde hizmet veren Nevmekan ve Nevmekan Sahil'de de, 100 bini aşkın kitap kapasitesiyle 24 saat hizmet sunuluyor.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, nikah sarayından dönüştürdükleri Nevmekan Sahil'in açılışını, geçen yıl ekim ayında yaptıklarını söyledi.

Nevmekan Sahil'in, İstanbul'un çok merkezi bir konumunda yer aldığına işaret eden Türkmen, "Üsküdar ama tüm İstanbul'a hitap edebilecek bir lokasyonda. Dedik ki burası gençlerin, özellikle öğrencilerin çok önemli bir ihtiyacı olan kütüphane olsun dedik, 1-1,5 yıl önce. Gördüğünüz gibi, bize göre Üsküdar'ın değil, İstanbul'un en güzel kütüphanelerinden birisi oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın son zamanlardaki millet kıraathaneleri kavramının bence en doğru örneklerinden biri, Üsküdar Nevmekan Sahil Millet Kıraathanesi." diye konuştu.

"Biz burada çok güzel sergiler de açıyoruz"

Türkmen, aylık ortalama 100 bin kişinin Nevmekan Sahil'den istifade ettiğine dikkati çekerek, gelen ziyaretçiler için çocuk oyun alanının da mevcut olduğunu dile getirdi.

Kıraathanenin aynı zamanda bir sergi salonu görevi gördüğünü aktaran Türkmen, şöyle devam etti:

"Biz burada çok güzel sergiler de açıyoruz. Dolayısıyla herkese hitap edebilecek, çok güzel bir proje oldu. Kütüphanemizin 100 bin kitap kapasitesi var. Bunun 80 bini basılı, 20 bini dijital kitap. Üye olmak kaydıyla 2 ödünç kitap verebiliyoruz, 2 haftalığına evlerinize götürebiliyorsunuz. Burası aynı zamanda bir akıllı kütüphane. Raflardaki kitapların hepsi, konuları ve bölümlerine göre sınıflandırılmıştır. Buraya gelen herhangi bir vatandaş, başkalarından hiç yardım almadan, kendi imkanlarıyla istediği kitaba çok rahat ulaşabilir. Girişte ve alt katta birer makinemiz var. O makinelere gelip kitabın ya da yazarın adını yazdığında kitap hangi rafta, hangi numaralı sırada, çok rahat ulaşabilir."

Toplam 8 bin metrekare alana kurulu

Hilmi Türkmen, kıraathanenin 3 bini kapalı, 5 bini açık olmak üzere 8 bin metrekare alana kurulu olduğu bilgisini vererek, "Bahçesiyle, kapalı alanıyla, bulunduğu konum itibarıyla çok özel bir mekan oldu burası. Mimarisi de çok güzel. Selçuklu mimarisiyle yapılmış bir proje. Bu kubbenin şu anda bir örneği daha yok, çok hassas bir kubbe." dedi.

Nevmekan Sahil'de aynı zamanda küçük bir sahnenin yer aldığını ve burada sohbet, söyleşiler, konser gibi programlar düzenlediklerini anlatan Üsküdar Belediye Başkanı Türkmen, "Burası 24 saat açık bir kütüphane. Özellikle üniversiteli gençler, sınav zamanları 24 saat burada ders çalışabiliyor. Buradaki bütün hizmetlerimiz öğrencilere ücretsiz. Sabahleyin kahvaltı, öğle vakti çay, kahve, kek ve simit ikramı, gece 12.00'den sonra yine çay çorba, atıştırmalık hizmetlerini gençlerden ücret almadan sunuyoruz." diye konuştu.

Türkmen, mekanın hafta sonları tam dolu şekilde hizmet verdiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Burası bir ilim, irfan merkezi. İnsanlar, kitapların arasında kahvaltı yapmak, çay, kahve içmek istiyor. Farklı bir konsept oluştu aslında. Yeni, özgün projeler böyle olmalı. Vatandaşlarımız bu projeyi hakikaten benimsedi. Dolayısıyla burası bir restoran değil. Öyle bir fonksiyon zaten yüklemedik, mümkün de değil. Kitaplı kahve, millet kıraathanesi, kütüphane. Her kesime hitap edecek bir anlayışlar var burada. Raflardaki kitaplarımız sadece belli bir düşüncenin istifade edebileceği kitaplar değil. Burası tam bir Türkiye mozaiği."

"Nevmekan Sahil'i kendi şehirlerinde de uygulamak isteyenlere yardımcı olmaya hazırız"

Nevmekan Sahil'e ulaşımın çok kolay olduğunu ve İstanbul'un yanı sıra komşu vilayetlerden de gelenlerin olduğunu söyleyen Türkmen, yeni dönemde, yeni mekanlar açacaklarını belirtti.

Hilmi Türkmen, bu tür kıraathane örneklerinin çoğalması gerektiğine vurgu yaparak, "Gerek İstanbul, gerek Anadolu'dan, belediyelerimizden ve diğer kamu kurumlarımızdan yetkililer gelip burayı fotoğraflıyorlar ve 'Biz de yapalım memleketimize' diye projesini istiyorlar. Doğrusu biz mutlu oluyoruz, gelenlere yardımcı oluyoruz. Üsküdar Nevmekan Sahil'i görmek isteyen, kendi şehirlerinde de uygulamak isteyenlere yardımcı olmaya hazırız." diye konuştu.

Kitaplı kahve konseptiyle millet kıraathanesi olarak hizmet veren Nevmekan Sahil'in daha çok araştırma kitaplarının yer aldığı üst katında, serbest alan, yeme-içme ve restoran hizmetleri veriliyor.

Gece yarısından sonra kütüphane kısmında, ders çalışan öğrencilere ücretsiz ikram yapılan alt katta ise daha çok Türk ve dünya edebiyatı örnekleri yer alıyor.

Nevmekan

İnşa edildiği yıl olan 1911'den bu yana tramvay hangarı, elektrik üretim tesisi, İETT garajı gibi farklı amaçlarla kullanılmasının ardından 2015'te kitaplı kahveye dönüştürülen Bağlarbaşı'ndaki Nevmekan'da ise eski İstanbul kahve kültürünün yaşatılması amaçlanıyor.

Misafirlerin kitap okuyup, inceleme yapabileceği ve bu arada kahvesini de yudumlayabileceği Nevmekan'ın raflarında, hepsi bağışlarla toplanan yaklaşık 5 bin kitap bulunuyor.

Nevmekan, bahçesiyle, asma katıyla, sanat galerisiyle bin 200 metrekare alanda saat 08.00'den gece yarısına kadar hizmet verirken, Nevmekan Sahne kısmında ise kültür sohbetleri ve mini konser etkinlikleri düzenleniyor.

İstanbul

Gazeteci, yazar ve siyasetçi Falih Rıfkı Atay, vefatının 48. yılında anılıyor.

Hoca Hilmi Efendi'nin oğlu olarak 1894'te dünyaya gelen Atay, Sıbyan Mektebi, Rehber-i Tahsil Rüştiyesi ve Mercan İdadisi'nde okudu.

Atay, Mercan İdadisi ikinci sınıfındayken yazma isteği başlamasıyla, ilk şiirlerini 1909'da kaleme aldı.

İlk kez "Kenar-ı Kabrinde" ve "İhtizar-ı Miiebbed" isimli şiirleri 1910'da "Servet-i Fünun" dergisinde yayımlanan Atay'ın düzyazı türünde ilk denemesi ise "Tecelli" dergisinde 1911'de okuyucuyla buluştu.

Atay, İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi'nde de eğitim aldı ve ardından Çerkeş'te subay olan ağabeyinin yanına gitti.

Düz yazıya Yahya Kemal yöneltti

Ziya Gökalp, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Refik Halit ve Fazıl Ahmet'i sevdiği bilinen Atay'ı düzyazıya yönelten ise Yahya Kemal oldu.

Atay, ilk siyasi yazısı sayılabilecek küçük bir protesto mektubunu 1913'te "Tanin" gazetesine gönderirken, "Akşam", "Şehbal", "Şair", "Nedim" ve "Yeni Mecmua"daki fıkra, makale, tartışma ve başka türdeki yazılarıyla kalemini iyice geliştirdi.

Yazı konusunda kendisini 1918'de bulduğunu belirten yazar, Mektubi, Sadaret, Dahiliye kalemleri ile Talat Paşa'nın yanında çalıştı.

Falih Rıfkı Atay, Talat Paşa'nın Bükreş'e yaptığı bir geziye katıldı ve ilk yurtdışı röportajını da buradan gönderdi.

Birinci Dünya Savaşı sırasında ihtiyat zabiti olarak gittiği Suriye ve Filistin'de Cemal Paşa'nın özel katipliğini yapan Atay, Cemal Paşa Bahriye Nazırlığı göreviyle İstanbul’a dönünce, Bahriye Nezareti Kalem-i Mahsus Müdür Muavinliği görevine getirildi.

Atay, Yunan ordusunun geri çekilirken yaptığı zulmü incelemek için kurulan Tetkik-i Mezalim Heyeti'ne üye olurken, Yakup Kadri, Halide Edip, Mehmet Asım gibi isimlerin yer aldığı bu heyetle Batı Anadolu'da incelemeler yaptı.

Bolu'dan 1923-1927, Ankara'dan da 1927-1950 arasında milletvekilliği yapan Atay, bu dönemde "Hakimiyet-i Milliye", "Milliyet", "Ulus" ve "Dünya" gazetelerinde başyazılar, sohbetler ve anılar kaleme aldı.

Atatürk'ün dostluğunu kazandı

Anadolu Ajansının kurucuları arasında da yer alan Atay, İzmir'in kurtuluşundan sonra tanıştığı Mustafa Kemal Atatürk'ün dostluğunu kazanırken, inkılapların yerleşip benimsenmesinde, kültür, sanat ve bilim alanlarında alınan kararların uygulanmasında Mustafa Kemal Atatürk'e yardımcı oldu.

Atatürk'ün çok yakınında bulunan ve önemli olaylara tanıklık eden Atay, Atatürk'ün bu döneme ilişkin anılarını "Atatürk'ün Bana Anlattıkları" (1955), "Çankaya" (1961) ve "Atatürk Ne İdi"? (1968) adlı kitaplarda topladı.

Atay, Çankaya adlı eserinde, Atatürk'ü doğumundan okul yıllarına, savaştığı cephelerden yaptığı inkılaplarla, tartışma sofralarından insani yönlerine kadar her detayı anekdotlara yer vererek anlattı.

Özellikle "Bizim Akdeniz", "Zeytindağı", "Yolcu Defteri", "Taymis Kıyıları" kitaplarında Cumhuriyet'in ilk yıllarına odaklanan Falih Rıfkı Atay, 20 Mart 1971'de vefat etti.

Atay'ın bazı eserleri şöyle:

"Ateş ve Güneş", "Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri", "Batış Yılları", "Atatürk’ün Hatıraları", "Faşist Roma - Kemalist Tiran - Kaybolmuş Makedonya", "Deniz Aşırı", "Yeni Rusya", "Moskova-Roma", "Tuna Kıyıları", "Hind", "Yolcu Defteri", "Gezerek Gördüklerim", "Roman", "Eski Saat", "Niçin Kurtulmamak", "Çile", "İnanç", "Londra Konferansı Mektupları", "Türk Kanadı"

İngiliz tasarımcı Thomas Heatherwick tarafından tasarlanan, Manhattan’ın Batı Yakası’ndaki Hudson Yards bölgesi için bal peteği formunda, birbiriyle bağlantılı bir dizi merdivenden oluşan devasa yapı "The Vessel" açıldı. Toplam 154 merdiven, 2.500 basamak ve 80 bağlantı noktasına sahip ve ziyaretçilerin tırmanabildiği yapı bölgenin ortasına inşa edildi.

İstanbul

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) şirketi İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (İETT) Şişli garajındaki atölyesinde, 1968'de üretilen Türkiye'nin ilk yerli troleybüsü "Tosun",çevresel farkındalık oluşturması amacıyla yakında yeniden yollarda olacak.

Büyükşehir Belediyesinden alınan bilgiye göre, 51 yıl önce İETT'li ustalarca 5 ay süren çalışma sonucunda üretilen ve yuvarlak hatları nedeniyle "Tosun" adı verilen troleybüs, elektrikli otobüse dönüştürüldü. İlk üretimindeki elektrikli alt yapısına sadık kalınarak araç yüzde 100 elektrikle çalışır hale getirildi.

İETT'deki ustalar, aracın görsel tasarımında bir değişiklik yapmadan, içten yanmalı sistemi, elektrik tahrikli yapıya dönüştürdü. Araç ve batarya yönetim sistemlerinin geliştirilmesinde tamamıyla yerli mühendislik imkanları kullanıldı. Araç, 3-4 saatte tam şarj oluyor ve tek dolumla 150 kilometrelik bir mesafeyi kat edebiliyor.

Test sürüşleri başarıyla tamamlanan ve Yenikapı'daki Avrasya Gösteri ve Sanatlar Merkezi'nde gerçekleştirilen "Uluslararası Dünya Akıllı Şehirler Kongresi'nde" görücüye çıkartılan "Tosun", çevresel farkındalık oluşturması amacıyla yeniden seferlere başlayacak.

Aslına sadık kalınarak elektrikli dönüşümü gerçekleştirilen "Tosun, 28T Edirnekapı-Beşiktaş hattında günde 4-5 sefer yaparak İstanbullulara hizmet verecek.

"Tosun"un tarihçesi

Tosun, İETT kayıtlarında 1968'de kurumun Şişli garajındaki atölyede üretilen, Türkiye'nin ilk yerli troleybüsü olarak geçiyor.

İETT'nin o dönemde işlettiği 16 farklı troleybüs hattının tamamında denenen Tosun, ağırlıklı olarak 30 numaralı Ortaköy-Aksaray, 87 numaralı Edirnekapı-Taksim, 22C numaralı Bebek-Eminönü ve 34 numaralı Edirnekapı-Beşiktaş hatlarında dönüşümlü olarak çalıştı.

34 koltukta, 36 ayakta olmak üzere 70 yolcu kapasitesine sahip. Kapı numaraları 1 ile 100 arasında sıralanan 100 araçlık troleybüs filosuna Tosun eklendiğinde, 101 kapı numarası verildi.

Önde ve arkada iki kapısı bulunan Tosun'a, yolcular 1981'e kadar arka kapıdan bindi. Bu tarihten sonra İETT araçlarında biletçilerin kaldırılmasıyla ön kapıdan da yolcu alınmaya başlandı. Tosun, troleybüslerin hattan kaldırıldığı 1984'e kadar sefer yaparak İstanbullulara hizmet etti.

Tosun, 1984-2013 yılları arasında ulaşım hizmeti veremedi. İETT'nin İkitelli garajı kaporta ve boya atölyesinde 2013 yılında Tosun yeniden elden geçirildi.

Yine İETT ustalarının el attığı Tosun, MAN otobüs şasisi kullanılarak aslına uygun bir tasarımla bir adet Tosun otobüs tekrar üretildi. Dizel motor tahrikli nostaljik konseptli Tosun otobüsü, tarihi sur içi bölgesindeki Edirnekapı-Taksim-Beşiktaş güzergahında ulaşım hizmeti verdi.

İstanbulluların çok sevdiği Tosun, bir kere daha elden geçirilerek elektrikli araca dönüştürüldü.

Yakında elektrikli Tosun, yollara çıkarak İstanbullulara keyifli yolculuk yaşatacak.

Çankırı

Çankırı'daki iletişimin tarihi, belediye tarafından oluşturulan İletişim Müzesi ile ziyaretçilere aktarılıyor.

Belediye tarafından 2005 yılında kamulaştırılan Karataş Mahallesi'ndeki tarihi Sarıkadı Konağı restore edilerek müzeye dönüştürüldü.

Çankırı'da "Radyocu Ferit" olarak bilinen Ferit Akalın'ın 1923 yılından 1970'e kadar biriktirdiği yaklaşık 90 radyo bir araya getirilerek müzede sergilenmeye başlandı.

Müzede iletişim tarihi hakkında bilgiler verilerek, geçmişten günümüze kullanılan telgraf, radyo, eski televizyonlar ve yerel gazeteler gibi yaklaşık 200 araç gereç sergileniyor.

Çankırı Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ethem Yenigürbüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzenin, Çankırı'ya gelen ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldiğini söyledi.

Müzenin resmi açılışının yapılmadığını ancak ziyarete açık olduğunu belirten Yenigürbüz, "İletişim Müzesi, öğrenciler ve şehir dışından gelen çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Burada hem iletişimin tarihi anlatılıyor hem de geçmişten günümüze kadar üretilen çok farklı ve sanatsal değeri olabilecek nitelikte radyolar var." dedi.

Müzede geçmişte kullanılan farklı iletişim tekniklerinin de sergilendiğini aktaran Ethem Yenigürbüz, "Kaybolmaya yüz tutmuş mektup ve kartpostalı yeniden canlandırmak için çalışmamız var. PTT ile yapılan iş birliğiyle ziyaretçiler sevdiklerine kartpostal yollama fırsatı buluyor." diye konuştu.

Müzeyi ziyarete gelen Fatmanur Koçak da meslek tanıtımı için müzeyi ziyarete geldiklerini anlattı.

Müzede ilk defa telgraf gibi farklı iletişim aletlerini gördüklerini dile getiren Koçak, "Radyonun geçmişten günümüze tarihini gördük. Geçmişte yapılan teknoloji, ilerideki teknoloji gelişiminde bizim için yardımcı olur." ifadesini kullandı.

Ziyaretçilerden Ayşe Şentürk ise geçmişte kullanılan iletişim aletlerini gördüğünde çok şaşırdığını, teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğine şehit olduklarını kaydetti.

Erzurum

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, turizmde Türkiye'yi öne çıkartan kazı alanları ve ören yerleri gibi kültürel mekanlar olduğunu ifade etti.

Bakanlığa bağlı 153 kazı ve ören yeri olduğunu belirten Ersoy, bu kazıların 31'inin yabancı, 122'sinin yerli kazı başkanları tarafından yapıldığını kaydetti. Ersoy, "Buralarda en büyük sıkıntımız bunların çok büyük bölümünün her yıl 45 ya da 60 günlük sürelerde kazılıp sonra bir dahaki sezona kadar beklenmesiydi." diye konuştu.

Müzelerle ilgili de çeşitli çalışmalarının olduğunu aktaran Ersoy, şunları kaydetti:

"Maalesef Türkiye’ye giriş yapan turistlerin müze ziyaret etme oranı Avrupa’nın yarısı oranında. Biz bu oranı en azından Avrupa oranına getirmek istiyoruz. Nisandan itibaren ilk kez müzelerimizde ciddi tanıtıma başlayacağız. Yani müzelerin bulunduğu illerde o ülkeyi, o ili ziyaret eden turistlere yönelik ciddi tanıtım kampanyasına başlayacağız. Böylelikle müze ziyaret oranını hem turistler hem de yerli ziyaretçiler açısından artırmayı düşünüyoruz."

"Sergilenen oyun ve izleyici sayılarını yüzde 50 artıracağız"

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, kültürle ilgili çalışmaları arasında ise opera, bale, tiyatro ve güzel sanatların bulunduğuna işaret ederek, bu alanlardaki çalışmalarının da sürdüğünü dile getirdi.

Bu yıl, 2018'e göre sergilenen oyun ve seyirci sayılarını yüzde 50 artırmayı hedeflediklerini belirten Ersoy, bu konuda gerekli çalışmayı başlattıklarını ifade etti.

Ersoy, şöyle devam etti:

"İnşallah yüzde 50 artış hedefine bu yıl ulaşacağız ve her sene ciddi oranlarda seyirci sayımızı artırmayı hedefliyoruz. Sadece bunu Türkiye ile sınırlı tutmuyoruz. Arkadaşlarımız ses getirecek birçok yapıta da imza atmaya başladı. Onlar da dünyaya tanıtım açısından bize faydalı. Yurt dışındaki birçok festivale ve organizasyona katılıyoruz, bunların da sayılarını artırıyoruz. Ayrıca bu sene yurt dışından konusunda başarılı olmuş birçok organizasyonu da ülkemize getireceğiz. Bu aktivitelerimizle de çok ciddi şekilde artış planlıyoruz."

"Türkiye ihraç ettiği dizi filmlerde Amerika'dan sonra ikinci sırada"

Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un TBMM'de kabul edildiğini hatırlatan Ersoy, Sinema Yasası'nın en önemli maddesinin, Türkiye'nin tanıtımına fayda sağlayan yabancı filmleri ve yerli yapım dizileri de içeren yurt dışında gösterilmiş ve reyting alan dizilerin Türkiye'de yapmış oldukları harcamaların yüzde 30'una kadar kısmının devlet tarafından karşılanması olduğunu aktardı.

Bunu turizm tanıtımında önemli fayda olarak gördüklerini dile getiren Ersoy, Türkiye'de çok ciddi seyirci oranı bulunduğunu söyledi. Ersoy, "Ayrıca Türkiye, ihraç ettiği dizi filmlerde çok büyük rakamlara ulaşmış durumda. 350 milyon dolar gibi bir bütçeye sahip ve dizi film ihracatı Amerika’dan sonra ikinci sırada. Biz bunun amacına uygun şekilde artmasını ve Türkiye'nin gösterildiği yerlerde doğru tanıtılmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Ersoy, bu sektörde hedeflere uygun yapılan çalışmaları Bakanlık olarak destekleme kararı aldıklarını anlattı.

Bu desteğin hem Türkiye'deki seyirci sayısında hem sektörün film yapma oranında hem de yurt dışından çekim için ülkeye gelen film yapımcısı sayısında ciddi artış sağlayacağını vurgulayan Ersoy, bunu cezbetmek için "Filming Turkey" platformunu hayata geçirdiklerini belirtti.

Vatandaşlar, Miraç Kandili nedeniyle merkez Osmangazi ilçesi Maksem Mahallesi'ndeki tekkeye akın etti. 

Mevlevi üstadı Mustafa Özbağ'ın sohbetiyle başlayan programı takip etmek isteyen bazı vatandaşlar, tekkeye sığmayınca etkinliği bahçedeki sinevizyondan izledi.

Kuran-ı Kerim tilaveti ve Mevlid-i Şerif okunmasının ardından semazenlerin farklı renklerdeki tennureleriyle yaptıkları gösteriler beğeniyle izlendi.

İstanbul

Hababam Sınıfı filmindeki "Güdük Necmi" tiplemesiyle hafızalara kazınan oyuncu Halit Akçatepe, vefatının 2. yılında anılıyor.

Halit Akçatepe, 1 Ocak 1938'de Sıtkı ve Leman Akçatepe'nin oğlu olarak Üsküdar'da dünyaya geldi.

"Nasreddin Hoca Düğünde" filmiyle 5 yaşındayken oyunculuğa başlayan Akçatepe, İstanbul Şehir Tiyatroları Çocuk Bölümü'ne girdiğinde henüz yedi yaşındaydı.

Yeşilköy Pansiyonlu İlkokulu ve Refik Halit Karay Mektebinin ardından Saint Benoit Fransız Lisesinden mezun olan ünlü oyuncunun tiyatro ile tanışıklığı ilk defa lise yıllarında başladı ve Yeşilay'ın Yeşil Sahne'sinde amatör olarak sahneye çıktı.

Tiyatroda oyunculuğun yanı sıra Edebiyat Fakültesi ve Hukuk Fakültesine devam eden fakat tiyatro için okulu bırakan Akçatepe, profesyonel olarak ilk kez 1960 yılında "Sel" piyesiyle sahneye çıktı.

Akçatepe, 16 ayrı tiyatrodaki 43 piyeste aldığı rollerin yanı sıra filmlerde figüran olarak rol almaya başladı, duygusal komedilerde karakter rollerini canlandırdı, çok sayıda film ve reklam filminde de oynadı.

"Ah Nerede Vah Nerede" filmiyle 1960 yılında şöhreti yakalayan oyuncu, 1970'li yıllarda oynadığı "Üç Arkadaş", "Sev Kardeşim", "Köyden İndim Şehre" ve "Mavi boncuk" gibi filmlerle hafızalarda yer buldu.

Rıfat Ilgaz'ın romanından Umur Bugay tarafından senaryosu uyarlanan 1975 Ertem Eğilmez yapımı "Hababam Sınıfı" sinema filminde "Güdük Necmi" karakterini canlandıran Halit Akçatepe, bu yapımda Kemal Sunal, Adile Naşit, Tarık Akan, Münir Özkul, Muharrem Gürses ve Ayşen Gruda ile birlikte oynadı.

Akçatepe'nin 1963 yılında evlenip 1981 yılında boşandığı Tülin hanımla ilk evliliğinden Itır ve Ebru adlarında iki kız çocuğu oldu.

Rezzan hanımla 1999'da yaptığı ikinci evliliğinden ise Günsu adında bir kızı da dünyaya geldi, 2009'da ayrıldı.

Altın Portakal Yaşam Boyu Onur Ödülü'ne 2011 yılında layık görülen Akçatepe, 2014'te "Karaman'ın Koyunu" adlı filmde Ferdi Akarnur, Sinan Çalışkanoğlu ve Dost Elver ile rol aldı.

Hastalanarak bir süre hastanede tedavi gören ünlü oyuncu 79 yaşındayken 31 Mart 2017'de İstanbul'da vefat etti, Şakirin Camisinde kılınan cenaze namazının ardından Karacaahmet Mezarlığı'na defnedildi.

"Tıpkı sen tıpkı ben", "Töre", "Vatan Kurtaran Şaban" ve "Rosenbergler Ölmemeli" tiyatro oyunlarında rol alan Akçatepe, "Şaban Pabucu Yarım", "Gurbetçi Şaban" ve "Lüküs Hayat" filmlerinin senaryolarına imza attı.

Oynadığı sinema filmi ve dizilerden bazıları şöyle:

"Karaman'ın Koyunu", "Babam Sınıfta Kaldı", "Leyla ile Mecnun", "Geniş Aile", "Aile Reisi", "Vurgun", "Yalan Dünya", "Hakkını Helal Et", "Sevda Çiçeği", "Hababam Sınıfı Üç Buçuk", "Cumbadan Rumbaya", "Mühim Olan Aşkımız", "Hababam Sınıfı Askerde", "Avrupa Yakası", "Yeşilçam Denizi", "Hababam Sınıfı Merhaba", "En Son Babalar Duyar", "Tersine Dünya", "Hayvanlara Dokunduk", "Hoşçakal İstanbul", "Şaban İle Şirin", "Şaban Askerde", "İnsanlar Yaşadıkça", "Bizimkiler", "Büyük Koşu", "Şaban Pabucu Yarım", "Umut Dilencisi", "Renkli Dünyalar", "Dokunmayın Şabanıma", "Hababam Sınıfı Tatilde", "Bülbül Ailesi", "Hababam Sınıfı Uyanıyor", "Süt Kardeşler", "Lüküs Hayat", "Hababam Sınıfı Sınıfta Kaldı", "Hababam Sınıfı", "Ah Nerede", "Köyden İndim Şehire", "Mavi Boncuk", "Yaşar Ne Yaşar Ne Yaşamaz", "Sevilmek İstiyorum", "Sev Kardeşim", "Bir Varmış Bir Yokmuş", "Bir Dağ Masalı", "Senede Bir Gün", "Nasreddin Hoca Düğünde"

İstanbul

Grammy ödüllü Yeni Zelandalı Piyanist Alan Broadbent, Zorlu PSM'de konser verdi. 

Broadbent, müzikseverlerin yoğun ilgi gösterdiği etkinlik öncesi AA muhabirine yaptığı açıklamada, Kağan Yıldız ve Ferit Odman'la trio konserler vereceğini söyledi.

Caz müziğini ve onun temposunu sörf tahtasıyla dalgalar üzerinde ilerlemek olarak tanımlayan sanatçı, "Caz müzisyenleri ritmin etrafında müzik yapar, onun üzerinde dolanır durur ve sörf tahtasıyla sahile geri döner. Benim kafamdaki hayal böyle." dedi.

"Çok büyük bir trajedi"

Ülkesindeki terör saldırısına da değinen Yeni Zelandalı sanatçı, şunları kaydetti:

"Çok büyük bir trajedi. Bu olay veya bu olayın faili hiçbir şekilde onaylanamaz. Politikayla ilgilenen birisi değilim ama benim dünya görüşümde bütün dinler sevgi ve anlayış üzerine kuruludur. Müzisyen olarak sevginin bütün dünyada yayılması için müzik yapıyorum. Bütün kültürlerin saygı ve anlayışla bir arada yaşadığı bir dünya hayal ediyorum."

Ünlü piyanist, 28, 29 ve 30 Mart'ta Zorlu PSM'de sahne alacak.

Istanbul

Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, Nevmekan Sahil Millet Kıraathanesi'nin bir ilim, irfan merkezi olduğunu belirterek, "Vatandaşlarımız bu projeyi hakikaten benimsedi. Kitaplı kahve, millet kıraathanesi, kütüphane. Her kesime hitap edecek anlayışlar var burada. Raflardaki kitaplarımız sadece belli bir düşüncenin istifade edebileceği kitaplar değil. Burası tam bir Türkiye mozaiği." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın 24 Haziran 2018 seçimlerinden önce Hatay mitinginde açıkladığı "Millet Kıraathaneleri" projesi, Türkiye'nin birçok yerinde gerçekleştirilmeye devam ediyor.

Üsküdar Belediyesi bünyesinde hizmet veren Nevmekan ve Nevmekan Sahil'de de, 100 bini aşkın kitap kapasitesiyle 24 saat hizmet sunuluyor.

Konuya ilişkin AA muhabirine açıklama yapan Üsküdar Belediye Başkanı Hilmi Türkmen, nikah sarayından dönüştürdükleri Nevmekan Sahil'in açılışını, geçen yıl ekim ayında yaptıklarını söyledi.

Nevmekan Sahil'in, İstanbul'un çok merkezi bir konumunda yer aldığına işaret eden Türkmen, "Üsküdar ama tüm İstanbul'a hitap edebilecek bir lokasyonda. Dedik ki burası gençlerin, özellikle öğrencilerin çok önemli bir ihtiyacı olan kütüphane olsun dedik, 1-1,5 yıl önce. Gördüğünüz gibi, bize göre Üsküdar'ın değil, İstanbul'un en güzel kütüphanelerinden birisi oldu. Sayın Cumhurbaşkanımızın son zamanlardaki millet kıraathaneleri kavramının bence en doğru örneklerinden biri, Üsküdar Nevmekan Sahil Millet Kıraathanesi." diye konuştu.

"Biz burada çok güzel sergiler de açıyoruz"

Türkmen, aylık ortalama 100 bin kişinin Nevmekan Sahil'den istifade ettiğine dikkati çekerek, gelen ziyaretçiler için çocuk oyun alanının da mevcut olduğunu dile getirdi.

Kıraathanenin aynı zamanda bir sergi salonu görevi gördüğünü aktaran Türkmen, şöyle devam etti:

"Biz burada çok güzel sergiler de açıyoruz. Dolayısıyla herkese hitap edebilecek, çok güzel bir proje oldu. Kütüphanemizin 100 bin kitap kapasitesi var. Bunun 80 bini basılı, 20 bini dijital kitap. Üye olmak kaydıyla 2 ödünç kitap verebiliyoruz, 2 haftalığına evlerinize götürebiliyorsunuz. Burası aynı zamanda bir akıllı kütüphane. Raflardaki kitapların hepsi, konuları ve bölümlerine göre sınıflandırılmıştır. Buraya gelen herhangi bir vatandaş, başkalarından hiç yardım almadan, kendi imkanlarıyla istediği kitaba çok rahat ulaşabilir. Girişte ve alt katta birer makinemiz var. O makinelere gelip kitabın ya da yazarın adını yazdığında kitap hangi rafta, hangi numaralı sırada, çok rahat ulaşabilir."

Toplam 8 bin metrekare alana kurulu

Hilmi Türkmen, kıraathanenin 3 bini kapalı, 5 bini açık olmak üzere 8 bin metrekare alana kurulu olduğu bilgisini vererek, "Bahçesiyle, kapalı alanıyla, bulunduğu konum itibarıyla çok özel bir mekan oldu burası. Mimarisi de çok güzel. Selçuklu mimarisiyle yapılmış bir proje. Bu kubbenin şu anda bir örneği daha yok, çok hassas bir kubbe." dedi.

Nevmekan Sahil'de aynı zamanda küçük bir sahnenin yer aldığını ve burada sohbet, söyleşiler, konser gibi programlar düzenlediklerini anlatan Üsküdar Belediye Başkanı Türkmen, "Burası 24 saat açık bir kütüphane. Özellikle üniversiteli gençler, sınav zamanları 24 saat burada ders çalışabiliyor. Buradaki bütün hizmetlerimiz öğrencilere ücretsiz. Sabahleyin kahvaltı, öğle vakti çay, kahve, kek ve simit ikramı, gece 12.00'den sonra yine çay çorba, atıştırmalık hizmetlerini gençlerden ücret almadan sunuyoruz." diye konuştu.

Türkmen, mekanın hafta sonları tam dolu şekilde hizmet verdiğinin altını çizerek, şunları kaydetti:

"Burası bir ilim, irfan merkezi. İnsanlar, kitapların arasında kahvaltı yapmak, çay, kahve içmek istiyor. Farklı bir konsept oluştu aslında. Yeni, özgün projeler böyle olmalı. Vatandaşlarımız bu projeyi hakikaten benimsedi. Dolayısıyla burası bir restoran değil. Öyle bir fonksiyon zaten yüklemedik, mümkün de değil. Kitaplı kahve, millet kıraathanesi, kütüphane. Her kesime hitap edecek bir anlayışlar var burada. Raflardaki kitaplarımız sadece belli bir düşüncenin istifade edebileceği kitaplar değil. Burası tam bir Türkiye mozaiği."

"Nevmekan Sahil'i kendi şehirlerinde de uygulamak isteyenlere yardımcı olmaya hazırız"

Nevmekan Sahil'e ulaşımın çok kolay olduğunu ve İstanbul'un yanı sıra komşu vilayetlerden de gelenlerin olduğunu söyleyen Türkmen, yeni dönemde, yeni mekanlar açacaklarını belirtti.

Hilmi Türkmen, bu tür kıraathane örneklerinin çoğalması gerektiğine vurgu yaparak, "Gerek İstanbul, gerek Anadolu'dan, belediyelerimizden ve diğer kamu kurumlarımızdan yetkililer gelip burayı fotoğraflıyorlar ve 'Biz de yapalım memleketimize' diye projesini istiyorlar. Doğrusu biz mutlu oluyoruz, gelenlere yardımcı oluyoruz. Üsküdar Nevmekan Sahil'i görmek isteyen, kendi şehirlerinde de uygulamak isteyenlere yardımcı olmaya hazırız." diye konuştu.

Kitaplı kahve konseptiyle millet kıraathanesi olarak hizmet veren Nevmekan Sahil'in daha çok araştırma kitaplarının yer aldığı üst katında, serbest alan, yeme-içme ve restoran hizmetleri veriliyor.

Gece yarısından sonra kütüphane kısmında, ders çalışan öğrencilere ücretsiz ikram yapılan alt katta ise daha çok Türk ve dünya edebiyatı örnekleri yer alıyor.

Nevmekan

İnşa edildiği yıl olan 1911'den bu yana tramvay hangarı, elektrik üretim tesisi, İETT garajı gibi farklı amaçlarla kullanılmasının ardından 2015'te kitaplı kahveye dönüştürülen Bağlarbaşı'ndaki Nevmekan'da ise eski İstanbul kahve kültürünün yaşatılması amaçlanıyor.

Misafirlerin kitap okuyup, inceleme yapabileceği ve bu arada kahvesini de yudumlayabileceği Nevmekan'ın raflarında, hepsi bağışlarla toplanan yaklaşık 5 bin kitap bulunuyor.

Nevmekan, bahçesiyle, asma katıyla, sanat galerisiyle bin 200 metrekare alanda saat 08.00'den gece yarısına kadar hizmet verirken, Nevmekan Sahne kısmında ise kültür sohbetleri ve mini konser etkinlikleri düzenleniyor.

İstanbul

Gazeteci, yazar ve siyasetçi Falih Rıfkı Atay, vefatının 48. yılında anılıyor.

Hoca Hilmi Efendi'nin oğlu olarak 1894'te dünyaya gelen Atay, Sıbyan Mektebi, Rehber-i Tahsil Rüştiyesi ve Mercan İdadisi'nde okudu.

Atay, Mercan İdadisi ikinci sınıfındayken yazma isteği başlamasıyla, ilk şiirlerini 1909'da kaleme aldı.

İlk kez "Kenar-ı Kabrinde" ve "İhtizar-ı Miiebbed" isimli şiirleri 1910'da "Servet-i Fünun" dergisinde yayımlanan Atay'ın düzyazı türünde ilk denemesi ise "Tecelli" dergisinde 1911'de okuyucuyla buluştu.

Atay, İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi'nde de eğitim aldı ve ardından Çerkeş'te subay olan ağabeyinin yanına gitti.

Düz yazıya Yahya Kemal yöneltti

Ziya Gökalp, Yakup Kadri, Ahmet Haşim, Refik Halit ve Fazıl Ahmet'i sevdiği bilinen Atay'ı düzyazıya yönelten ise Yahya Kemal oldu.

Atay, ilk siyasi yazısı sayılabilecek küçük bir protesto mektubunu 1913'te "Tanin" gazetesine gönderirken, "Akşam", "Şehbal", "Şair", "Nedim" ve "Yeni Mecmua"daki fıkra, makale, tartışma ve başka türdeki yazılarıyla kalemini iyice geliştirdi.

Yazı konusunda kendisini 1918'de bulduğunu belirten yazar, Mektubi, Sadaret, Dahiliye kalemleri ile Talat Paşa'nın yanında çalıştı.

Falih Rıfkı Atay, Talat Paşa'nın Bükreş'e yaptığı bir geziye katıldı ve ilk yurtdışı röportajını da buradan gönderdi.

Birinci Dünya Savaşı sırasında ihtiyat zabiti olarak gittiği Suriye ve Filistin'de Cemal Paşa'nın özel katipliğini yapan Atay, Cemal Paşa Bahriye Nazırlığı göreviyle İstanbul’a dönünce, Bahriye Nezareti Kalem-i Mahsus Müdür Muavinliği görevine getirildi.

Atay, Yunan ordusunun geri çekilirken yaptığı zulmü incelemek için kurulan Tetkik-i Mezalim Heyeti'ne üye olurken, Yakup Kadri, Halide Edip, Mehmet Asım gibi isimlerin yer aldığı bu heyetle Batı Anadolu'da incelemeler yaptı.

Bolu'dan 1923-1927, Ankara'dan da 1927-1950 arasında milletvekilliği yapan Atay, bu dönemde "Hakimiyet-i Milliye", "Milliyet", "Ulus" ve "Dünya" gazetelerinde başyazılar, sohbetler ve anılar kaleme aldı.

Atatürk'ün dostluğunu kazandı

Anadolu Ajansının kurucuları arasında da yer alan Atay, İzmir'in kurtuluşundan sonra tanıştığı Mustafa Kemal Atatürk'ün dostluğunu kazanırken, inkılapların yerleşip benimsenmesinde, kültür, sanat ve bilim alanlarında alınan kararların uygulanmasında Mustafa Kemal Atatürk'e yardımcı oldu.

Atatürk'ün çok yakınında bulunan ve önemli olaylara tanıklık eden Atay, Atatürk'ün bu döneme ilişkin anılarını "Atatürk'ün Bana Anlattıkları" (1955), "Çankaya" (1961) ve "Atatürk Ne İdi"? (1968) adlı kitaplarda topladı.

Atay, Çankaya adlı eserinde, Atatürk'ü doğumundan okul yıllarına, savaştığı cephelerden yaptığı inkılaplarla, tartışma sofralarından insani yönlerine kadar her detayı anekdotlara yer vererek anlattı.

Özellikle "Bizim Akdeniz", "Zeytindağı", "Yolcu Defteri", "Taymis Kıyıları" kitaplarında Cumhuriyet'in ilk yıllarına odaklanan Falih Rıfkı Atay, 20 Mart 1971'de vefat etti.

Atay'ın bazı eserleri şöyle:

"Ateş ve Güneş", "Mustafa Kemal’in Mütareke Defteri", "Batış Yılları", "Atatürk’ün Hatıraları", "Faşist Roma - Kemalist Tiran - Kaybolmuş Makedonya", "Deniz Aşırı", "Yeni Rusya", "Moskova-Roma", "Tuna Kıyıları", "Hind", "Yolcu Defteri", "Gezerek Gördüklerim", "Roman", "Eski Saat", "Niçin Kurtulmamak", "Çile", "İnanç", "Londra Konferansı Mektupları", "Türk Kanadı"

İngiliz tasarımcı Thomas Heatherwick tarafından tasarlanan, Manhattan’ın Batı Yakası’ndaki Hudson Yards bölgesi için bal peteği formunda, birbiriyle bağlantılı bir dizi merdivenden oluşan devasa yapı "The Vessel" açıldı. Toplam 154 merdiven, 2.500 basamak ve 80 bağlantı noktasına sahip ve ziyaretçilerin tırmanabildiği yapı bölgenin ortasına inşa edildi.

İstanbul

İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) şirketi İstanbul Elektrik Tramvay ve Tünel İşletmeleri Genel Müdürlüğünün (İETT) Şişli garajındaki atölyesinde, 1968'de üretilen Türkiye'nin ilk yerli troleybüsü "Tosun",çevresel farkındalık oluşturması amacıyla yakında yeniden yollarda olacak.

Büyükşehir Belediyesinden alınan bilgiye göre, 51 yıl önce İETT'li ustalarca 5 ay süren çalışma sonucunda üretilen ve yuvarlak hatları nedeniyle "Tosun" adı verilen troleybüs, elektrikli otobüse dönüştürüldü. İlk üretimindeki elektrikli alt yapısına sadık kalınarak araç yüzde 100 elektrikle çalışır hale getirildi.

İETT'deki ustalar, aracın görsel tasarımında bir değişiklik yapmadan, içten yanmalı sistemi, elektrik tahrikli yapıya dönüştürdü. Araç ve batarya yönetim sistemlerinin geliştirilmesinde tamamıyla yerli mühendislik imkanları kullanıldı. Araç, 3-4 saatte tam şarj oluyor ve tek dolumla 150 kilometrelik bir mesafeyi kat edebiliyor.

Test sürüşleri başarıyla tamamlanan ve Yenikapı'daki Avrasya Gösteri ve Sanatlar Merkezi'nde gerçekleştirilen "Uluslararası Dünya Akıllı Şehirler Kongresi'nde" görücüye çıkartılan "Tosun", çevresel farkındalık oluşturması amacıyla yeniden seferlere başlayacak.

Aslına sadık kalınarak elektrikli dönüşümü gerçekleştirilen "Tosun, 28T Edirnekapı-Beşiktaş hattında günde 4-5 sefer yaparak İstanbullulara hizmet verecek.

"Tosun"un tarihçesi

Tosun, İETT kayıtlarında 1968'de kurumun Şişli garajındaki atölyede üretilen, Türkiye'nin ilk yerli troleybüsü olarak geçiyor.

İETT'nin o dönemde işlettiği 16 farklı troleybüs hattının tamamında denenen Tosun, ağırlıklı olarak 30 numaralı Ortaköy-Aksaray, 87 numaralı Edirnekapı-Taksim, 22C numaralı Bebek-Eminönü ve 34 numaralı Edirnekapı-Beşiktaş hatlarında dönüşümlü olarak çalıştı.

34 koltukta, 36 ayakta olmak üzere 70 yolcu kapasitesine sahip. Kapı numaraları 1 ile 100 arasında sıralanan 100 araçlık troleybüs filosuna Tosun eklendiğinde, 101 kapı numarası verildi.

Önde ve arkada iki kapısı bulunan Tosun'a, yolcular 1981'e kadar arka kapıdan bindi. Bu tarihten sonra İETT araçlarında biletçilerin kaldırılmasıyla ön kapıdan da yolcu alınmaya başlandı. Tosun, troleybüslerin hattan kaldırıldığı 1984'e kadar sefer yaparak İstanbullulara hizmet etti.

Tosun, 1984-2013 yılları arasında ulaşım hizmeti veremedi. İETT'nin İkitelli garajı kaporta ve boya atölyesinde 2013 yılında Tosun yeniden elden geçirildi.

Yine İETT ustalarının el attığı Tosun, MAN otobüs şasisi kullanılarak aslına uygun bir tasarımla bir adet Tosun otobüs tekrar üretildi. Dizel motor tahrikli nostaljik konseptli Tosun otobüsü, tarihi sur içi bölgesindeki Edirnekapı-Taksim-Beşiktaş güzergahında ulaşım hizmeti verdi.

İstanbulluların çok sevdiği Tosun, bir kere daha elden geçirilerek elektrikli araca dönüştürüldü.

Yakında elektrikli Tosun, yollara çıkarak İstanbullulara keyifli yolculuk yaşatacak.

Çankırı

Çankırı'daki iletişimin tarihi, belediye tarafından oluşturulan İletişim Müzesi ile ziyaretçilere aktarılıyor.

Belediye tarafından 2005 yılında kamulaştırılan Karataş Mahallesi'ndeki tarihi Sarıkadı Konağı restore edilerek müzeye dönüştürüldü.

Çankırı'da "Radyocu Ferit" olarak bilinen Ferit Akalın'ın 1923 yılından 1970'e kadar biriktirdiği yaklaşık 90 radyo bir araya getirilerek müzede sergilenmeye başlandı.

Müzede iletişim tarihi hakkında bilgiler verilerek, geçmişten günümüze kullanılan telgraf, radyo, eski televizyonlar ve yerel gazeteler gibi yaklaşık 200 araç gereç sergileniyor.

Çankırı Belediyesi Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Ethem Yenigürbüz, AA muhabirine yaptığı açıklamada, müzenin, Çankırı'ya gelen ziyaretçilerin uğrak noktası haline geldiğini söyledi.

Müzenin resmi açılışının yapılmadığını ancak ziyarete açık olduğunu belirten Yenigürbüz, "İletişim Müzesi, öğrenciler ve şehir dışından gelen çok sayıda ziyaretçiyi ağırlıyor. Burada hem iletişimin tarihi anlatılıyor hem de geçmişten günümüze kadar üretilen çok farklı ve sanatsal değeri olabilecek nitelikte radyolar var." dedi.

Müzede geçmişte kullanılan farklı iletişim tekniklerinin de sergilendiğini aktaran Ethem Yenigürbüz, "Kaybolmaya yüz tutmuş mektup ve kartpostalı yeniden canlandırmak için çalışmamız var. PTT ile yapılan iş birliğiyle ziyaretçiler sevdiklerine kartpostal yollama fırsatı buluyor." diye konuştu.

Müzeyi ziyarete gelen Fatmanur Koçak da meslek tanıtımı için müzeyi ziyarete geldiklerini anlattı.

Müzede ilk defa telgraf gibi farklı iletişim aletlerini gördüklerini dile getiren Koçak, "Radyonun geçmişten günümüze tarihini gördük. Geçmişte yapılan teknoloji, ilerideki teknoloji gelişiminde bizim için yardımcı olur." ifadesini kullandı.

Ziyaretçilerden Ayşe Şentürk ise geçmişte kullanılan iletişim aletlerini gördüğünde çok şaşırdığını, teknolojinin ne kadar hızlı ilerlediğine şehit olduklarını kaydetti.

Erzurum

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, AA muhabirine yaptığı açıklamada, turizmde Türkiye'yi öne çıkartan kazı alanları ve ören yerleri gibi kültürel mekanlar olduğunu ifade etti.

Bakanlığa bağlı 153 kazı ve ören yeri olduğunu belirten Ersoy, bu kazıların 31'inin yabancı, 122'sinin yerli kazı başkanları tarafından yapıldığını kaydetti. Ersoy, "Buralarda en büyük sıkıntımız bunların çok büyük bölümünün her yıl 45 ya da 60 günlük sürelerde kazılıp sonra bir dahaki sezona kadar beklenmesiydi." diye konuştu.

Müzelerle ilgili de çeşitli çalışmalarının olduğunu aktaran Ersoy, şunları kaydetti:

"Maalesef Türkiye’ye giriş yapan turistlerin müze ziyaret etme oranı Avrupa’nın yarısı oranında. Biz bu oranı en azından Avrupa oranına getirmek istiyoruz. Nisandan itibaren ilk kez müzelerimizde ciddi tanıtıma başlayacağız. Yani müzelerin bulunduğu illerde o ülkeyi, o ili ziyaret eden turistlere yönelik ciddi tanıtım kampanyasına başlayacağız. Böylelikle müze ziyaret oranını hem turistler hem de yerli ziyaretçiler açısından artırmayı düşünüyoruz."

"Sergilenen oyun ve izleyici sayılarını yüzde 50 artıracağız"

Kültür ve Turizm Bakanı Ersoy, kültürle ilgili çalışmaları arasında ise opera, bale, tiyatro ve güzel sanatların bulunduğuna işaret ederek, bu alanlardaki çalışmalarının da sürdüğünü dile getirdi.

Bu yıl, 2018'e göre sergilenen oyun ve seyirci sayılarını yüzde 50 artırmayı hedeflediklerini belirten Ersoy, bu konuda gerekli çalışmayı başlattıklarını ifade etti.

Ersoy, şöyle devam etti:

"İnşallah yüzde 50 artış hedefine bu yıl ulaşacağız ve her sene ciddi oranlarda seyirci sayımızı artırmayı hedefliyoruz. Sadece bunu Türkiye ile sınırlı tutmuyoruz. Arkadaşlarımız ses getirecek birçok yapıta da imza atmaya başladı. Onlar da dünyaya tanıtım açısından bize faydalı. Yurt dışındaki birçok festivale ve organizasyona katılıyoruz, bunların da sayılarını artırıyoruz. Ayrıca bu sene yurt dışından konusunda başarılı olmuş birçok organizasyonu da ülkemize getireceğiz. Bu aktivitelerimizle de çok ciddi şekilde artış planlıyoruz."

"Türkiye ihraç ettiği dizi filmlerde Amerika'dan sonra ikinci sırada"

Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılması ile Desteklenmesi Hakkında Kanunda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un TBMM'de kabul edildiğini hatırlatan Ersoy, Sinema Yasası'nın en önemli maddesinin, Türkiye'nin tanıtımına fayda sağlayan yabancı filmleri ve yerli yapım dizileri de içeren yurt dışında gösterilmiş ve reyting alan dizilerin Türkiye'de yapmış oldukları harcamaların yüzde 30'una kadar kısmının devlet tarafından karşılanması olduğunu aktardı.

Bunu turizm tanıtımında önemli fayda olarak gördüklerini dile getiren Ersoy, Türkiye'de çok ciddi seyirci oranı bulunduğunu söyledi. Ersoy, "Ayrıca Türkiye, ihraç ettiği dizi filmlerde çok büyük rakamlara ulaşmış durumda. 350 milyon dolar gibi bir bütçeye sahip ve dizi film ihracatı Amerika’dan sonra ikinci sırada. Biz bunun amacına uygun şekilde artmasını ve Türkiye'nin gösterildiği yerlerde doğru tanıtılmasını istiyoruz." ifadelerini kullandı.

Ersoy, bu sektörde hedeflere uygun yapılan çalışmaları Bakanlık olarak destekleme kararı aldıklarını anlattı.

Bu desteğin hem Türkiye'deki seyirci sayısında hem sektörün film yapma oranında hem de yurt dışından çekim için ülkeye gelen film yapımcısı sayısında ciddi artış sağlayacağını vurgulayan Ersoy, bunu cezbetmek için "Filming Turkey" platformunu hayata geçirdiklerini belirtti.