24 Ağu 2019
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

ANTALYA - SÜLEYMAN ELÇİN

Antalya'da yeşil ve mavinin ahenk içerisinde görsel bir şölen sunduğu Kurşunlu Şelalesi, doğal çağlayanı, endemik bitkileri, yaban hayatı ve doğasıyla kış aylarında da ziyaretçilerin gözde mekanları arasında yer alıyor. 

Anadolu'nun en eski yerleşim birimlerinden olan turizmin başkenti Antalya, doğal güzellikleriyle de en dikkati çekici kentlerin başında yer alıyor. Bu doğal güzellikler arasında yer alan Kurşunlu Şelalesi de ziyaretçilerini adeta büyülüyor.

Antalya'nın kuzeydoğu girişindeki, 1986 yılında keşfedildikten sonra tabiat parkı haline getirilip ziyarete açılan yeşil ve mavinin buluştuğu Kurşunlu Şelalesi, yılın 12 ayı akan doğal çağlayanı, endemik bitkileri, yaban hayatı ve yemyeşil doğasıyla dikkati çekiyor.

Dışarıdan sadece ormanlık bir alan gibi görünen Kurşunlu Şelalesi Tabiat Parkı'na giren ziyaretçileri, yürüdükçe yemyeşil ağaçlar arasında gürül gürül akan çağlayan, minik göller, eşsiz bir flora ile yaban hayatından oluşan eşsiz bir tablo karşılıyor.

300 bin kişi ziyaret etti

Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü 6. Bölge Müdürü Rıza Kamil, AA muhabirine yaptığı açıklamada, şehre 20 kilometre uzaklıktaki Kurşunlu'nun eşsiz bir doğaya sahip olduğunu söyledi. Şelalenin sularının 18 metre yükseklikten düştüğünü belirten Kamil, irili ufaklı çağlayanlar oluşturarak akmaya devam ettiğini aktardı.

Kamil, şelalenin nilüferli mini gölleriyle de eşsiz bir peyzaj güzelliği sunduğunu kaydetti.

14'ü endemik 261 bitki türü

Ziyaretçilerin Kurşunlu'da 14'ü endemik 261 bitki türü ile ördek, sakarmeke, saz tavuğu, karabatak, ispinoz, su çulluğu, tavşan, tilki gibi yaban hayvanlarını da görebileceklerini dile getiren Kamil, "Şelaleye giden yollar üzerinde 4 asırlık su değirmenleri de mevcut. Bu değirmenler zamanında bölgedeki köylerin ihtiyacını karşılıyormuş. O değirmenleri de restore edip ayağa kaldıracağız." dedi.

Antalya'ya gelenlerin albümlerinde mutlaka bir Kurşunlu Şelalesi fotoğrafının olması gerektiğine dikkati çeken Kamil, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın himayelerinde başlattığı Tabiat Turizmi Uygulama Master Planı kapsamında Bakanımız Bekir Pakdemirli'nin destekleri ile bu alanın özelliğini yansıtan tabiatla iç içe kır lokantası, mescit, günü birlik kullanım alanı, yürüyüş parkurları gibi yatırımlarla ziyaretçi sayısını artırdık. Kurşunlu Şelalesi'ne bu sene 300 bin turist geldi. 2018 yılında bölge müdürlüğümüz bünyesindeki tabiat parklarını 6 milyon 198 bin kişi ziyaret etti. Bu, bir yıl önceye göre yüzde 34'lük bir artışı ifade ediyor."

Kamil, şelaleye yerli turistlerin yanı sıra Almanya, Rusya, Avrupa ve Orta Doğu ülkelerinden ziyaretçilerin geldiğini de bildirdi.

Kurşunlu Şelalesi işletmecisi Erol Avcı ise şelalenin 4 kilometre ilerideki "Gelin düşen" isimli su gözünden çıkan sudan beslendiğini söyledi. Avcı, turistlerin şelaleye gösterdiği ilgiden memnun olduklarını ifade ederek, özellikle kış aylarında şelale suyunun debisinin arttığını ve daha güzel bir görsel oluşturduğunu vurguladı.

Kurşunlu ziyaretçilerinden üniversite öğrencisi Zehra Tekeci, "Burası gerçekten cennet gibi. Buraya gelince su sesleri ve kuş cıvıltıları eşliğinde yemyeşil bir doğada yürümenin keyfini yaşıyoruz." dedi.

Ahmet Aydın ise Kurşunlu Şelalesi'nde saatlerce zaman geçirebildiklerini, doğayla iç içe yürüyüş yapmanın keyfini yaşadıklarını kaydetti.

GAZİANTEP/ŞANLIURFA - Kerem Kocalar,Rauf Maltaş

UNESCO'nun gastronomi ve kültürel değerlerini tescillediği şehirlerden Gaziantep ve Şanlıurfayarıyıl tatilini unutulmaz hale dönüştürmek isteyenleri bekliyor.

AA muhabirinin derlediği bilgilere göre, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nin önemli kentleri Gaziantep ve Şanlıurfa, özellikle son yıllarda turizmde adeta birbiriyle yarışıyor. Son dönemlerde turistlerin uğrak noktası olan bölgede, yarıyıl tatilinde de önemli bir yoğunluk bekleniyor.

UNESCO tarafından gastronomi dalında "yaratıcı şehirler" ağına dahil edilmesi dolayısıyla "gastronominin başkenti" olarak nitelendirilen Gaziantep, bölgeyi görmek isteyen turistlerin tatil rotasındaki ilk kent olarak dikkati çekiyor.

Kısa süre önce parçaları ABD'den getirilen Çingene Kızı mozaiğinin sergilendiği Zeugma Mozaik Müzesi başta olmak üzere mutfaktan hamama onlarca müzeye sahip olan kent, Bakırcılar Çarşısı, Elmacı Pazarı, Gaziantep Kalesi gibi birçok tarihi ve kültürel değeri de barındırıyor.

Yarıyıl tatil rotalarına "gazi şehri" alacak turistler, dünyanın sayılı, Türkiye'nin en büyüğü konumundaki Gaziantep Hayvanat Bahçesi'nde barınan hayvanları görebilecek, bazı türlerli Safari Park'ta doğal alanlarında gözlemleyebilecek.

"Kilo alarak dönmek garanti"

Gaziantep'e gelen turistleri yemek ve tatlılar konusunda da şaşırtıcı derecede zenginlik bekliyor.

Yemek kültürü konusunda oldukça zengin olan Gaziantep'e gelen turistler, farklı bir kahvaltıyla tanışma imkanı buluyor. Güne yüksek harlı ateşte pişirilen, içinde kuzu eti, sirke, baharat ve bol sarımsak barındıran "beyran" ile başlayacak olan tatilciler, daha sonra da fıstık ve kaymağın eşsiz buluşması katmerle ağızlarını tatlandırabilecek.

Öğle ve akşam yemeklerinde ise başta "küşleme" olmak üzere kebap çeşitleri ve 400'e yakın kente özgü kazan yemeğini tatma fırsatı bulacak olan ziyaretçilerin, tadına bakmadan geçmemesi gereken lezzetler arasında yuvalama, soğan ve sarımsak kebabı, şiveydiz, lahmacun, nohut dürümü gibi yemekler de bulunuyor.

Tatilcilerin "bu şehirden kilo alarak dönmek garanti" diye özetlediği kentte ziyaretçileri, akşamları ise damakları lezzetlendiren baklava çeşitleri bekliyor.

Tatilciler, yöresel lezzetlerden menengiç kahvesini de tattıktan sonra dinlenmek üzere otelin yolunu tutabilir.

"Evimize ve potansiyelimize güveniyoruz"

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bölgenin tarih ve kültürden gastronomiye kadar farklı alanlarda çok önemli bir mirasa sahip olduğunu söyledi.

Şehrin değerlerini yarıyıl tatilinde de yerli ve yabancı turistlerin beğenisine sunacaklarını belirten Şahin, "Misafiri davet ederken mutfağının güçlü olması ve evine güvenmen lazım. Biz evimize ve potansiyelimize güveniyoruz. Tüm Türkiye'ye şunu söylüyoruz, deniz, kum ve güneşten sıkıldıysanız, tarihi mirastan beslenen bir yapınız varsa, Roma'yı, Selçuklu'yu, Osmanlı'yı ve onların eserlerini görmek istiyorsanız bu bölgeye gelin." ifadelerini kullandı.

Gaziantep'te büyük bir hayvanat bahçesi bulunduğuna işaret eden Şahin, küçük çocukları olan ve hayvanlar alemini merak edenlerin de bölgeyi tercih edebileceklerini ifade etti.

Şehrin yaklaşık 500 çeşit yemeği olduğunu vurgulayan Şahin, "Lezzet başkentiyiz. Damağını tatlandırmak ve midesini bayram ettirmek isteyenleri bekleriz. Gönüle giden yol, mideden geçer. Özellikle gastronomiyle beraber, lezzet başkenti olma özelliğini kültürel değerlerimizle birleştirerek herkesi Gaziantep'e, Güneydoğu Anadolu Bölgesi'ne bekliyoruz." şeklinde konuştu.

İnsanlık tarihi sizi bekliyor

Tatilcilerin Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde tercih edebilecekleri ikinci durak ise özellikle gastronomi ve inanç turizmiyle ön plana çıkan "peygamberler şehri" Şanlıurfa.

Temmuzda UNESCO'nun Dünya Miras Listesi'ne alınan Göbeklitepe, her dönem yerli ve yabancı turistlerin akınına uğruyor.

Ziyaretçilerini 12 bin yıl öncesindeki insanlık tarihine götüren ören yeri, yarıyıl tatilinde de konuklarını bekliyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy'un 2019'u turizmde "Göbeklitepe Yılı" ilan etmek istediklerini açıklamasının ardından, tarihe meraklı dünyadaki herkesin gözü ören yerine çevrildi.

Kısa sürede şehrin turizmdeki bir numaralı marka değeri olan Göbeklitepe, şehir merkezine 20 dakikalık uzaklığıyla, herkesin rahatlıkla ulaşabileceği bir mekan.

Balıklıgöl, Harran ve Halfeti

Türkiye'nin kışı yaşadığı bir dönemde sıcaklığın 10 derecenin altına düşmediği kent, ziyaretçilerine adeta bahar havasında eşsiz güzelliklerini gezme imkanı sunuyor.

Şanlıurfa'da ilk akla gelen en önemli uğrak noktası ise Hazreti İbrahim'in doğduğu rivayet edilen makamın bulunduğu tarihi Balıklıgöl yerleşkesi. Aynı zamanda UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi'nde yer alan Balıklıgöl, dünyanın "en büyük doğal akvaryumu" olmasının yanı sıra önemli inanç merkezlerinin başında yer alıyor.

Konik kubbeli evleriyle adı özdeşleşen ve yine UNESCO'nun Dünya Miras Geçici Listesi adayları arasındaki Harran'da, ilk İslam üniversitesi ve Emeviler döneminden kalma Ulu Cami kalıntılarıyla her yıl binlerce yerli ve yabancı turistin akınına uğruyor.

Birecik Barajı dolayısıyla bir bölümü sular altında kalan, sakin ve huzur veren özelliğiyle Cittaslow Uluslararası Koordinasyon Komitesi tarafından "Sakin şehir" ağına kabul edilen Halfeti de şehrin gözde mekanlarının başında geliyor.

Halk arasında "Güneydoğu'nun Uludağ'ı" olarak adlandırılan Siverek ilçesindeki bin 919 rakımlı Karacadağ Kayak Merkezi de tatilcilere keyifli vakit geçirme olanağı sağlıyor.

"Yılın 365 günü ziyarete müsait"

Şanlıurfa Ticaret ve Sanayi Odası (ŞUTSO) Turizm Meslek Komitesi Başkanı Kamil Türkmen, AA muhabirine, şehrin kış ayında rahatlıkla tatil yapılacak ender kentlerden olduğunu söyledi.

Kentin tarih, doğa, termal ve kayak turizmini seven herkesi aynı dönemde ağırlayabileceğini belirten Türkmen, "Bölgemizde yeme içme, termal, kayak, arkeoloji ve müze turizmi fevkalade yapılıyor. Ara tatilde herkesi Şanlıurfa'ya, 'yemeye, içmeye ve gezmeye' davet ediyoruz. Şehrimiz diğer bölgeler gibi tek sezonluk bir kent değil, yılın 365 günü ziyarete müsait. Şehrimizde tarihten doğaya, kayaktan termal turizme kadar her alanda ciddi bir potansiyel var, değerlendirmek isteyen buyursun." diye konuştu.

SARAYBOSNA - Lejla Bıogradlıja

Osmanlı padişahlarından Sultan 2. Bayezid'in torunu Gazi Hüsrev Bey tarafından 8 Ocak 1537 tarihinde kurulan medrese, savaşlara ve tüm zorluklara rağmen bugün de ülkenin en prestijli liselerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.

Bosna Hersek'teki en eski eğitim kurumu olup lise diploması denkliği de bulunan Gazi Hüsrev Bey Medresesi'nde dini derslerin yanı sıra bilimsel dersler de veriliyor. Okulun kaliteli eğitimi nedeniyle aileler, çocuklarının burada okumasına büyük önem veriyor.

Gazi Hüsrev Bey Medresesi Müdürü Mensur Malkic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, medresenin beş asra yakın süredir kesintisiz eğitim verdiğine işaret ederek, Gazi Hüsrev Bey'in, Sultan 2. Bayezid'in torunu ve Bosna Hersek'e İslamiyet'i getiren Fatih Sultan Mehmed'in büyük torunu olduğunu vurguladı.

Tarihi medresenin kesintisiz eğitim vermesinden dolayı son derece gururlu olduklarını kaydeden Malkic, "Bosna Hersek'te çok sayıda tarihi medrese var ama bunlar bazı nedenlerden çalışmalarına ara verdi. Gazi Hüsrev Bey Medresesi ise kesintisiz eğitim vermeye devam etti." diye konuştu.

Malkic, "Gazi Hüsrev Bey Medresesi, Bosna Hersek'teki tüm diğer medreselerin de anası olarak anılır zira bu tarihi medrese Bosna Hersek'te başka medreselerin doğmasına vesile olmuştur. Tuzla, Travnik, Visoko, Mostar, Cazin ve hatta Zagreb (Hırvatistan) ile Novi Pazar'daki (Sırbistan) medreseler de buradan etkilenip kurulmuştur." ifadelerini kullandı.

Medresede halen 486 öğrencinin eğitim gördüğünü aktaran Malkic, buranın uzun yıllar daha ayakta kalmasını ve eğitim vermesini diledi.

"Aklımda sadece medrese vardı"

Medresedeki Türk öğrencilerden Belkıs Öznur Köylü, annesinin de bu medreseden mezun olduğunu belirterek, "Küçüklüğümden beri başka hiçbir okul değil, aklımda sadece medrese vardı." ifadelerini kullandı.

Dördüncü sınıf öğrencisi Köylü, İslam'ı daha iyi öğrenme isteğiyle medreseye başladığını kaydederek, "Medreseyi bitirmek ve annemi gururlandırmak istiyorum." dedi.

Köylü, babasının Bosna Hersek'teki savaş zamanında (1992-1995) buraya geldiğini belirterek, "Ailem Zenica'da. Saraybosna'ya, ilk kez medreseye kayıt olduğum zaman geldim. Burada inanılmaz bir şekilde tarihi yaşıyorsun. Her sabah medreseye gelirken Osmanlı zamanından kalma bina ve kaldırımlara bakarak geliyoruz. Adeta bir zaman tüneli gibi." diye konuştu.

Dördüncüsü sınıf öğrencisi Tarik Mujkic de annesi, babası ve ağabeyinin medreseden mezun olduğunu ifade ederek, annesi ile babasının savaş yıllarında medresede tanışıp sonrasında evlendiklerini anlattı.

Mujkic, Gazi Hüsrev Bey Medresesi'nin öğrencisi olmaktan gurur duyduğunu sözlerine ekledi.

Tarihi medrese 482'nci yılını kutluyor

Gazi Hüsrev Bey, Bosna Sancak Beyliği yaptığı dönemde, başta Saraybosna olmak üzere bölgede çok sayıda cami, hamam, aşevi ve eğitim kurumu gibi vakıf eserleri yaptırdı.

Gazi Hüsrev Bey, 8 Ocak 1537'de Saraybosna'da kendi adıyla anılan medreseyi kurdu. Medresedeki eğitim, Osmanlı bölgeden çekilmesine rağmen aralıksız devam etti.

Komünist eski Yugoslavya döneminde de eğitime devam eden medrese, 1992-1995 yıllarında yaşanan savaşta, şehir kuşatma altındayken de kapılarını kapatmadı.

Ülkenin en eski eğitim kurumu olan medrese, İngilizce, Arapça ve Türkçe öğretilmesi nedeniyle de Boşnak ailelerin öncelikli tercihleri arasında yer alıyor.

Diplomaları ülkedeki diğer lise diplomalarına denk olan mezunlar, medreseyi bitirdikten sonra sadece ilahiyat değil, istedikleri diğer fakültelerde de eğitim görebiliyor.

Diğer Makaleler...