18 Haz 2019
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Dövizdeki hareketlenme ve sonuçları

EKONOMİ
Typography

Türk lirasının son dönemlerde yabancı para birimlerine karşı sert bir şekilde değer kaybetmesi, geçtiğimiz ay gündemin  en öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. Yılbaşından beri özellikle Dolar karşısında yüzde 25’e yakın değer kaybı yaşayan Lira’nın ilerleyen dönemde ne yönde hareket edeceği dünya piyasalarında da büyük bir merak konusu. Bu durumda Merkez Bankası yetkili kurum olarak öne çıkmakla birlikte, küresel ölçekte de değişen siyasi ikliminde dalgalanmada büyük bir paya sahip olduğunu söyleyebiliriz. Bu yazımızda para birimi krizinin sebebinden çok, sonuçlarını ele almak alacağız.

Günümüzde politika ile ekonomi terimleri iç içe geçmiş bulunmakta ve finansal okuryazarlığımız artmadan bu iki konuda da yorum yapmanın zor olacağı bir kez daha gözler önüne serilmiştir. Ulusal basında da sıklıkla işlenilen döviz konusu, pek çok insanın bu terime daha detaylı bakmasına sebep olmuştur. Peki genel ülke ekonomisi için, yatırımcı ve aynı zamanda hane halkı için dövizdeki hareketlenme ne ifade etmektedir?

Dolarizasyon ülkesi olarak adlandırılan grupta olan Türkiye için, kurdaki negatif yönlü dalgalanma sonucunda hem kurumsal hem de bireysel anlamda herkes etkilenmektedir. Türkiye gibi katma değeri yüksek ürünlerde dışa bağımlı olan bir ülke için döviz kurundaki negatif yönlü hareketlenme, dolaylı ve doğrudan bir sonuç doğurmaktadır. Teknolojik ürünler, otomobil, ilaç vs. gibi gündelik hayatın parçası hali gelen ithal ürünlerin fiyat artması ile hanehalkını ciddi seviyede etkileyebilmektedir. Bunun yanı sıra döviz bazlı borçlu olan şirketler için kurdaki dalgalanma şirketler için ek maliyet yaratmakla birlikte, bilançolarında ciddi bir bozulmaya sebep olmaktadır. Özellikle, yabancı kur ile borçlanıp, kazancı lira olan şirketler için en korkulan senaryo olarak yukarıda verdiğim örneği gösterebiliriz. Bu gibi durumlarda piyasalardaki bozulmalar, hem dış borcun boyutunu arttırmakta, hem de ödemeler ile ilgili büyük aksaklıklara sebep olmaktadır. Makroekonomik düzeyde bakıldığında ise, ürünlerdeki fiyat artışı ile birlikte enflasyonda da yukarı yönlü bir harekete sebep olmaktadır, nitekim temmuz ayında enflasyon yüzde 15,85 olarak tespit edilmiştir. Şu an piyasalarda bu etkiyi gözlemleyebiliyoruz, mevsimsel etkinin dışında hanehalkının tüketici sepetinde enflasyon etkisi kendisini göstermektedir. Piyasalarda enflasyonun artışının getirdiği bir diğer etki ise faizlerdeki artış şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Özetle bakıldığında, Türk Lirasındaki değer kaybı hem makro seviye de, hem de mikro seviyede herkesi etkilemektedir. Teknik detayların dışında her birey bunu cebinde hissedebilmektedir. Normal bir vatandaş için herhangi bir ithal üründe, örneğin ithal bir ilacın fiyatındaki artış direkt olarak gözlemlenebilir ya da orta gelirli bir aile fedakarlık yaparak çocuğunu yurtdışına dil ya da akademik için yollamak istese, şu an ki şartlar altında geçmişe kıyasla çok daha zor olabilir. Bu gibi pek çok örnek verilebilir, o yüzden hane halkının bu handikapları bilerek tüketici davranışlarında temkinli ya da bilgi sahibi olarak davranması çok büyük bir öneme sahiptir.

Dövizdeki hareketlilik çoğu zaman negatif etki yaratmasının yanı sıra, ufakta olsa kimi durumunlar için pozitif bir etkide yaratmaktadır. Örneğin, yukarıda belirttiğim senaryonun tam tersine, Lira ile borçlanıp döviz ile kazanan bir şirket için kar olarak yansıyabilmektedir. Buna ek olarak, yastık altında döviz sahibi olan ya da dolar mevduatı olan bir birey içinde kazanç sağlayabilmektedir. Makro açıdan bakıldığında ise, ithalatta düşüşe sebep olmasına karşın, yerli ürünlerin sunduğu fiyat avantajı ile birlikte ihracat kalemlerinde pozitif bir hareketliliğe yola açarak dış pazarda bir fırsata dönüşebilir. En önemlisi de, Türkiye gibi turizm cenneti bir ülke için kurdaki negatif yönlü hareket yabancı turistlerin daha çok ilgisini çekerek, turist sayısında artışa sebep olmaktadır. Nitekim, son haberlere de bakıldığında bu yıl Türkiye’yi tercih eden Alman turist sayısında gözle görülür bir artış olmuştur. Türkiye gibi cari açığın makroekonomik anlamda büyük sorun teşkil ettiği bir ülke için, ihracatta artış bu anlamda cari açıkta pozitif bir etkide yaratabilmektedir.

Son dönemde Lira’da yaşanan değer kaybı, pek çok kişi için büyük bir kaygıya sebep olmuştur. Iktisat’ta döngü kavramı karşımıza sıklıkla çıkmaktadır, her ülke belirli dönemlerde pozitif ve negatif bir döngüye girmekle birlikte bunun dışına çıkabilmektedir. Geçmişte bunun pek çok örneğini gözlemleyebiliriz, ama bununla ilgili en önemli konu yapısal bir reform yapılmasıdır. 21. Yüzyılda artık çok hızlı değişen ve gelişen bir dönemin parçasıyız, günümüz şartlarına uyum sağlamanın gerekliliği hiç olmadığı kadar değerli. Bu sebeple, eğitime ve bilime önem veren beyinler yetiştirerek katmadeğeri yüksek teknolojiler üretmek , sürdürülebilir bir büyümenin en sağlam kaynağını oluşturmaktadır.

 

Mete Eryılmaz - Baden Haber Eylül sayısından

 

Sultan III. Murad’ın Hayatı ve Hükümdarlığı

Bayramda kaplıca ve çamur banyolarına ilgi

"Düzenli egzersiz yüksek tansiyon ve inme riskini

İftar ve sahurda kayısı tüketin önerisi

Almanya'da 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü