17 Kas 2019
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

BİR AZİM VE BAŞARI HİKAYESİ: HAYRİ GÜNEŞ VE MÜYESE GÜNEŞ

BADEN-WÜRTTEMBERG
Typography

İş hayatındaki azimli, kararlı ve adil duruşları ile bölgemizin örnek teşkil eden figürleri Sayın Hayri Güneş ve kıymetli eşi Müyese Güneş ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. İlham verici bir serüvene sahip Güneş çifti, aile şirketlerinin başarı öyküsünü bizlerle paylaştı.

 

  1. Hayri Bey, öncelikle bize biraz geçmişinizden bahsedebilir misiniz? Nerede doğdunuz, Almanya’ya geliş süreciniz nasıl gerçekleşti?

 

Ben Türkiye’de 1947 yılında Gaziantep’in Doğanpınar köyünde doğdum. Almanya hayallerim daha gençlik yıllarımda başlamıştı. 1970 senesinde köyümden küçük tahta bir valiz, birkaç küçük eşya ve çok az bir parayla yola çıktım ve önce Avusturya’ya geldim. Burada Viyana’da çalıştım. Daha sonra aracı vasıtasıyla 1971’de Almanya’ya, Breisach’a geldim. İlk önce burada bir tekstil fabrikasında çalışıyordum. Daha sonra istek yaparak eşimi buraya getirdim. 1978’e kadar eşimle birlikte tekstil fabrikasında çalıştık.

 

                 2. Kendi işinizi kurma hikayesi nasıl başladı?

 

Fabrikada yaptığımız birikimlerle eşimle birlikte bir market açtık. Gıda ürünleri satıyorduk. 1970lerde burada Türk peyniri, zeytini, sucuğu bulmak çok zordu. Et yiyemiyorduk. Ben buradaki Türk vatandaşlarının ihtiyaçlarını keşfettim ve bu ihtiyaçları getirmeye başladık. Bir arkadaşımla birlikte çiftliklerden et tedarik ediyorduk. Sene 1972’ydi ve bunları o zaman yapmak çok zordu. Zor şartlarda da olsa bu gıda problemini çözdük. Tabii o zamanlar Türk televizyonları da şimdiki gibi yoktu. Türk müzik kasetleri vardı, onları getirtip satıyorduk. 

 

1980’lerde çanak anten çıktı, insanlara bu hizmeti de verdik. Daha sonra bir atılım daha yaptık. Döner Almanya’da büyük şehirlerde yapılmaya başlanmıştı, marketin yanında bir de döner kebap yapmaya başladık. O da başarıya ulaştı. Benim gözüm hep yeniliklerdeydi. Hem çalışıyor hem yenilikleri takip ediyordum. 

 

         3. Yıllardan beri devam eden başarılı restoranlarınız var. Restoran işlerine nasıl başladınız?

 

O zamanlar bir tane gerçek Türk mutfağı yemekleri yapan Türk restoranı yoktu. Dönerden başka bir seçenek de yoktu. Bu sırada marketin olduğu binayı satın aldık. Üst katını ve alt katını restoran yaptık, marketi küçülttük ve bir süre sonra marketi de kaldırıp sadece restorana odaklandık. Restoranın ismini özellikle Türk mutfağı olduğu belli olsun diye Kappadokien Türk Restoranı koyduk. Restoranımızda 100’e yakın yemek çeşitleri var, Osmanlı mutfağının yemekleri de var var. 23 seneden beri halen aynı kaliteyle devam ediyor. 


               4. Birçok farklı sektörde iş yaptınız ve şimdi Grand Casino Group’un sahibisiniz. Bu yolculuk nasıl başladı?

  

Bütün bu işleri başarıyla kurduktan sonra bir yenilik daha yapalım dedik. Etrafta ufak Spielhalle denilen oyun alanları vardı. Damadım ve oğlumla birlikte Casino formatında, diğer havasız ve karanlık spielhalle’lerden farklı olarak tertemiz, ışıklandırması ve havalandırması dört dörtlük bir işletme yapalım dedik.  Önce Freiburg’da Monte Carlo’da başladık sonra da Breisach’da gümrük kapısında 2000 metrekarelik bir alanda yapmaya başladık. Çok ses getiren bir iş oldu. Devlet mekanlarında yeme içme bedavaydı, onları örnek aldık. Oyunculara alkolsüz yeme içmeyi bedava yaptık. Halen de böyle sürüyor. Daha sonra casino’nun yanında hem oyuncuların da yemek yiyebileceği Grand Grill Restoranı açtık.

 

                      5. Türkiye’de yatırımlarınız oldu mu?

 

Bütün bu işleri yaparken Türkiye’de de yatırımlar yaptık. Antalya Kemer’de bir otel yaptık 1979’da. Şu an halen devam ediyor. 

 

                         6. Peki bu başarınızın sırrı neydi? 

 

Aile şirketi olmamızın avantajı vardı, ben bunu çok iyi yönettim. Devamlı yenilikleri takip ettim, huzur içinde, aile birliği olarak çalıştık ve başarıya ulaştık. Eşim de işleri çok iyi yürüten, bilinen ve sevilen biri. 6 tane torunum var. Mutlu bir aileyiz. Daha da ilerlemek istiyoruz. En yakın zamanda oğlum Hayrettin inşaat şirketini açıyor. Damadım da birçok başarılı inşaat projesi yapıyor. 

 

Yaşım 70’e yakın, hala haftanın 7 günü ayın 30 günü çalışıyorum.180 200 kişi civarında çalışanımız var. İnsanlara ekmek veriyoruz, onlar da bize emek veriyorlar. Ben herkesin maaşını zamanında ödemeye gayret ederim. Karşıdaki emeğin ne olduğunu çok iyi bilenlerdenim.


                      7. Son olarak özellikle genç okurlarımıza bir tavsiyeniz var mı?

 

Birlik beraberlikten güç doğar, devamlı ileriye bakın. Gençlerimiz meslek yapsınlar, girişimlerde bulunsunlar, hep ileriye baksınlar ve çalışmaktan vazgeçmesinler. 



Müyese Güneş

 

  1. Müyese Hanım, bir de sizin deneyimlerinizi dinleyelim. Yıllardır süren bu çalışma temposu sizin için nasıl bir deneyimdi?

 

Tabii ki başta birçok zorluklar oldu, hem çocuklarımızı büyütüp hem çalışmak zorundaydık. Sonradan ticarete atıldık. Karı koca sırt sırta verdik. Günde 20 saat çalıştığımız oldu. İleride çocuklarımız rahat etsin diyerek çalışmaktan hiçbir zaman vazgeçmedik ve onu da başardık. İşlerimizde genelde eşimle birlikte karar veririz. Allah’ın ve devletin yasak ettiği hiçbir şey yapmadık, alnımızın teriyle senelerce çalıştık. Çocuklarımıza da hep deriz, haksızlığa uğrayın ama haksızlık yapmayın. Şimdi de bu sayede başarıya ulaştık.

         2. İlk başladığınız dönemlerde ne gibi zorluklar yaşadınız?

Marketimizin olduğu dönemde herkes 6 buçukta market kapatırdı ben 9’da kapatırdım birkaç şey daha satabilmek için. Sonra eve gelip çocuklara yemek yapardım, banyolarını yaptırırdım. O zamanlar şimdiki gibi makine de yoktu. Sonra saat 12 olurdu, üç saat uyuyup dinlenirsem dinç olurdum. Gece 3’te uyanıp, doğruca Karslruhe Durlach’taki hale Türk gıdalarını getirmeye gidiyordum. Gidiş geliş 400 km yol katediyordum. Sabah erkenden Breisach’a geri gelip, 7 buçukta çocukları okula bırakıp, 8’de marketi açardım. Senelerim böyle geçti. Yani çok büyük zorluklarla buralara geldim. Ama pişman değilim, böylece çoluğum çocuğum rahat etti. En güzel şekilde her şeyi bugüne kadar getirdik.

IMG-20191003-WA0016.jpg

 

          3. O günlerden bugüne aklınızda kalan bir anınız var mı?

Restoranı ilk açtığımızda gelin görün diye insanları davet ediyordum. Damadım Ender bendeki cevheri gördü. Restorandaki mutfağa sen girmelisin dedi. Ben mutfağa girdikten sonra titizlikle çalıştım. İki üç ay sonra daha sonra gelelim diyip geçiştirenler gelip kalabalıkta sıra bekledi. Hiç unutmadığım bir anıydı. 10-12 yıl boyunca restoranın temizliğinden yemeklerin tadına kadar her işin başında durdum. Halen işçiden çok çalışırım.

                4. Breisach’ta sevilen ve sayılan, aynı zamanda düzeniyle ve titizliğiyle bilinen bir kişisiniz. Bildiğimiz kadarıyla ödülleriniz de var?

       İki kez temizlik ve düzen ödülü aldım. Bahçem de Breisach’ın en güzel bahçesi seçildi. Belediye düzenleme çalışmaları yaparken benim peyzaj çalışmalarımı örnek aldı.

             5. Sizin gençlerimize vereceğiniz tavsiyeleriniz var mı?

 Bir insan yoksul olabilir, bu ayıp değildir ama çalışmaktan da kaçmamalıdır. Çalışırken saati gözetlememek gerekiyor. İnsan elinden geleni yapıp çalışırsa her türlü yoksulluğu ve başarısızlığı aşmak mümkün. Gençlerimize tavsiyem  çalışmaktan yılmasınlar.

Türk kökenli siyasetçi Almanya'da bir ilki gerçekl

Almanya'da bir Türk'e şiddet uyguladığı öne sürüle

Galatasaray Teknik Direktörü Terim: Çok önemli bir

Terör örgütü yandaşları Almanya'da Türk derneği ve

'Şehir hayatı ve gurbet bizi çok yordu'