21 Eki 2019
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

İstanbul

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği'nin (UEFA), Arnavutluk ve Fransa maçlarında Türk futbolcuların gol sevinci sırasında verdikleri asker selamının siyasi provokasyon içerebileceği gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatması, Avrupa futbolunun karar merkezinin ortaya koyduğu çifte standardı da gözler önüne serdi. 

Avrupa futbolunun çatı kuruluşu UEFA'nın A Milli Takım futbolcularının gol sevinciyle ilgili başlattığı soruşturma "siyasi" içeriğiyle dikkat çekiyor. Arnavutluk maçı sonrası benzer soruşturma iddiaları karşısında UEFA İletişim Direktörü Philip Townsend, Anadolu Ajansı'nın yazılı sorusuna, "Maçla ilgili UEFA'nın herhangi bir yorumu olmamıştır." yanıtını vermişti. Peki ne oldu da aynı UEFA, bu kez Fransa maçı sonrası üstelik aynı gol sevinci karşısında soruşturma başlatma kararı verdi?

Özellikle Türkiye'nin uluslararası hukuk temelinde, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın 51. maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkı ve BM Güvenlik Konseyi'nin terörizmle mücadeleye ilişkin kararları uyarınca yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı'na yönelik Avrupa siyasetinde yürütülen kampanyanın UEFA'nın bu kararında etkili olduğu aşikar.

UEFA'nın soruşturma açıldığını duyurmasından hemen önce Fransa Spor Bakanı Roxana Maracineanu'nun sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2020) Elemeleri H Grubu'nda Fransa karşılaşmasında Kaan Ayhan'ın attığı gol sonrası Barış Pınarı Harekatı'na destek vermek için Mehmetçik'e asker selamı gönderen milli futbolcuların spor ruhuna aykırı davrandığını iddia etmesi ve bu konuda UEFA'ya çağrıda bulunması dikkati çekiyor.

Bununla birlikte özellikle Avrupa medyasında milli futbolcularımızın asker selamı vermesiyle ilgili kışkırtıcı yayınlar yapılması, siyasi olarak baskı altına alınan UEFA'yı soruşturma açmaya itti.

UEFA, skandal olarak nitelendirilen soruşturma duyurusunda Türkiye'nin hem Arnavutluk hem de Fransa maçlarında verilen asker selamı nedeniyle soruşturma açıldığını belirtti ancak aynı kurum maçtan 2 gün önce Arnavutluk maçıyla ilgili herhangi bir soruşturma açılmadığını bu konuda kendilerinin herhangi bir yorumu olmadığını bildirmişti.

Avrupa'nın en önemli ligleri olan İspanya 1. Futbol Ligi (La Liga), İngiltere Premier Ligi ve Almanya 1. Futbol Ligi (Bundesliga)'nde daha önce çok sayıda önemli takımın yıldız futbolcusu da asker selamı vererek gol sevinçlerini kutlamıştı.

Bu sevinçler o ülkelerin yayıncı kuruluşları tarafından tekrarlarıyla birlikte dakikalarca yayımlanmıştı. Gazetelerde de geniş bir şekilde fotoğraflı olarak yer almıştı.

Bu sevinçler karşısında o günlerde Avrupa basınında hiçbir tartışma gündeme dahi gelmezken, Türk futbolcuların Arnavutluk ve Fransa maçlarında gol sevinci ise Fransız rejisi tarafından sansüre uğradı, ekrana getirilmedi.

Milli futbolcuların gol sevinci, UEFA tarafından "olası" provokasyon şüphesi olarak değerlendirildi. UEFA, soruşturmayı yönetmesi amacıyla da UEFA Etik ve Disiplin Kurulu'ndan bir müfettişin görevlendirildiğini duyurdu. UEFA'nın yaptığı açıklamadaki "olası" ifadesi de dikkati çekti. 

Griezmann'a asker selamı serbest

Türk futbolcuların asker selamı verdiği Fransa'da da yıldız futbolcu Antoine Griezmann, dünya futbolunun en önemli organizasyonu olan Dünya Kupası'nın finalinde sevincini asker selamı vererek kutlamıştı.

Griezmann'ın, şampiyonaya ev sahipliği yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve çok sayıda davetli devlet adamının katılımıyla gerçekleştirilen kupa töreninde, ülkesinin siyasi lideri olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un karşısında asker selamı vermesi, siyasi bir mesaj ya da siyasi bir provokasyon olarak değerlendirilmedi.

Griezmann, Elysee Sarayı'nda düzenlenen şampiyonluk töreninde de Macron karşısında bir kez daha asker selamı vermişti. Bunlar Avrupa basını tarafından, devlet başkanına yapılan sevimli bir jest olarak yorumlanmıştı.

Rusya'daki Dünya Kupası'nda F Grubu maçında Güney Kore ile Almanya, Kazan'da karşılaştı. Güney Koreli futbolcu Hong Chul da ülkesinin milli marşı çalınırken asker selamı vermişti. 

Ronaldo, Marcelo, Mandzukic ve Adebayor...

Futbolda asker selamı yalnızca Türk futbolcular ya da Griezmann'la da sınırlı değil.

Dünyanın en iyi futbolcusu ödülünü defalarca alan Portekizli yıldız Cristiano Ronaldo da Real Madrid forması giyerken gol sevincini takım arkadaşı Brezilyalı Marcelo ile asker selamı vererek kutlamıştı.

Hırvat futbolcu Mario Mandzukic de Alman ekibi Bayern Münih'in formasını giydiği dönemde gol sevincini asker selamı vererek kutlamıştı.

UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk maçında Bayern Münih ile Barcelona arasındaki maçta o dönem İspanyol ekibinde forma giyen Thierry Henry de golden sonra takım arkadaşı Samuel Eto'o ile asker selamı vermişti.

Afrika futbolunun en önemli isimlerinden olan Emmanuel Adebayor da ülkesi Togo'nun siyasi olarak içinde bulunduğu karışık dönemde asker selamı veren futbolcular arasında yer alıyor. Adebayor, Tottenham forması giydiği dönemde Manchester United'a attığı golün ardından asker selamı vermişti. 

Statta, bölücü terör örgütü PKK'yı simgeleyen bez parçaları 

UEFA'nın çifte standardı Türk futbolcuların asker selamı kararı ile de sınırlı değil.

Galatasaray'ın İsveç ekibi Östersunds ile deplasmanda oynadığı mücadele devam ederken sahaya giren iki kişi terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterini açmıştı.

Üç yıl önce de Osmanlıspor'un İsviçre'nin Zürih takımıyla deplasmanda oynadığı mücadelede de tribünlerde bölücü terör örgütü PKK'yı simgeleyen bez parçaları ve örgütün elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterleri açılmıştı. Stattaki güvenlik görevlileri de bu rezalete sessiz kalmıştı.

Futbol sahalarındaki bu rezaletler ihtar ve küçük para cezalarıyla geçiştirilmişti.

Ayrıca Türk takımlarının Avrupa kupalarında oynadığı birçok maçta terör örgütü yandaşları sahaya girerek maçın durmasına da neden olmuştu.

A Milli Futbol Takımı, 2020 Avrupa Şampiyonası (EURO 2020) Elemeleri H Grubu'nda Fransa ile deplasmanda yaptığı maçı 1-1 berabere tamamladı. 

16. dakikada Fransa, gole yaklaştı. Griezmann, Coman'ın sol kanattan verdiği pasla ceza alanına girdi. Kaleciyle karşı karşıya kalan Griezmann'ın şutunda Mert Günok, topu çelmeyi başardı. Devam eden pozisyonda meşin yuvarlağı önünde bulan Sissoko'nun sert vuruşunda iyi yer tutan Mert, bir kurtarış daha yaparak topun ceza sahası dışına uzaklaşmasını sağladı.

21. dakikada sol kanattan ceza sahasına girerek son çizgiye inen Coman, topu penaltı noktası üzerine ortaladı. Bu pozisyonda Griezmann'ın yaptığı kafa vuruşunda top, Mert Günok'ta kaldı.

 

🇹🇷💪 Millilerden asker selamı

2020 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri H Grubu 8. maçında Fransa ile A Milli Futbol Takımı, Paris yakınlarındaki Stade de France’da karşılaştı. Milli futbolcular Kaan Ayhan'ın attığı gol sonrası asker selamı verdi. 📸: Mustafa Yalçın

View image on Twitter
 
417 people are talking about this
 
 

22. dakikada Coman'ın ceza sahası dışından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak, kalenin üzerinden dışarı gitti.

25. dakikada Coman, sol kanattan yine tehlikeli geldi. Griezmann, Coman'ın ceza sahası ön çizgisine paralel gönderdiği topun üzerinden atlayarak tehlikenin büyümesini sağladı. Boş pozisyonda bulunan Sissoko'nun yerden vuruşunda kaleci Mert Günok, uzanarak topu kurtardı.

36. dakikada sağ kanatta topla buluşan Griezmann, çapraz pozisyonda yaptığı sert vuruşla gol aradı. Bu futbolcunun vuruşunda meşin yuvarlak, kalenin yanından az farkla auta çıktı.

Müsabakanın ilk yarısı golsüz sona erdi.

İkinci yarı

55. dakikada Hernandez, sol çaprazdan ceza sahasına girerek gole yaklaştı. Hernandez'in yerden gönderdiği şutta top, kalenin yanından auta çıktı.

59. dakikada Türkiye gole çok yaklaştı. İrfan Can Kahveci'nin savunmanın arkasına yolladığı uzun topa hareketlenen Hakan Çalhanoğlu, yaptığı dokunuşla meşin yuvarlağı Burak Yılmaz'ın önüne gönderdi. Ceza sahasında boş durumda kalan Burak Yılmaz'ın bekletmeden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak, kalenin üzerinden dışarı gitti.

61. dakikada sol kanattan ceza sahasına giren Griezmann, topu yerden kale sahasına gönderdi. Ben Yedder'in bekletmeden yaptığı dokunuşta top, kalenin üzerinden dışarı çıktı.

62. dakikada Ozan Tufan, Kenan Karaman'ın sağ kanattan yaptığı orta sonrasında topu önünde buldu. Ceza alanında kaleyi sağ çaprazdan gören pozisyonda şutunu çeken Ozan, meşin yuvarlağı kalenin üstünden auta gönderdi. 

76. dakikada Fransa, sağ kanattan kazanılan köşe vuruşunda golü buldu. Griezmann'ın kale alanına ortaladığı topa yükselen Giroud, kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-0.

82. dakikada Türkiye eşitliği yakaladı. Hakan Çalhanoğlu'nun sağ kanattan kazanılan serbest vuruşta arka direğe doğru ortaladığı topa, Kaan Ayhan hareketlendi. Kaan Ayhan'ın yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu ve milliler skoru 1-1'e getirdi.

Milliler golün sevincini Barış Pınarı Harekatı'nda terör örgütü PKK/PYD-YPG'ye karşı mücadele eden askerlere selam durarak yaşadı. 

Kalan dakikalarda başka gol olmadı ve karşılaşma 1-1'lik eşitlikle sona erdi.

A Milli Futbol Takımı1-1 berabere kalarak liderliğini korudu

Karşılaşmanın ilk yarısında etkili taraf, Fransa oldu. İlk 15 dakikalık bölümün ardından özellikle Kingsley Coman ve Antoine Griezmann'ın geliştirdiği üst üste ataklarla gol arayan Fransa Milli Takımı oyuncularına, ay-yıldızlıların kalecisi Mert Günok geçit vermedi.

Türkiye, ikinci devrede oyunu dengeleyerek rakip kaleye gitmeye başladı. Fransa, teknik direktörü Didier Deschamps'ın ikinci yarıda oyuna dahil ettiği Olivier Giroud ile golü bularak 1-0 öne geçti. Giroud, elemelerdeki 5. golünü kaydetti.

Milli takım, 82. dakikada kazanılan duran topta Kaan Ayhan'ın fileleri havalandırmasıyla 1-1'i yakaladı ve karşılaşma bu skorla sona erdi.

Bu sonuçla iki takım da 19'ar puana yükseldi. Gruptaki ilk maçı rakibine karşı 2-0 kazanan Türkiye, ikili averajda Fransa'nın önünde yer alarak liderliğini korudu.

Üçüncü sıradaki İzlanda ise sahasında Andorra'yı 2-0 yenerek 15 puana çıktı.

Şenol Güneş'in hamleleri

A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş, ay-yıldızlıların Fransa karşısında mücadelenin ilk yarısında etkisiz kalması sonucu ikinci devreye oyuncu değişikliğiyle başladı. 

İkinci yarıya Okay Yokuşlu'yu kenara alıp Hakan Çalhanoğlu'nu oyuna sürerek başlayan Güneş, 53. dakikada ise sakatlanan Mehmet Zeki Çelik'in yerine Kaan Ayhan'a forma şansı verdi. 

Deneyimli teknik adam son oyuncu değişikliği hakkını 81. dakikada kullandı. Ozan Tufan kenara gelirken Cenk Tosun oyuna dahil oldu. 

Golden sonra asker selamı

A Milli Takım'ın Kaan Ayhan ile 82. dakikada bulduğu gol, Stade de France'ta büyük coşku oluşturdu. 

Kaan Ayhan'ın kafa golüyle tüm futbolcular, gol sevincini kale arkasındaki tribünlerle doyasıya yaşadı. 

Futbolcular, Arnavutluk maçında olduğu gibi bir kez daha asker selamıyla attıkları golü Barış Pınarı Harekatı'nda görev alan Mehmetçik'e armağan etti. Bu arada golden sonra futbolcuların asker selamı, televizyonda gösterilmedi.

Kaan Ayhan, Fransa'yı yine boş geçmedi

Oyuna ikinci yarıda dahil olan milli futbolcu Kaan Ayhan, Fransa'ya bir kez daha gol atma başarısı gösterdi.

Gruptaki ilk maçta da Fransa filelerini havalandıran Kaan, deplasmanda da gol bularak takımına bir puanı getirdi.

Moldova'ya da bir gol atan milli futbolcunun elemelerdeki gol sayısı 3'e çıktı. 

Karşılaşma sonunda coşkulu sevinç

Ay-yıldızlı futbolcular, mücadelenin bitmesiyle alınan bir puanın ve Fransa deplasmanından lider dönmenin sevincini taraftarlarıyla paylaştı.

Karşılaşmanın ardından tribünlere giden milli oyuncular, taraftarlara eşlik ederek tezahüratta bulundu.

Fransa'ya karşı ilk beraberlik

A Milli Futbol Takımı, Fransa'ya karşı ilk beraberliğini aldı.

Ay-yıldızlı ekip, Fransa ile 3'ü resmi olmak üzere yaptığı 6 maçta birer galibiyet ve beraberlik aldı, 4 defa mağlup oldu. Bu maçlarda 5 kez fileleri havalandıran Türkiye, kalesinde ise 13 gol gördü.

Türk taraftarlar deplasman atmosferi yaşattı

Statta yer alan 30 bin civarında Türk futbolsever, maç öncesi ve sırasında tezahüratlarıyla ev sahibi Fransa Milli Takımı'na deplasman havası yaşattı.

Fransa Milli Takımı oyuncuları ısınmak için sahaya çıkarken ve maç sırasında Türk taraftarlar tarafından yoğun şekilde ıslıklandı.

Milli futbolcular, ısınmaya çıkarken büyük destek gördü. Çok sayıda Türk bayrağıyla tribünleri dolduran ay-yıldızlı taraftarlar, maç boyunca milli takımı destekledi.

Taraftarlar, maç sırasında "En büyük asker, bizim asker" ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" tezahüratları yaptı. 

Ankara

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa ülkelerinden, terör örgütü PKK'nın şiddet içeren eylemlerine karşı alınan tedbirleri artırmalarının istendiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Barış Pınarı Harekatı'nın başlamasıyla terör örgütü PKK unsurlarının, özellikle Avrupa ülkelerinde şiddet içeren gösteri ve eylemlerinde artış gözlemlendiği belirtildi.

Açıklamada, "PKK'nın eylemlerine karşılık, yurt dışındaki diplomatik temsilciliklerimizin, vatandaşlarımızın, personelimizin ve Türk çıkarlarının can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla ilgili ülkelerden alınan tedbirlerin artırılmasını ve bu konuda azami hassasiyetin gösterilmesini bekliyoruz." ifadesi yer aldı.

Berlin

Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin Federal Meclis Üyesi Johannes Kahrs, Almanya’nın iklim koruma paketinin Alman hükümetine başlangıçta her yıl 4-5 milyar avroya mal olacağını bildirdi.

Kahrs, Alman Birinci Televizyon kanalı ARD’ye yaptığı açıklamada, Almanya’nın yeni iklim paketinin Alman hükümetine başlangıçta her yıl 4-5 milyar avroya mal olacağını söyledi.

Devletin, iklim koruma önlemlerinde dar ve orta gelirli ailelerin ek yüklerle karşılaşmaması için yardımcı olması gerektiğini savunan Kahrs, onlara otomobil satın alırken ve ısınma sistemlerini geliştirirken teşvikler verilmesi gerektiğine işaret etti.

Almanya’nın iklim ve enerji fonunda para olduğunu hatırlatan Kahrs, bunun kullanabileceğini ve yeni vergiler getirmemek için bütçede iklim için bir yer ayrılabileceğini kaydetti.

Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) ve CDU’un Bavyera’daki küçük ortağı Hıristiyan Sosyal Birliği (CSU) ile Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) elektrik otomobiller ve şarj istasyonları için teşviklerin uzatılması ile binaların ısınma sistemlerinin iyileştirilmesini de kapsayan yeni iklim paketini 20 Eylül'de açıklaması bekleniyor.

Almanya'nın yeşil geleceğe nasıl hazırlanacağı konusunda hükümet ortakları görüş ayrılıkları yaşarken, Başbakan Angela Merkel’in üyesi olduğu CDU, iklim paketinin finansal yüklerinin Alman sanayisine zarar vermemesi gerektiğini savunurken, SPD düşük gelirlileri korumak istiyor.

Edirne

Kapıkule Sınır Kapısı'nda oluşturulan park alanı sayesinde yola dinlenmiş olarak çıkan gurbetçiler, uygulamanın tüm sınır kapılarında hayata geçirilmesini istiyor.

Yıllık izinlerini Türkiye'de geçiren gurbetçilerin büyük bölümü, yaşadıkları ülkelere döndü. Yurt dışında yaşayan vatandaşların temmuz başından itibaren baba ocaklarını ziyaret etmek için Türkiye'ye giriş yapması dolayısıyla sınır kapılarında başlayan "gurbetçi sezonu", bu yıl için tamamlanmak üzere.

Temmuz ve ağustos aylarında Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne bağlı sınır kapılarından 424 bin 474 araç giriş yaptı. Bunların çoğu 4-6 haftalık izinlerini tamamladıktan sonra yaşadıkları ülkelere döndü.

Aynı kapılardan temmuz ve ağustosta 399 bin 819 bin araç çıkış yaptı.

Gümrük yetkilileri, "gurbetçi sezonu"nun bu hafta sonu itibarıyla büyük oranda tamamlanmış olacağını ifade etti.

Bu yıl kuyruk oluşturmadılar

Edirne Valisi Ekrem Canalp'ın talimatıyla gurbetçilerin, yurt dışına çıkışlarında rahat etmeleri ve bekleme sürelerini uygun bir alanda geçirmeleri için Kapıkule Sınır Kapısı'nda hayata geçirilen park sistemi sayesinde geçmiş yıllardaki araç kuyruklarına tanık olunmadı.

Çıkış için gelen gurbetçiler Kapıkule Sınır Kapısı yanına oluşturulan yaklaşık 45 dönümdeki bin 750 araç kapasiteli, çocuklar için oyun alanları, ücretsiz internet bağlantısı, tuvalet, okuma ve televizyon izleme köşelerinin olduğu park alanına alındı.

Böylelikle sınır kapısı yolunda kuyrukların önüne geçilmiş oldu.

Park alanının, Kapıkule Sınır Kapısı'na giden kara yolundaki birikmeyi önlediğini ifade eden gurbetçiler, bu uygulamanın diğer kapılara da yapılması gerektiğini ifade etti.

İstanbul

Almanya’da Brandenburg ve Sachsen-Anhalt eyaletlerinde 1 Eylül 2019’da yapılan eyalet parlamento seçimleri, Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra bir kez daha Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) oylarının yükselişine sahne oldu. 2013 yılında kurulan aşırı sağcı parti, Almanya’daki yüzde 5’lik barajı aşarak Federal Parlamento’ya girdiğinden bu yana, her seçimde oy oranlarını arttırarak siyasi hayatına devam ediyor.

Almanya’nın doğusundaki Brandenburg ve Sachsen-Anhalt eyaletlerindeki seçimlerin her ikisinde de parti, zirvedeki partileri zorlayarak az farkla ikinci parti konumuna geldi. Sosyal Demokratların kalesi olan Brandenburg’da, yüzde 5,7 düşüşle ve yüzde 26,2 oranıyla birinci parti olan Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) ardından, AfD yüzde 17,8 artışla ve yüzde 27,5 oranıyla ikinciliğe yerleşti. Hıristiyan Demokratların güçlü merkezi Sachsen-Anhalt eyaletinde ise yüzde 7,3 düşüşle yüzde 32,1 oy oranına ulaşan CDU’nun peşinden, yüzde 17,8 artışla yüzde 27,5 oy alan AfD seçimi yine ikinci sırada tamamladı.

Brandenburg’da yaklaşık 2,5 milyon, Sachsen’de ise 3,3 milyon insanın oy kullanma hakkının bulunduğu bu son seçimlerde, AfD kazandığı sandalye sayılarıyla, şimdiye kadar alışılagelmiş koalisyonların yapılabilmesini her iki eyalette de epey zora sokmuş görünüyor.

AfD’nin Almanya’daki yerleşik partiler arasında henüz çok yeni olduğunu, üstelik savunduğu fikirlerin Almanya’da yasak olan Nazizm’e ne kadar yakın olduğunu göz önüne alırsak, partinin oy oranının yükselmesini ciddiye almak gerekiyor.

Seçimlere katılım oranları gerekçe değil

Seçime katılım Brandenburg’da 1990’dan bu yana en düşük oranda gerçekleşerek yüzde 49,1 olarak kayıtlara geçti. Sachsen’de ise tam aksine, şimdiye kadarki en yüksek oranlardan biri olarak yüzde 66,6 katılım kaydedildi. Görüleceği üzere, seçime katılımın düşük olması AfD’nin güçlenmesine tek başına dayanak oluşturmuyor. Beş doğu eyaletinde AfD en güçlü parti konumunda bulunuyor. On bir batı eyaletinde ise CDU, Yeşiller ve SPD’nin ardından gelmekle birlikte, AfD özellikle CDU ve SPD taraftarlarından kazanımlar elde etme yolunda ilerliyor. Dolayısıyla AfD’nin sadece doğu eyaletlerinde etkili olduğunu söylemek de doğru olmayacaktır. Son iki eyalet seçiminde AfD’nin oylarının artmasında, Başbakan Merkel’in göçmen politikasının yanı sıra, doğu eyaletlerindeki eski kömür ocaklarının kapatılması planlarının da etkisi olmuştu. Ayrıca son dönemde yapılan anketlerin gösterdiğine göre, AfD seçmenlerinin neredeyse yarısı partinin fikirlerinin hepsini desteklemese ve esasen başka partilerin taraftarları olsalar da, Almanya’da genel siyasetten memnuniyetsizlikleri onları bu partiye kaydırıyor ve neticede AfD’nin oyları her seçimde yükselmiş oluyor.

Almanya’da her üç seçmenden biri popülist fikirlere sahip. Bu rakam Alman toplumunun üçte ikisinin popülist ve/veya aşırı sağcı olmadığı anlamına da geliyor. Gerçekten aşırı sağ fikirleri destekleyenlerin sayısı Alman nüfusuna oranla hâlâ azınlıkta kalıyor olsa da AfD’nin oluşturduğu esas tehlike, geleneksel partilerin seçmenlerini de etkileyebilmesidir.

Almanya’da seçim sonuçlarıyla ilgili kimi uzmanlar korkulacak bir şey olmadığını, aslında AfD’nin beklenenden daha az oy aldığını ifade ederken, diğer bir kesim ise partinin artan oy oranının Almanya’da ciddi bir kimlik sorununa işaret ettiğini belirtiyor. AfD’nin Almanya’daki yerleşik partiler arasında henüz çok yeni olduğunu, üstelik savunduğu fikirlerin Almanya’da yasak olan Nazizm’e ne kadar yakın olduğunu göz önüne alırsak, partinin oy oranının yükselmesini ciddiye almak gerekiyor. Avrupa’ya yoğun mülteci akınlarının yaşandığı bu dönemde, mülteci ve bilhassa İslam karşıtı aşırı sağ partinin taraftarlarının –Almanya’nın ekonomik durumunun kötü olmamasına rağmen– artması, Almanya’da bir şeylerin yanlış gittiğine işaret ediyor. Bu yanlış giden şeyler arasında yabancı düşmanlığının gün geçtikçe daha büyük bir sorun haline gelmesi ise sadece Almanya’ya değil, Almanya’dan kolayca etkilenebilecek diğer Avrupa Birliği (AB) üye devletlerine de bir tehdit oluşturuyor. İç ve dış güvenlik ayrımının kalmadığı mevcut uluslararası ortamda, aşırı sağ popülist hareketlerin normal sınırlar içinde görülür olması ve AfD’nin taraftarlarının kısa süre içerisinde hatırı sayılır bir oranda artmış olması gerek Almanya gerekse diğer AB ülkelerindeki aşırı sağın yükselişi için bir gösterge oluşturuyor.

Aralık 2018’de Hıristiyan Demokrat Parti’nin başkanlığından ayrılan Angela Merkel’in 2021’deki seçimlerde görevinden ayrılmasının Alman siyasetinde nasıl bir sonuç doğuracağı henüz kestirilemezken, AfD’nin kazandığı bu başarının doğru şekilde analiz edilmesi hem Almanya hem AB hem de bölge açısından çok büyük bir önem taşıyor.

Eğilim Avrupa’ya yayılabilir

Mayıs 2019’daki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde Avrupa aşırı sağının yaptığı ortak toplantılar, birbirlerinden cesaret alabileceklerine işaret ediyor. 2013 yılında kurulduğunda yüzde 4,7’lik oyuyla Federal Meclis’e girmeyi kıl payı kaçıran parti, 2014 yılında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Almanya’ya ait olan 96 sandalyenin 7’sini almayı başarmıştı. Nefret suçlarında yaşanan ciddi artışla birlikte, her iki aşırı sağcıdan birinin şiddete eğilimli olması ve pek çoğunun silah kullanma deneyiminin olması, yabancılara karşı işlenen suçları münferit olmaktan çıkarıyor. Üstelik polis ve asker içinde de aşırı sağ fikirlere sahip kişilerin yer alması, yabancılara karşı işlenen suçlarda daha organize ve rahat hareket edebilmelerini sağlıyor.

Almanya’da Populistbarometre’ye ve Bertelsmann Vakfı tarafından 2018’de yapılan bir araştırmaya göre her üç seçmenden biri (yüzde 30,4) popülist fikirlere sahip. Bu rakam Alman toplumunun üçte ikisinin popülist ve/veya aşırı sağcı olmadığı anlamına da geliyor. Gerçekten aşırı sağ fikirleri destekleyenlerin sayısı Alman nüfusuna oranla hâlâ azınlıkta kalıyor olsa da AfD’nin oluşturduğu esas tehlike, geleneksel partilerin seçmenlerini de etkileyebilmesidir. Almanya’da yönetimde olan partilerin tamamı mevcut durumda AfD ile herhangi bir koalisyona gitmeyeceğini beyan ediyor. Ancak AfD’nin gerek federal düzeyde gerekse eyaletler düzeyinde elde ettiği oy oranları, esasen koalisyonlar üzerine kurulmuş Alman siyasi sistemini de epey zora sokarak yeni koalisyonların kurulmasını güçleştiriyor. Tam da bu yüzden, AfD’nin yükselişinin Alman siyasetçileri tarafından daha ciddiye alınarak seçmenlerin neden sandığa gitmediğinin ya da neden başka partiyi desteklediği halde AfD’ye oy verdiğinin saptaması gerekiyor.

Almanya’da olduğu gibi Hollanda, Belçika, Macaristan, Polonya gibi AB ülkelerindeki aşırı sağ akımların hiç de küçümsenmeyecek güçlerinin “sistem içinde, kanunlara uygun” algılanması, aşırı sağ popülizm karşısında gerekli önlemlerin alınmasını engelleyebilecektir.

Aralık 2018’de Hıristiyan Demokrat Parti’nin başkanlığından ayrılan Angela Merkel’in 2021’deki seçimlerde görevinden ayrılmasının Alman siyasetinde nasıl bir sonuç doğuracağı henüz kestirilemezken, AfD’nin kazandığı bu başarının doğru şekilde analiz edilmesi hem Almanya hem AB hem de bölge açısından çok büyük bir önem taşıyor. Zira küreselleşen uluslararası politikada artık hiçbir mesele küçük değil ve hiçbir mesele sadece bulunduğu coğrafi bölgeyi ilgilendirmiyor. Teknolojinin ilerlemesinin de etkisiyle, kıvılcımların bir anda alevlere ve sonra büyük yangınlara dönüştüğü bir uluslararası siyaset ortamında, önleyici çözümlemelerin zamanında devreye sokulması ehemmiyet arz ediyor.

Almanya’nın bu iki doğu eyaletindeki seçim sonuçlarının ve genel olarak AfD’nin güç kazanmasının Avrupa’daki yansımaları bu doğrultuda değerlendirilebilirse, barış ve güvenlik için önemli bir şey yapılmış olacaktır. Aksi takdirde, Almanya’nın Chemnitz kentinde aşırı sağcıların “göçmen avına” çıkmaları ya da yabancılara destek veren gazetecilerin hedef alınması gibi sorunlara yenileri eklenecektir. Almanya’da olduğu gibi Hollanda, Belçika, Macaristan, Polonya gibi AB ülkelerindeki aşırı sağ akımların hiç de küçümsenmeyecek güçlerinin “sistem içinde, kanunlara uygun” algılanması, aşırı sağ popülizm karşısında gerekli önlemlerin alınmasını engelleyebilecektir.

AB içinde İngiltere ile yaşanan Brexit’in yarattığı sarsıntı henüz çözülememişken, aşırı sağcı/popülist siyasetin güçlenmesinin sebep olacağı yeni kimlik krizleri hem Birlik hem de komşuları için sorun teşkil edecektir.

AB değerleri ve yeni kimlik krizi

AfD’nin güçlenmesi, diğer aşırı sağ hareketlerin de güçlenmesini kolaylaştıracağından, AB’nin savunduğu değerlerin aşınmasına da yol açarak bölge için barış ve refah ortamını bozabilecek yeni sorunlara neden olabilecektir. Bu yüzden Avrupa Parlamentosu içinde aşırı sağın gücü düşünüldüğünde de, Birliğin geleceğine karar vermede popülist hareketlerin yaratacağı erozyon doğru hesaplanmalıdır. Ortak bir ekonomik kalkınmışlığı ve gelişmeyi öngören AB içinde İngiltere ile yaşanan Brexit’in yarattığı sarsıntı henüz çözülememişken, aşırı sağcı/popülist siyasetin güçlenmesinin sebep olacağı yeni kimlik krizleri hem Birlik hem de komşuları için sorun teşkil edecektir. Yeni “ötekilerin” tanımlanması ve tüm sorunların müsebbibi olarak görülen bu “ötekilere” karşı düşmanca tutum takınılması, bumerang etkisiyle bir süre sonra Avrupa’nın kendi refahını bozabilecek, bu da yangının büyümesine neden olabilecektir.

[Dr. Nurgül Bekar Kastamonu Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir]

Edirne

Yıllık izinlerini baba ocağında geçiren ve yaşadıkları ülkelere dönüşe geçen "gurbetçiler" nedeniyle sınır kapılarında hareketlilik yaşanıyor.

Bazı sınır kapılarında 'gurbetçi' yoğunluğu yaşanıyor

Gurbetçi araçları Pazarkule, İpsala ve Hamzabeyli sınır kapılarında zaman zaman yoğunluk oluşturuyor.

Kapıkule Sınır Kapısı'nda ise bu yıl kullanılmaya başlanan park sistemi, uzun kuyruklar oluşmasının önüne geçti.

Memleketlerinden yola çıktıktan sonra ilk durakları Kapıkule'ye gelen gurbetçiler, park alanında hem dinleniyor hem de ihtiyaçlarını gideriyor.

Park alanında gümrük yetkilileri ve polis ekipleri gurbetçilere yardımcı oluyor.

Almanya'ya dönen Ahmet Savaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, park sisteminin gurbetçilere kolaylık sağladığını söyledi.

Her yıl dönüşte aynı hüznü yaşadıklarını anlatan Savaş, "Sevdiklerimizi geride bırakıp gurbete çıkıyoruz. Allah herkese sağlık, sıhhat versin seneye tekrar görüşmek üzere." dedi.

Yarım asırdır Almanya'da yaşıyor

Almanya'ya dönen 74 yaşındaki Çetin Selçuk, 50 yıldır bu ülkede yaşadığını belirterek, "Orada yaşıyorum ama her zaman burnumda Türkiye tütüyor. Orada çalıştık, çoluk çocuk orada iş sahibi oldu, emekli oldum. Her yıl memleketime gelir giderim. Kültürümüzün değerini bilelim, ben buradaki misafirperverliği, dostluğu, arkadaşlığı hiçbir ülkede görmedim. Türkiye gibisi yok. Yarım asırdır Almanya'da yaşıyorum ama her zaman vatanımıza hasretiz." diye konuştu.

Selçuk, yeni park sisteminin güzel olduğunu, uzun yolculuktan gelen ya da gidenlerin kolaylıkla dinlenebildiğini kaydetti.

İzinlerini baba ocaklarında geçiren gurbetçiler, dönüş yolculuğu için memleketlerinden Edirne'ye geldi.

Gurbetçiler sınır kapılarındaki işlemlerinin tamamlanmasını hüzünle bekliyor.

Türkiye'ye giriş ve çıkışta en çok kullanılan Kapıkule Sınır Kapısı'nda bu yıl ilk kez hayata geçirilen ve yoğunluğu önleyen parkta sıralarını bekleyen gurbetçilerden Yozgatlı Erol Aytekin, AA muhabirine, 18 yıldır Fransa'da yaşadığını söyledi.

Vatan hasretinin dinmesine 6 haftalık iznin yetmediğini aktaran Aytekin, sevinçle girdikleri Kapıkule'den hüzünle çıkmaya hazırlandıklarını dile getirdi.

Almanya'da yaşayan Erzincanlı Zabit Can da vatanın kıymetinin uzakta olunca daha iyi anlaşıldığını ifade etti.

Avusturya'da 30 yıldır yaşayan Afyonkarahisarlı Osman Aydın, Türkiye'den ayrılırken hüzünlendiğini anlattı.

Ayrılıkların her zaman zor olduğunu belirten Aydın, "Gurbetten Türkiye'ye döndüğünde güzel sevinç oluyor, hasreti kucaklıyorsun. Hele girişte Türk bayrağını gördüğünde güzel şeyler hissediyorsun. Ayrılırken de burukluklar oluyor. Anne, baba, eş, dost, diğer akrabalar, hüznü hissediyoruz." diye konuştu.

Türkiye'de güzel şeylerin olduğuna dikkati çeken Aydın, Kapıkule'deki park sistemini beğendiğini vurguladı.

İzinlerini baba ocaklarında geçiren gurbetçiler, dönüş yolculuğu için memleketlerinden Edirne'ye geldi.

Gurbetçiler sınır kapılarındaki işlemlerinin tamamlanmasını hüzünle bekliyor.

Türkiye'ye giriş ve çıkışta en çok kullanılan Kapıkule Sınır Kapısı'nda bu yıl ilk kez hayata geçirilen ve yoğunluğu önleyen parkta sıralarını bekleyen gurbetçilerden Yozgatlı Erol Aytekin, AA muhabirine, 18 yıldır Fransa'da yaşadığını söyledi.

Vatan hasretinin dinmesine 6 haftalık iznin yetmediğini aktaran Aytekin, sevinçle girdikleri Kapıkule'den hüzünle çıkmaya hazırlandıklarını dile getirdi.

Almanya'da yaşayan Erzincanlı Zabit Can da vatanın kıymetinin uzakta olunca daha iyi anlaşıldığını ifade etti.

Avusturya'da 30 yıldır yaşayan Afyonkarahisarlı Osman Aydın, Türkiye'den ayrılırken hüzünlendiğini anlattı.

Ayrılıkların her zaman zor olduğunu belirten Aydın, "Gurbetten Türkiye'ye döndüğünde güzel sevinç oluyor, hasreti kucaklıyorsun. Hele girişte Türk bayrağını gördüğünde güzel şeyler hissediyorsun. Ayrılırken de burukluklar oluyor. Anne, baba, eş, dost, diğer akrabalar, hüznü hissediyoruz." diye konuştu.

Türkiye'de güzel şeylerin olduğuna dikkati çeken Aydın, Kapıkule'deki park sistemini beğendiğini vurguladı.

İstanbul

Avrupa Futbol Federasyonları Birliği'nin (UEFA), Arnavutluk ve Fransa maçlarında Türk futbolcuların gol sevinci sırasında verdikleri asker selamının siyasi provokasyon içerebileceği gerekçesiyle disiplin soruşturması başlatması, Avrupa futbolunun karar merkezinin ortaya koyduğu çifte standardı da gözler önüne serdi. 

Avrupa futbolunun çatı kuruluşu UEFA'nın A Milli Takım futbolcularının gol sevinciyle ilgili başlattığı soruşturma "siyasi" içeriğiyle dikkat çekiyor. Arnavutluk maçı sonrası benzer soruşturma iddiaları karşısında UEFA İletişim Direktörü Philip Townsend, Anadolu Ajansı'nın yazılı sorusuna, "Maçla ilgili UEFA'nın herhangi bir yorumu olmamıştır." yanıtını vermişti. Peki ne oldu da aynı UEFA, bu kez Fransa maçı sonrası üstelik aynı gol sevinci karşısında soruşturma başlatma kararı verdi?

Özellikle Türkiye'nin uluslararası hukuk temelinde, Birleşmiş Milletler (BM) Şartı'nın 51. maddesinden kaynaklanan meşru müdafaa hakkı ve BM Güvenlik Konseyi'nin terörizmle mücadeleye ilişkin kararları uyarınca yürüttüğü Barış Pınarı Harekatı'na yönelik Avrupa siyasetinde yürütülen kampanyanın UEFA'nın bu kararında etkili olduğu aşikar.

UEFA'nın soruşturma açıldığını duyurmasından hemen önce Fransa Spor Bakanı Roxana Maracineanu'nun sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada 2020 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2020) Elemeleri H Grubu'nda Fransa karşılaşmasında Kaan Ayhan'ın attığı gol sonrası Barış Pınarı Harekatı'na destek vermek için Mehmetçik'e asker selamı gönderen milli futbolcuların spor ruhuna aykırı davrandığını iddia etmesi ve bu konuda UEFA'ya çağrıda bulunması dikkati çekiyor.

Bununla birlikte özellikle Avrupa medyasında milli futbolcularımızın asker selamı vermesiyle ilgili kışkırtıcı yayınlar yapılması, siyasi olarak baskı altına alınan UEFA'yı soruşturma açmaya itti.

UEFA, skandal olarak nitelendirilen soruşturma duyurusunda Türkiye'nin hem Arnavutluk hem de Fransa maçlarında verilen asker selamı nedeniyle soruşturma açıldığını belirtti ancak aynı kurum maçtan 2 gün önce Arnavutluk maçıyla ilgili herhangi bir soruşturma açılmadığını bu konuda kendilerinin herhangi bir yorumu olmadığını bildirmişti.

Avrupa'nın en önemli ligleri olan İspanya 1. Futbol Ligi (La Liga), İngiltere Premier Ligi ve Almanya 1. Futbol Ligi (Bundesliga)'nde daha önce çok sayıda önemli takımın yıldız futbolcusu da asker selamı vererek gol sevinçlerini kutlamıştı.

Bu sevinçler o ülkelerin yayıncı kuruluşları tarafından tekrarlarıyla birlikte dakikalarca yayımlanmıştı. Gazetelerde de geniş bir şekilde fotoğraflı olarak yer almıştı.

Bu sevinçler karşısında o günlerde Avrupa basınında hiçbir tartışma gündeme dahi gelmezken, Türk futbolcuların Arnavutluk ve Fransa maçlarında gol sevinci ise Fransız rejisi tarafından sansüre uğradı, ekrana getirilmedi.

Milli futbolcuların gol sevinci, UEFA tarafından "olası" provokasyon şüphesi olarak değerlendirildi. UEFA, soruşturmayı yönetmesi amacıyla da UEFA Etik ve Disiplin Kurulu'ndan bir müfettişin görevlendirildiğini duyurdu. UEFA'nın yaptığı açıklamadaki "olası" ifadesi de dikkati çekti. 

Griezmann'a asker selamı serbest

Türk futbolcuların asker selamı verdiği Fransa'da da yıldız futbolcu Antoine Griezmann, dünya futbolunun en önemli organizasyonu olan Dünya Kupası'nın finalinde sevincini asker selamı vererek kutlamıştı.

Griezmann'ın, şampiyonaya ev sahipliği yapan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve çok sayıda davetli devlet adamının katılımıyla gerçekleştirilen kupa töreninde, ülkesinin siyasi lideri olan Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un karşısında asker selamı vermesi, siyasi bir mesaj ya da siyasi bir provokasyon olarak değerlendirilmedi.

Griezmann, Elysee Sarayı'nda düzenlenen şampiyonluk töreninde de Macron karşısında bir kez daha asker selamı vermişti. Bunlar Avrupa basını tarafından, devlet başkanına yapılan sevimli bir jest olarak yorumlanmıştı.

Rusya'daki Dünya Kupası'nda F Grubu maçında Güney Kore ile Almanya, Kazan'da karşılaştı. Güney Koreli futbolcu Hong Chul da ülkesinin milli marşı çalınırken asker selamı vermişti. 

Ronaldo, Marcelo, Mandzukic ve Adebayor...

Futbolda asker selamı yalnızca Türk futbolcular ya da Griezmann'la da sınırlı değil.

Dünyanın en iyi futbolcusu ödülünü defalarca alan Portekizli yıldız Cristiano Ronaldo da Real Madrid forması giyerken gol sevincini takım arkadaşı Brezilyalı Marcelo ile asker selamı vererek kutlamıştı.

Hırvat futbolcu Mario Mandzukic de Alman ekibi Bayern Münih'in formasını giydiği dönemde gol sevincini asker selamı vererek kutlamıştı.

UEFA Şampiyonlar Ligi çeyrek final ilk maçında Bayern Münih ile Barcelona arasındaki maçta o dönem İspanyol ekibinde forma giyen Thierry Henry de golden sonra takım arkadaşı Samuel Eto'o ile asker selamı vermişti.

Afrika futbolunun en önemli isimlerinden olan Emmanuel Adebayor da ülkesi Togo'nun siyasi olarak içinde bulunduğu karışık dönemde asker selamı veren futbolcular arasında yer alıyor. Adebayor, Tottenham forması giydiği dönemde Manchester United'a attığı golün ardından asker selamı vermişti. 

Statta, bölücü terör örgütü PKK'yı simgeleyen bez parçaları 

UEFA'nın çifte standardı Türk futbolcuların asker selamı kararı ile de sınırlı değil.

Galatasaray'ın İsveç ekibi Östersunds ile deplasmanda oynadığı mücadele devam ederken sahaya giren iki kişi terör örgütü PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterini açmıştı.

Üç yıl önce de Osmanlıspor'un İsviçre'nin Zürih takımıyla deplasmanda oynadığı mücadelede de tribünlerde bölücü terör örgütü PKK'yı simgeleyen bez parçaları ve örgütün elebaşı Abdullah Öcalan'ın posterleri açılmıştı. Stattaki güvenlik görevlileri de bu rezalete sessiz kalmıştı.

Futbol sahalarındaki bu rezaletler ihtar ve küçük para cezalarıyla geçiştirilmişti.

Ayrıca Türk takımlarının Avrupa kupalarında oynadığı birçok maçta terör örgütü yandaşları sahaya girerek maçın durmasına da neden olmuştu.

A Milli Futbol Takımı, 2020 Avrupa Şampiyonası (EURO 2020) Elemeleri H Grubu'nda Fransa ile deplasmanda yaptığı maçı 1-1 berabere tamamladı. 

16. dakikada Fransa, gole yaklaştı. Griezmann, Coman'ın sol kanattan verdiği pasla ceza alanına girdi. Kaleciyle karşı karşıya kalan Griezmann'ın şutunda Mert Günok, topu çelmeyi başardı. Devam eden pozisyonda meşin yuvarlağı önünde bulan Sissoko'nun sert vuruşunda iyi yer tutan Mert, bir kurtarış daha yaparak topun ceza sahası dışına uzaklaşmasını sağladı.

21. dakikada sol kanattan ceza sahasına girerek son çizgiye inen Coman, topu penaltı noktası üzerine ortaladı. Bu pozisyonda Griezmann'ın yaptığı kafa vuruşunda top, Mert Günok'ta kaldı.

 

🇹🇷💪 Millilerden asker selamı

2020 Avrupa Futbol Şampiyonası Elemeleri H Grubu 8. maçında Fransa ile A Milli Futbol Takımı, Paris yakınlarındaki Stade de France’da karşılaştı. Milli futbolcular Kaan Ayhan'ın attığı gol sonrası asker selamı verdi. 📸: Mustafa Yalçın

View image on Twitter
 
417 people are talking about this
 
 

22. dakikada Coman'ın ceza sahası dışından yaptığı vuruşta meşin yuvarlak, kalenin üzerinden dışarı gitti.

25. dakikada Coman, sol kanattan yine tehlikeli geldi. Griezmann, Coman'ın ceza sahası ön çizgisine paralel gönderdiği topun üzerinden atlayarak tehlikenin büyümesini sağladı. Boş pozisyonda bulunan Sissoko'nun yerden vuruşunda kaleci Mert Günok, uzanarak topu kurtardı.

36. dakikada sağ kanatta topla buluşan Griezmann, çapraz pozisyonda yaptığı sert vuruşla gol aradı. Bu futbolcunun vuruşunda meşin yuvarlak, kalenin yanından az farkla auta çıktı.

Müsabakanın ilk yarısı golsüz sona erdi.

İkinci yarı

55. dakikada Hernandez, sol çaprazdan ceza sahasına girerek gole yaklaştı. Hernandez'in yerden gönderdiği şutta top, kalenin yanından auta çıktı.

59. dakikada Türkiye gole çok yaklaştı. İrfan Can Kahveci'nin savunmanın arkasına yolladığı uzun topa hareketlenen Hakan Çalhanoğlu, yaptığı dokunuşla meşin yuvarlağı Burak Yılmaz'ın önüne gönderdi. Ceza sahasında boş durumda kalan Burak Yılmaz'ın bekletmeden yaptığı vuruşta meşin yuvarlak, kalenin üzerinden dışarı gitti.

61. dakikada sol kanattan ceza sahasına giren Griezmann, topu yerden kale sahasına gönderdi. Ben Yedder'in bekletmeden yaptığı dokunuşta top, kalenin üzerinden dışarı çıktı.

62. dakikada Ozan Tufan, Kenan Karaman'ın sağ kanattan yaptığı orta sonrasında topu önünde buldu. Ceza alanında kaleyi sağ çaprazdan gören pozisyonda şutunu çeken Ozan, meşin yuvarlağı kalenin üstünden auta gönderdi. 

76. dakikada Fransa, sağ kanattan kazanılan köşe vuruşunda golü buldu. Griezmann'ın kale alanına ortaladığı topa yükselen Giroud, kafa vuruşuyla meşin yuvarlağı ağlara gönderdi: 1-0.

82. dakikada Türkiye eşitliği yakaladı. Hakan Çalhanoğlu'nun sağ kanattan kazanılan serbest vuruşta arka direğe doğru ortaladığı topa, Kaan Ayhan hareketlendi. Kaan Ayhan'ın yaptığı kafa vuruşunda meşin yuvarlak ağlarla buluştu ve milliler skoru 1-1'e getirdi.

Milliler golün sevincini Barış Pınarı Harekatı'nda terör örgütü PKK/PYD-YPG'ye karşı mücadele eden askerlere selam durarak yaşadı. 

Kalan dakikalarda başka gol olmadı ve karşılaşma 1-1'lik eşitlikle sona erdi.

A Milli Futbol Takımı1-1 berabere kalarak liderliğini korudu

Karşılaşmanın ilk yarısında etkili taraf, Fransa oldu. İlk 15 dakikalık bölümün ardından özellikle Kingsley Coman ve Antoine Griezmann'ın geliştirdiği üst üste ataklarla gol arayan Fransa Milli Takımı oyuncularına, ay-yıldızlıların kalecisi Mert Günok geçit vermedi.

Türkiye, ikinci devrede oyunu dengeleyerek rakip kaleye gitmeye başladı. Fransa, teknik direktörü Didier Deschamps'ın ikinci yarıda oyuna dahil ettiği Olivier Giroud ile golü bularak 1-0 öne geçti. Giroud, elemelerdeki 5. golünü kaydetti.

Milli takım, 82. dakikada kazanılan duran topta Kaan Ayhan'ın fileleri havalandırmasıyla 1-1'i yakaladı ve karşılaşma bu skorla sona erdi.

Bu sonuçla iki takım da 19'ar puana yükseldi. Gruptaki ilk maçı rakibine karşı 2-0 kazanan Türkiye, ikili averajda Fransa'nın önünde yer alarak liderliğini korudu.

Üçüncü sıradaki İzlanda ise sahasında Andorra'yı 2-0 yenerek 15 puana çıktı.

Şenol Güneş'in hamleleri

A Milli Takım Teknik Direktörü Şenol Güneş, ay-yıldızlıların Fransa karşısında mücadelenin ilk yarısında etkisiz kalması sonucu ikinci devreye oyuncu değişikliğiyle başladı. 

İkinci yarıya Okay Yokuşlu'yu kenara alıp Hakan Çalhanoğlu'nu oyuna sürerek başlayan Güneş, 53. dakikada ise sakatlanan Mehmet Zeki Çelik'in yerine Kaan Ayhan'a forma şansı verdi. 

Deneyimli teknik adam son oyuncu değişikliği hakkını 81. dakikada kullandı. Ozan Tufan kenara gelirken Cenk Tosun oyuna dahil oldu. 

Golden sonra asker selamı

A Milli Takım'ın Kaan Ayhan ile 82. dakikada bulduğu gol, Stade de France'ta büyük coşku oluşturdu. 

Kaan Ayhan'ın kafa golüyle tüm futbolcular, gol sevincini kale arkasındaki tribünlerle doyasıya yaşadı. 

Futbolcular, Arnavutluk maçında olduğu gibi bir kez daha asker selamıyla attıkları golü Barış Pınarı Harekatı'nda görev alan Mehmetçik'e armağan etti. Bu arada golden sonra futbolcuların asker selamı, televizyonda gösterilmedi.

Kaan Ayhan, Fransa'yı yine boş geçmedi

Oyuna ikinci yarıda dahil olan milli futbolcu Kaan Ayhan, Fransa'ya bir kez daha gol atma başarısı gösterdi.

Gruptaki ilk maçta da Fransa filelerini havalandıran Kaan, deplasmanda da gol bularak takımına bir puanı getirdi.

Moldova'ya da bir gol atan milli futbolcunun elemelerdeki gol sayısı 3'e çıktı. 

Karşılaşma sonunda coşkulu sevinç

Ay-yıldızlı futbolcular, mücadelenin bitmesiyle alınan bir puanın ve Fransa deplasmanından lider dönmenin sevincini taraftarlarıyla paylaştı.

Karşılaşmanın ardından tribünlere giden milli oyuncular, taraftarlara eşlik ederek tezahüratta bulundu.

Fransa'ya karşı ilk beraberlik

A Milli Futbol Takımı, Fransa'ya karşı ilk beraberliğini aldı.

Ay-yıldızlı ekip, Fransa ile 3'ü resmi olmak üzere yaptığı 6 maçta birer galibiyet ve beraberlik aldı, 4 defa mağlup oldu. Bu maçlarda 5 kez fileleri havalandıran Türkiye, kalesinde ise 13 gol gördü.

Türk taraftarlar deplasman atmosferi yaşattı

Statta yer alan 30 bin civarında Türk futbolsever, maç öncesi ve sırasında tezahüratlarıyla ev sahibi Fransa Milli Takımı'na deplasman havası yaşattı.

Fransa Milli Takımı oyuncuları ısınmak için sahaya çıkarken ve maç sırasında Türk taraftarlar tarafından yoğun şekilde ıslıklandı.

Milli futbolcular, ısınmaya çıkarken büyük destek gördü. Çok sayıda Türk bayrağıyla tribünleri dolduran ay-yıldızlı taraftarlar, maç boyunca milli takımı destekledi.

Taraftarlar, maç sırasında "En büyük asker, bizim asker" ve "Şehitler ölmez, vatan bölünmez" tezahüratları yaptı. 

Ankara

Dışişleri Bakanlığı, Avrupa ülkelerinden, terör örgütü PKK'nın şiddet içeren eylemlerine karşı alınan tedbirleri artırmalarının istendiğini bildirdi.

Bakanlıktan yapılan yazılı açıklamada, Barış Pınarı Harekatı'nın başlamasıyla terör örgütü PKK unsurlarının, özellikle Avrupa ülkelerinde şiddet içeren gösteri ve eylemlerinde artış gözlemlendiği belirtildi.

Açıklamada, "PKK'nın eylemlerine karşılık, yurt dışındaki diplomatik temsilciliklerimizin, vatandaşlarımızın, personelimizin ve Türk çıkarlarının can ve mal güvenliğinin korunması amacıyla ilgili ülkelerden alınan tedbirlerin artırılmasını ve bu konuda azami hassasiyetin gösterilmesini bekliyoruz." ifadesi yer aldı.

Berlin

Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin Federal Meclis Üyesi Johannes Kahrs, Almanya’nın iklim koruma paketinin Alman hükümetine başlangıçta her yıl 4-5 milyar avroya mal olacağını bildirdi.

Kahrs, Alman Birinci Televizyon kanalı ARD’ye yaptığı açıklamada, Almanya’nın yeni iklim paketinin Alman hükümetine başlangıçta her yıl 4-5 milyar avroya mal olacağını söyledi.

Devletin, iklim koruma önlemlerinde dar ve orta gelirli ailelerin ek yüklerle karşılaşmaması için yardımcı olması gerektiğini savunan Kahrs, onlara otomobil satın alırken ve ısınma sistemlerini geliştirirken teşvikler verilmesi gerektiğine işaret etti.

Almanya’nın iklim ve enerji fonunda para olduğunu hatırlatan Kahrs, bunun kullanabileceğini ve yeni vergiler getirmemek için bütçede iklim için bir yer ayrılabileceğini kaydetti.

Hıristiyan Demokrat Birliği’nin (CDU) ve CDU’un Bavyera’daki küçük ortağı Hıristiyan Sosyal Birliği (CSU) ile Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin (SPD) elektrik otomobiller ve şarj istasyonları için teşviklerin uzatılması ile binaların ısınma sistemlerinin iyileştirilmesini de kapsayan yeni iklim paketini 20 Eylül'de açıklaması bekleniyor.

Almanya'nın yeşil geleceğe nasıl hazırlanacağı konusunda hükümet ortakları görüş ayrılıkları yaşarken, Başbakan Angela Merkel’in üyesi olduğu CDU, iklim paketinin finansal yüklerinin Alman sanayisine zarar vermemesi gerektiğini savunurken, SPD düşük gelirlileri korumak istiyor.

Edirne

Kapıkule Sınır Kapısı'nda oluşturulan park alanı sayesinde yola dinlenmiş olarak çıkan gurbetçiler, uygulamanın tüm sınır kapılarında hayata geçirilmesini istiyor.

Yıllık izinlerini Türkiye'de geçiren gurbetçilerin büyük bölümü, yaşadıkları ülkelere döndü. Yurt dışında yaşayan vatandaşların temmuz başından itibaren baba ocaklarını ziyaret etmek için Türkiye'ye giriş yapması dolayısıyla sınır kapılarında başlayan "gurbetçi sezonu", bu yıl için tamamlanmak üzere.

Temmuz ve ağustos aylarında Trakya Gümrük ve Dış Ticaret Bölge Müdürlüğüne bağlı sınır kapılarından 424 bin 474 araç giriş yaptı. Bunların çoğu 4-6 haftalık izinlerini tamamladıktan sonra yaşadıkları ülkelere döndü.

Aynı kapılardan temmuz ve ağustosta 399 bin 819 bin araç çıkış yaptı.

Gümrük yetkilileri, "gurbetçi sezonu"nun bu hafta sonu itibarıyla büyük oranda tamamlanmış olacağını ifade etti.

Bu yıl kuyruk oluşturmadılar

Edirne Valisi Ekrem Canalp'ın talimatıyla gurbetçilerin, yurt dışına çıkışlarında rahat etmeleri ve bekleme sürelerini uygun bir alanda geçirmeleri için Kapıkule Sınır Kapısı'nda hayata geçirilen park sistemi sayesinde geçmiş yıllardaki araç kuyruklarına tanık olunmadı.

Çıkış için gelen gurbetçiler Kapıkule Sınır Kapısı yanına oluşturulan yaklaşık 45 dönümdeki bin 750 araç kapasiteli, çocuklar için oyun alanları, ücretsiz internet bağlantısı, tuvalet, okuma ve televizyon izleme köşelerinin olduğu park alanına alındı.

Böylelikle sınır kapısı yolunda kuyrukların önüne geçilmiş oldu.

Park alanının, Kapıkule Sınır Kapısı'na giden kara yolundaki birikmeyi önlediğini ifade eden gurbetçiler, bu uygulamanın diğer kapılara da yapılması gerektiğini ifade etti.

İstanbul

Almanya’da Brandenburg ve Sachsen-Anhalt eyaletlerinde 1 Eylül 2019’da yapılan eyalet parlamento seçimleri, Avrupa Parlamentosu seçimlerinden sonra bir kez daha Almanya için Alternatif Partisi’nin (AfD) oylarının yükselişine sahne oldu. 2013 yılında kurulan aşırı sağcı parti, Almanya’daki yüzde 5’lik barajı aşarak Federal Parlamento’ya girdiğinden bu yana, her seçimde oy oranlarını arttırarak siyasi hayatına devam ediyor.

Almanya’nın doğusundaki Brandenburg ve Sachsen-Anhalt eyaletlerindeki seçimlerin her ikisinde de parti, zirvedeki partileri zorlayarak az farkla ikinci parti konumuna geldi. Sosyal Demokratların kalesi olan Brandenburg’da, yüzde 5,7 düşüşle ve yüzde 26,2 oranıyla birinci parti olan Sosyal Demokrat Parti’nin (SPD) ardından, AfD yüzde 17,8 artışla ve yüzde 27,5 oranıyla ikinciliğe yerleşti. Hıristiyan Demokratların güçlü merkezi Sachsen-Anhalt eyaletinde ise yüzde 7,3 düşüşle yüzde 32,1 oy oranına ulaşan CDU’nun peşinden, yüzde 17,8 artışla yüzde 27,5 oy alan AfD seçimi yine ikinci sırada tamamladı.

Brandenburg’da yaklaşık 2,5 milyon, Sachsen’de ise 3,3 milyon insanın oy kullanma hakkının bulunduğu bu son seçimlerde, AfD kazandığı sandalye sayılarıyla, şimdiye kadar alışılagelmiş koalisyonların yapılabilmesini her iki eyalette de epey zora sokmuş görünüyor.

AfD’nin Almanya’daki yerleşik partiler arasında henüz çok yeni olduğunu, üstelik savunduğu fikirlerin Almanya’da yasak olan Nazizm’e ne kadar yakın olduğunu göz önüne alırsak, partinin oy oranının yükselmesini ciddiye almak gerekiyor.

Seçimlere katılım oranları gerekçe değil

Seçime katılım Brandenburg’da 1990’dan bu yana en düşük oranda gerçekleşerek yüzde 49,1 olarak kayıtlara geçti. Sachsen’de ise tam aksine, şimdiye kadarki en yüksek oranlardan biri olarak yüzde 66,6 katılım kaydedildi. Görüleceği üzere, seçime katılımın düşük olması AfD’nin güçlenmesine tek başına dayanak oluşturmuyor. Beş doğu eyaletinde AfD en güçlü parti konumunda bulunuyor. On bir batı eyaletinde ise CDU, Yeşiller ve SPD’nin ardından gelmekle birlikte, AfD özellikle CDU ve SPD taraftarlarından kazanımlar elde etme yolunda ilerliyor. Dolayısıyla AfD’nin sadece doğu eyaletlerinde etkili olduğunu söylemek de doğru olmayacaktır. Son iki eyalet seçiminde AfD’nin oylarının artmasında, Başbakan Merkel’in göçmen politikasının yanı sıra, doğu eyaletlerindeki eski kömür ocaklarının kapatılması planlarının da etkisi olmuştu. Ayrıca son dönemde yapılan anketlerin gösterdiğine göre, AfD seçmenlerinin neredeyse yarısı partinin fikirlerinin hepsini desteklemese ve esasen başka partilerin taraftarları olsalar da, Almanya’da genel siyasetten memnuniyetsizlikleri onları bu partiye kaydırıyor ve neticede AfD’nin oyları her seçimde yükselmiş oluyor.

Almanya’da her üç seçmenden biri popülist fikirlere sahip. Bu rakam Alman toplumunun üçte ikisinin popülist ve/veya aşırı sağcı olmadığı anlamına da geliyor. Gerçekten aşırı sağ fikirleri destekleyenlerin sayısı Alman nüfusuna oranla hâlâ azınlıkta kalıyor olsa da AfD’nin oluşturduğu esas tehlike, geleneksel partilerin seçmenlerini de etkileyebilmesidir.

Almanya’da seçim sonuçlarıyla ilgili kimi uzmanlar korkulacak bir şey olmadığını, aslında AfD’nin beklenenden daha az oy aldığını ifade ederken, diğer bir kesim ise partinin artan oy oranının Almanya’da ciddi bir kimlik sorununa işaret ettiğini belirtiyor. AfD’nin Almanya’daki yerleşik partiler arasında henüz çok yeni olduğunu, üstelik savunduğu fikirlerin Almanya’da yasak olan Nazizm’e ne kadar yakın olduğunu göz önüne alırsak, partinin oy oranının yükselmesini ciddiye almak gerekiyor. Avrupa’ya yoğun mülteci akınlarının yaşandığı bu dönemde, mülteci ve bilhassa İslam karşıtı aşırı sağ partinin taraftarlarının –Almanya’nın ekonomik durumunun kötü olmamasına rağmen– artması, Almanya’da bir şeylerin yanlış gittiğine işaret ediyor. Bu yanlış giden şeyler arasında yabancı düşmanlığının gün geçtikçe daha büyük bir sorun haline gelmesi ise sadece Almanya’ya değil, Almanya’dan kolayca etkilenebilecek diğer Avrupa Birliği (AB) üye devletlerine de bir tehdit oluşturuyor. İç ve dış güvenlik ayrımının kalmadığı mevcut uluslararası ortamda, aşırı sağ popülist hareketlerin normal sınırlar içinde görülür olması ve AfD’nin taraftarlarının kısa süre içerisinde hatırı sayılır bir oranda artmış olması gerek Almanya gerekse diğer AB ülkelerindeki aşırı sağın yükselişi için bir gösterge oluşturuyor.

Aralık 2018’de Hıristiyan Demokrat Parti’nin başkanlığından ayrılan Angela Merkel’in 2021’deki seçimlerde görevinden ayrılmasının Alman siyasetinde nasıl bir sonuç doğuracağı henüz kestirilemezken, AfD’nin kazandığı bu başarının doğru şekilde analiz edilmesi hem Almanya hem AB hem de bölge açısından çok büyük bir önem taşıyor.

Eğilim Avrupa’ya yayılabilir

Mayıs 2019’daki Avrupa Parlamentosu seçimleri öncesinde Avrupa aşırı sağının yaptığı ortak toplantılar, birbirlerinden cesaret alabileceklerine işaret ediyor. 2013 yılında kurulduğunda yüzde 4,7’lik oyuyla Federal Meclis’e girmeyi kıl payı kaçıran parti, 2014 yılında yapılan Avrupa Parlamentosu seçimlerinde Almanya’ya ait olan 96 sandalyenin 7’sini almayı başarmıştı. Nefret suçlarında yaşanan ciddi artışla birlikte, her iki aşırı sağcıdan birinin şiddete eğilimli olması ve pek çoğunun silah kullanma deneyiminin olması, yabancılara karşı işlenen suçları münferit olmaktan çıkarıyor. Üstelik polis ve asker içinde de aşırı sağ fikirlere sahip kişilerin yer alması, yabancılara karşı işlenen suçlarda daha organize ve rahat hareket edebilmelerini sağlıyor.

Almanya’da Populistbarometre’ye ve Bertelsmann Vakfı tarafından 2018’de yapılan bir araştırmaya göre her üç seçmenden biri (yüzde 30,4) popülist fikirlere sahip. Bu rakam Alman toplumunun üçte ikisinin popülist ve/veya aşırı sağcı olmadığı anlamına da geliyor. Gerçekten aşırı sağ fikirleri destekleyenlerin sayısı Alman nüfusuna oranla hâlâ azınlıkta kalıyor olsa da AfD’nin oluşturduğu esas tehlike, geleneksel partilerin seçmenlerini de etkileyebilmesidir. Almanya’da yönetimde olan partilerin tamamı mevcut durumda AfD ile herhangi bir koalisyona gitmeyeceğini beyan ediyor. Ancak AfD’nin gerek federal düzeyde gerekse eyaletler düzeyinde elde ettiği oy oranları, esasen koalisyonlar üzerine kurulmuş Alman siyasi sistemini de epey zora sokarak yeni koalisyonların kurulmasını güçleştiriyor. Tam da bu yüzden, AfD’nin yükselişinin Alman siyasetçileri tarafından daha ciddiye alınarak seçmenlerin neden sandığa gitmediğinin ya da neden başka partiyi desteklediği halde AfD’ye oy verdiğinin saptaması gerekiyor.

Almanya’da olduğu gibi Hollanda, Belçika, Macaristan, Polonya gibi AB ülkelerindeki aşırı sağ akımların hiç de küçümsenmeyecek güçlerinin “sistem içinde, kanunlara uygun” algılanması, aşırı sağ popülizm karşısında gerekli önlemlerin alınmasını engelleyebilecektir.

Aralık 2018’de Hıristiyan Demokrat Parti’nin başkanlığından ayrılan Angela Merkel’in 2021’deki seçimlerde görevinden ayrılmasının Alman siyasetinde nasıl bir sonuç doğuracağı henüz kestirilemezken, AfD’nin kazandığı bu başarının doğru şekilde analiz edilmesi hem Almanya hem AB hem de bölge açısından çok büyük bir önem taşıyor. Zira küreselleşen uluslararası politikada artık hiçbir mesele küçük değil ve hiçbir mesele sadece bulunduğu coğrafi bölgeyi ilgilendirmiyor. Teknolojinin ilerlemesinin de etkisiyle, kıvılcımların bir anda alevlere ve sonra büyük yangınlara dönüştüğü bir uluslararası siyaset ortamında, önleyici çözümlemelerin zamanında devreye sokulması ehemmiyet arz ediyor.

Almanya’nın bu iki doğu eyaletindeki seçim sonuçlarının ve genel olarak AfD’nin güç kazanmasının Avrupa’daki yansımaları bu doğrultuda değerlendirilebilirse, barış ve güvenlik için önemli bir şey yapılmış olacaktır. Aksi takdirde, Almanya’nın Chemnitz kentinde aşırı sağcıların “göçmen avına” çıkmaları ya da yabancılara destek veren gazetecilerin hedef alınması gibi sorunlara yenileri eklenecektir. Almanya’da olduğu gibi Hollanda, Belçika, Macaristan, Polonya gibi AB ülkelerindeki aşırı sağ akımların hiç de küçümsenmeyecek güçlerinin “sistem içinde, kanunlara uygun” algılanması, aşırı sağ popülizm karşısında gerekli önlemlerin alınmasını engelleyebilecektir.

AB içinde İngiltere ile yaşanan Brexit’in yarattığı sarsıntı henüz çözülememişken, aşırı sağcı/popülist siyasetin güçlenmesinin sebep olacağı yeni kimlik krizleri hem Birlik hem de komşuları için sorun teşkil edecektir.

AB değerleri ve yeni kimlik krizi

AfD’nin güçlenmesi, diğer aşırı sağ hareketlerin de güçlenmesini kolaylaştıracağından, AB’nin savunduğu değerlerin aşınmasına da yol açarak bölge için barış ve refah ortamını bozabilecek yeni sorunlara neden olabilecektir. Bu yüzden Avrupa Parlamentosu içinde aşırı sağın gücü düşünüldüğünde de, Birliğin geleceğine karar vermede popülist hareketlerin yaratacağı erozyon doğru hesaplanmalıdır. Ortak bir ekonomik kalkınmışlığı ve gelişmeyi öngören AB içinde İngiltere ile yaşanan Brexit’in yarattığı sarsıntı henüz çözülememişken, aşırı sağcı/popülist siyasetin güçlenmesinin sebep olacağı yeni kimlik krizleri hem Birlik hem de komşuları için sorun teşkil edecektir. Yeni “ötekilerin” tanımlanması ve tüm sorunların müsebbibi olarak görülen bu “ötekilere” karşı düşmanca tutum takınılması, bumerang etkisiyle bir süre sonra Avrupa’nın kendi refahını bozabilecek, bu da yangının büyümesine neden olabilecektir.

[Dr. Nurgül Bekar Kastamonu Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölümü öğretim üyesidir]

Edirne

Yıllık izinlerini baba ocağında geçiren ve yaşadıkları ülkelere dönüşe geçen "gurbetçiler" nedeniyle sınır kapılarında hareketlilik yaşanıyor.

Bazı sınır kapılarında 'gurbetçi' yoğunluğu yaşanıyor

Gurbetçi araçları Pazarkule, İpsala ve Hamzabeyli sınır kapılarında zaman zaman yoğunluk oluşturuyor.

Kapıkule Sınır Kapısı'nda ise bu yıl kullanılmaya başlanan park sistemi, uzun kuyruklar oluşmasının önüne geçti.

Memleketlerinden yola çıktıktan sonra ilk durakları Kapıkule'ye gelen gurbetçiler, park alanında hem dinleniyor hem de ihtiyaçlarını gideriyor.

Park alanında gümrük yetkilileri ve polis ekipleri gurbetçilere yardımcı oluyor.

Almanya'ya dönen Ahmet Savaş, AA muhabirine yaptığı açıklamada, park sisteminin gurbetçilere kolaylık sağladığını söyledi.

Her yıl dönüşte aynı hüznü yaşadıklarını anlatan Savaş, "Sevdiklerimizi geride bırakıp gurbete çıkıyoruz. Allah herkese sağlık, sıhhat versin seneye tekrar görüşmek üzere." dedi.

Yarım asırdır Almanya'da yaşıyor

Almanya'ya dönen 74 yaşındaki Çetin Selçuk, 50 yıldır bu ülkede yaşadığını belirterek, "Orada yaşıyorum ama her zaman burnumda Türkiye tütüyor. Orada çalıştık, çoluk çocuk orada iş sahibi oldu, emekli oldum. Her yıl memleketime gelir giderim. Kültürümüzün değerini bilelim, ben buradaki misafirperverliği, dostluğu, arkadaşlığı hiçbir ülkede görmedim. Türkiye gibisi yok. Yarım asırdır Almanya'da yaşıyorum ama her zaman vatanımıza hasretiz." diye konuştu.

Selçuk, yeni park sisteminin güzel olduğunu, uzun yolculuktan gelen ya da gidenlerin kolaylıkla dinlenebildiğini kaydetti.

İzinlerini baba ocaklarında geçiren gurbetçiler, dönüş yolculuğu için memleketlerinden Edirne'ye geldi.

Gurbetçiler sınır kapılarındaki işlemlerinin tamamlanmasını hüzünle bekliyor.

Türkiye'ye giriş ve çıkışta en çok kullanılan Kapıkule Sınır Kapısı'nda bu yıl ilk kez hayata geçirilen ve yoğunluğu önleyen parkta sıralarını bekleyen gurbetçilerden Yozgatlı Erol Aytekin, AA muhabirine, 18 yıldır Fransa'da yaşadığını söyledi.

Vatan hasretinin dinmesine 6 haftalık iznin yetmediğini aktaran Aytekin, sevinçle girdikleri Kapıkule'den hüzünle çıkmaya hazırlandıklarını dile getirdi.

Almanya'da yaşayan Erzincanlı Zabit Can da vatanın kıymetinin uzakta olunca daha iyi anlaşıldığını ifade etti.

Avusturya'da 30 yıldır yaşayan Afyonkarahisarlı Osman Aydın, Türkiye'den ayrılırken hüzünlendiğini anlattı.

Ayrılıkların her zaman zor olduğunu belirten Aydın, "Gurbetten Türkiye'ye döndüğünde güzel sevinç oluyor, hasreti kucaklıyorsun. Hele girişte Türk bayrağını gördüğünde güzel şeyler hissediyorsun. Ayrılırken de burukluklar oluyor. Anne, baba, eş, dost, diğer akrabalar, hüznü hissediyoruz." diye konuştu.

Türkiye'de güzel şeylerin olduğuna dikkati çeken Aydın, Kapıkule'deki park sistemini beğendiğini vurguladı.

İzinlerini baba ocaklarında geçiren gurbetçiler, dönüş yolculuğu için memleketlerinden Edirne'ye geldi.

Gurbetçiler sınır kapılarındaki işlemlerinin tamamlanmasını hüzünle bekliyor.

Türkiye'ye giriş ve çıkışta en çok kullanılan Kapıkule Sınır Kapısı'nda bu yıl ilk kez hayata geçirilen ve yoğunluğu önleyen parkta sıralarını bekleyen gurbetçilerden Yozgatlı Erol Aytekin, AA muhabirine, 18 yıldır Fransa'da yaşadığını söyledi.

Vatan hasretinin dinmesine 6 haftalık iznin yetmediğini aktaran Aytekin, sevinçle girdikleri Kapıkule'den hüzünle çıkmaya hazırlandıklarını dile getirdi.

Almanya'da yaşayan Erzincanlı Zabit Can da vatanın kıymetinin uzakta olunca daha iyi anlaşıldığını ifade etti.

Avusturya'da 30 yıldır yaşayan Afyonkarahisarlı Osman Aydın, Türkiye'den ayrılırken hüzünlendiğini anlattı.

Ayrılıkların her zaman zor olduğunu belirten Aydın, "Gurbetten Türkiye'ye döndüğünde güzel sevinç oluyor, hasreti kucaklıyorsun. Hele girişte Türk bayrağını gördüğünde güzel şeyler hissediyorsun. Ayrılırken de burukluklar oluyor. Anne, baba, eş, dost, diğer akrabalar, hüznü hissediyoruz." diye konuştu.

Türkiye'de güzel şeylerin olduğuna dikkati çeken Aydın, Kapıkule'deki park sistemini beğendiğini vurguladı.