17 Haz 2019
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Berlin

Schwerin Savcılığından yapılan açıklamada, 3'ü aktif görevde, 1'i eski olmak üzere toplam 4 polis memurunun "silah yasasını ihlal etmek" ve "örgütsel dolandırıcılık" suçlamasıyla tutuklandığı belirtildi.

Polislerin, 2012'den beri Mecklenburg Vorpommern Eyalet Kriminal Dairesi'nden mühimmat tedarik ettiği ve bu mühimmatları, aşırı sağcı "Prepper" olarak adlandırılan gizli bir örgütlenmeyle irtibatı bulunan bir kişiye verdiklerinin tespit edildiği vurgulandı.

Alman medyasında yer alan haberlerde ise "Prepper" adlı gizli yapılanmanın "X Günü adı verilen bilinmeyen bir tarihe hazırlıklı olmayı hedefledikleri ve ülkedeki siyasetçilere yönelik suikastlar yaparak, iç savaş çıkarmayı, ardından da darbe yaparak ülke yönetimini devralmayı amaçladıkları" ifade ediliyor.

Haberlerde söz konusu polislerin kısa ve uzun namlulu silahlar için 10 binden fazla mermiyi yasa dışı şekilde emniyetten kaçırdıkları belirtildi.

Berlin

Almanya'da İslamofobik saldırıların artması ve neredeyse her gün böyle bir bir saldırı gerçekleşmesi ülkede yaşayan Müslümanları tedirgin ediyor.

Almanya İçişleri Bakanlığı Mecliste bir soru önergesine verdiği cevapta, yılın sadece ocak-mart döneminde camilere ve Müslümanlara yönelik 132 suçun kayda geçtiğini açıkladı.

Bakanlığın cevabında, bu oranın kesin olmadığına, kayıtlara eklenecek nisan-haziran dönemindeki suçlarla bu sayının daha da artabileceğine işaret edildi. Güvenlik uzmanları ise her saldırının rapor edilmemesi nedeniyle bu rakamın daha yüksek olduğu konusunda hemfikir.

Bakanlığın nisan-haziran dönemine ait verileri henüz açıklamamasına rağmen bu dönemlerde sadece Türklere ait cami ve derneklere en az 15 saldırı gerçekleştirildi.

Dortmund Türk Eğitim Merkezi 6 Ocak'ta saldırının hedefi oldu. Bu saldırıdan bir gün sonra ise Baden-Württemberg eyaletinde Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Bad Saeckingen Mimar Sinan Cami Derneğine ve DİTİB Baden-Baden Fatih Cami Derneğine aynı kişi tarafından ve aynı yerden İslam'a yönelik küfür ve hakaret içeren anonim mektuplar gönderildi. 

Camilere ve Müslümanlara yönelik saldırılar

Frankfurt'ta yaşayan Türk kökenli avukat Seda Başay Yıldız'a 14 Ocak'ta Alman polisinin içindeki aşırı sağcı bir ekipten tehdit mektubu gönderildiği ortaya çıktı. "NSU 2.0" imzalı tehdit mektubunda Seda Başay Yıldız'ın anne ve babası ile eşi ve kızının adlarının geçtiği hakaret içerikli ifadeler kullanıldığı belirtildi.

Menden DİTİB Yeşil Camisine 26 Ocak'ta sabah erken saatlerde düzenlenen saldırıda camiye giren bir kişinin abdesthanede bulunan kağıt havluyu yakmaya çalıştığı, ardından da yangın musluğuyla ateşi söndürdüğü tespit edildi. Bu nedenle camide maddi zarar meydana geldiği belirtildi.

Lünen'de 4 Şubat'ta Fatma İbiş Çetiner'in ortağı olduğu fizik tedavi merkezine düzenlenen ırkçı saldırıda, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler işyerinin camlarını kırıp, duvarlarına ve aynalarına gamalı haç çizdi.

20 Mart'ta DİTİB Dannstadt Ulu Camisinin girişindeki kamuya açık alanda yere Almanca hakaret içeren yazı yazıldı.

Backnang DİTİB Camisi önünde 22 Mart'ta 45 yaşlarında bir şahıs cuma namazı çıkışında kalabalığa doğru Hitler selamı verip ardından bağırarak hakaret ve küfürler içeren ırkçı ifadeler kullandı.

Deggendorf DİTİB Derneğine 4 Nisan'da saat 12.00 sıralarında elinde bir şişe olan alkollü bir şahıs dernek binası içine girerek, orada bulunan kadınlara, yüksek sesle, “burayı bizim paralarımızla yaptınız, burayı yakacağız, havaya uçuracağız” şeklinde bağırdığı, bunun üzerine bölgedekiler tarafından "buradan git yoksa polis çağıracağız" şeklinde karşılık verildiği, şahsın ise daha sonra dernek alanından uzaklaştığı kaydedildi.

Essen'in Hemer semtinde 18 Nisan'da DİTİB Merkez Camisinin dış duvarına kimliği belirsiz kişilerce gamalı haç çizildi.

Dortmund'ta 30 Nisan'da kimliği belirsiz kişilerce Festi Ramazan'ın çadırlarının dış bölgesine Anayasa'ya aykırı sembollerden 12 adet gamalı haç işareti çizildi. Gamalı haç olayından birkaç gün önce de etkinliğin gerçekleştirileceği mekandaki su tanklarının patlatılarak, stantların içine dışkı sürüldü.

Berlin'in Neukölln semtinde 3 Mayıs'ta İslam Toplumu Milli Görüşe (IGMG) ait Gazi Osman Paşa ve Aziziye camilerine arka arkaya hakaret içerikli mektup ve uzun namlulu silah mermisi gönderildi.

Bochum'da 24 Mayıs'ta bir binanın bodrum katında sabaha karşı yangın çıktı. İtfaiyenin zamanında müdahale etmesiyle yangın söndürülerek bina içindeki 16 kişi kurtarıldı, 10 kişi de zehirlenme şüphesiyle kısa süreliğine tedavi altına alındı. Yapılan araştırmalar neticesinde, yangının çıktığı binanın zemin katında Hacı Şeker adlı Türk'ün işlettiği bir döner dükkanının bulunduğu tespit edildi.

Hagen'de 25 Mayıs'ta IGMG'ye ait Ulu Caminin bulunduğu binanın giriş bölümünde sabah saat 10.00 civarında kimliği belirsiz bir şahıs tarafından yangın çıkarıldı. Yangın sonucu camide ciddi maddi hasar oluşurken, ölen ya da yaralanan olmadı.

Bad Wurzach'da 30 Mayıs'ta DİTİB Selçuklu Camisinin bahçesinde Alman ve DİTİB bayraklarıyla birlikte yer alan Türk bayrağı kimliği belirsiz kişilerce gönderden indirilerek alındı.

Türklerin yoğun olarak yaşadığı Köln'ün Mülheim semtinde 7 Haziran'da Müslümanlara karşı şiddet çağrılarının yanı sıra gamalı haç işareti bulunan broşürler dağıtıldı. Pulsuz olarak zarfların içine konulan broşürler, bölge sakinlerinin posta kutularına konuldu.

Bremen'de 8 Haziran'da kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin Rahman Camisinin içerisine girerek cami içindeki Kur'an-ı Kerimleri yırtarak tuvalete attıkları tespit edildi.

Kassel DİTİB bağlı Merkez Camisinin giriş kısmına 9 Haziran'da sabaha karşı taşlı saldırı yapıldı. Camları kırılan camide maddi hasar meydana geldi.

Kamen DİTİB Merkez Camisinin dış duvarına 11 Haziran'da "Sarhoşluk 87" ( Rausch 87) ibareleri yazıldı. Olay yerine gelen ve inceleme yapan polis söz konusu yazıları 2017 yılında kurulan aşırı bir Nazi grubunun yazdığını belirtti.

Almanya’da 2018 yılının toplamında ise Müslümanlara yönelik 824 saldırı gerçekleşti. Bu saldırılarda 33 kişi yaralandı.

Ülkede son dönemde gerçekleşen cami saldırılarında kullanılan farklı yöntemler İslam düşmanlığının yeni bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Geçmiş dönemlerdeki saldırılarda camilerin duvarlarına gamalı haç çiziliyor veya bahçe ya da kapı önüne domuz kafası konuluyordu ancak son dönemlerde mermiler bırakılarak, camilerin içleri tahrip ediliyor.

Saldırganların artık daha da cesaretlenerek camilerin içlerine kadar girip tahribat yapması ve hatta kurşunlar bırakıp tehdit etmeleri güvenlik güçlerinin ya da hükümetin gerekli önlemleri almaları için bundan daha başka neler olması gerekir sorusunu da gündeme getirdi.

"Siyasilerin söylemleri Müslümanlara karşı şiddeti ve düşmanlığı artırıyor"

Almanya’daki Müslüman derneklerin başkanları da ülkedeki İslam düşmanlığına tepki göstererek siyasetçilerin harekete geçmesi gerektiğini belirtiyor.

İslam Konseyi Başkanı Burhan Kesici, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasetçilerin tutumlarını eleştirerek, “Siyasilerin söylemleri Müslümanlara karşı şiddeti ve düşmanlığı artırıyor. Bu yönden siyasetçiler söylemlerine dikkat etmeleri gerekiyor.” dedi.

Son haftalardaki saldırılarda Müslümanların tedirgin olduğuna işaret eden Kesici, “Cami derneklerinin yöneticileri arkadaşlarımız bizleri arayarak camilerin önlerinde polislerin nöbet tutma imkanı olup olmadığını soruyor. Nasıl tedbir alınır ve kamera sisteminin yerleştirilmesi gibi konular yoğun olarak konuşuluyor. “ değerlendirmesinde bulundu.

Kesici, güvenlik birimlerinin Müslümanlara güven hissi vermesi gerektiğini kaydetti.

Herkesin duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Kesici, “Siyasetçilerden beklentimiz camileri ziyaret etmeleri, polisin güvenlik konseptine ilişkin görüş alışverişinde bulunması ve cami cemaatlerine güvende oldukları hissi vermeleri. Hükümetteki sorumluların duyarlı davranmalarını, Müslümanlara karşı saldırıları şiddetli şekilde kınamalarını ve Müslümanların bu toplumun bir parçası olduklarını beyan etmelerini bekliyoruz.'' diye konuştu.

Müslümanlar Merkez Konseyi Başkanı Aiman Mazyek de yaptığı açıklamada, özellikle Bremen’de Kur'an-ı Kerimlerin yırtılıp tahrip edilmesini “sapkınlığın yeni bir boyutu” olarak nitelendirdi.

Mazyek, saldırganların toplumsal barışa ve böylelikle demokrasiye zarar verdiklerinin altını çizerek, camilerin polis tarafından korunmasını istedi. 

Ticaret ve Sanayi Odasının yeni web uygulaması ihracat için başvuru işlemlerini hızlandırıyor



Avrupa dışındaki ülkelere mal ihraç eden şirketlerin, gümrük işlemleri için menşe şahadetnamesine ihtiyaçları vardır. Mayıs ayından itibaren Ticaret ve Sanayi Odasının yeni web uygulaması başvuru sürecini hızlandıracak ve kolaylaştıracak.

 

Güney Yukarı Ren'deki Ticaret ve Sanayi Odasının Uluslararası İşler Müdürü, “Bu yenilik Ticaret ve Sanayi Odasına bağlı şirketlere kesinlikle çalışma kolaylığı sağlamakla beraber başvuru ve işleme sürecini hızlandırıyor" dedi.

 

Detaylı bilgi için: Telefon 07821/2703-643 bzw. 0761/3858-124, E-Mail This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. ya da This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it..

- Federal Meclisin kabul ettiği yeni düzenlemeyle iltica talebi reddedilenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesi amaçlanıyor
 

BERLİN (AA) - Almanya'da Federal Meclis (Bundestag), iltica yasasının sertleştirilmesini öngören yasa tasarısını onayladı.

Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve iltica yasasında değişikliği öngören yasa tasarısı bugün Federal Mecliste 159’e karşı 372 oyla kabul edildi. Oylamada 111 milletvekili çekimser kaldı.

Yeni düzenleme iltica talebi reddedilen ve haklarında sınır dışı edilme kararı bulunmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı ülkede kalmayı sürdüren mültecilerin daha kolay sınır dışı edilmesini öngörüyor.

İltica talebi kabul edilmeyip sınır dışı kararı verilen mültecilerin ortadan kaybolmalarının engellenmesi için cezaevinde tutulabilmelerine olanak sağlayan düzenlemede, mültecilerin kimliklerini gizlemesi de sınır dışı edilmeleri için bir sebep olarak görülüyor.

İçişleri Bakanı Horst Seehofer, yaptığı konuşmada,  Almanya'da oturma hakkı olmayanların ülkeyi terk etmeleri gerektiğini ifade ederek, "Bir hukuk devletinin, sınır dışı edilmesi gerekenleri ülkeyi terk etmelerini sağlaması gerekir. Bazıları,  sahte kimlik bilgileri verme veya ortadan kaybolma gibi kurnazlıklar yaparak sınır dışı edilmekten kaçıyor." dedi.

Seehofer, İçişleri Bakanı olarak yasaların uygulamasından sorumlu olduğunu kaydetti.

Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke ise yeni düzenlemeleri eleştirerek, haklarında sınır dışı kararı verilen mültecilerin suçlularla aynı cezaevlerinde kalmalarının Avrupa hukukuna aykırı olduğunu savundu.

Yeşiller Milletvekili Filiz Polat da, Meclisten geçen yasa tasarısının Alman Anayasası'na da aykırı olduğunu ileri sürerek, tasarının Mecliste kabul edilmesine ilişkin "demokrasi için kara gün" ifadesini kullandı.

Almanya'da 2018 yılında yaklaşık 26 bin kişinin sınır dışı edildiği, 31 bin kişinin ise çeşitli sebeplerden dolayı sınır dışı edilemediği belirtilmişti.

 

- AB dışındaki ülkelerden nitelikli iş gücünün ülkeye gelmesini kolaylaştıracak yasa tasarısı Meclisten geçti
 

  BERLİN (AA) - Almanya’da, Avrupa Birliği (AB) dışındaki ülkelerden nitelikli iş gücünün ülkeye gelmesini kolaylaştıracak yasa tasarısı Federal Mecliste kabul edildi. 

“Alman iş piyasasına yönelik göçü düzenlemeyi hedefleyen” yasa tasarısı Federal Meclisten 257’ye karşı 369 oyla geçti.

Gelecek yılın başında yürürlüğe girmesi planlanan yasa, AB’ye üye olmayan ülkelerden de nitelikli iş gücünün Almanya’ya gelmesinin yolunu açacak.

Yasaya göre, AB vatandaşı olmayan yabancılar yüksek okul veya mesleki eğitim diplomaları gibi mesleki yeterliliğe ve çalışma sözleşmesine sahip olduklarında Almanya’da kendi mesleklerinde çalışabilecek.

Yasada, AB dışındaki ülkelerde yaşayanların mesleki yeterliliğe sahip olmaları ve Almanca bilmeleri  gibi kriterleri yerine getirmeleri durumunda en fazla 6 ay süreyle iş aramak için Almanya’ya giriş izninin verilmesi de yer alıyor. Bu süre için Almanya'ya gelenler geçimini kendileri karşılaması gerekiyor.

Alman hükümeti böylelikle nitelikli iş gücü eksiğini karşılamayı hedefliyor.

Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yabancı ülkelerde nitelikli iş gücü bulmak için daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu belirterek, sağlık ve inşaat alanlarında iş gücü ihtiyacının yüksek olduğuna işaret etti.

Aile Bakanı Franziska Giffey de Almanya’daki refahı sürdürmek için kalifiye iş gücünün önemine işaret ederek, bu yasayla “önemli ve gecikmiş” adımın atıldığını aktardı.

Giffey, iş gücü eksikliği bulunan mesleklerde şartların iyileştirilmesinin de gerektiğini kaydetti.

Federal Eyalet Temsilciler Meclisinden (Bundesrat) de geçmesi gereken yasanın 2020’nin başında yürürlüğe girmesi planlanıyor.

 

Almanya'da Neue Osnabrücker Zeitung gazetesinin haberine göre, Sol Partinin soru önergesine İçişleri Bakanlığının verdiği cevapta, bu yılın ilk çeyreğinde Müslümanlara ve camilere yönelik 132 suçun kayda geçtiği belirtildi.

Önergeye verilen cevapta, kayda geçen suçlar arasında Müslümanlara hakaret etme ve tahkirde bulunma, mala zarar verme ve Müslümanlara ait binalara yazıların yazılmasının yer aldığı, saldırılarda 4 kişinin yaralandığı kaydedildi.

Almanya İçişleri Bakanlığı, bu sayıların kesin olmadığı ve kayıtlara eklenecek suçlarla bu sayının daha da artabileceğine işaret etti.

Almanya'da 2018 yılının ocak-mart döneminde Müslümanlara ve camilere yönelik 196 suç işlendiği, geçen yılın tamamında ise bu sayının toplam 824 olduğuna dikkati çekildi.

Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke, Müslümanlara yönelik suçlara ilişkin sayıların düşmesinin tehlikenin geçtiği anlamına gelmediğini belirterek, ırkçılığın her türlüsüne karşı kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Jelpke, özellikle başörtüsü tartışmalarının kadınların ve kızların faydasına olmadığını, aksine daha fazla dışlanmasına yol açacağını kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Rainer Breul, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında, Yunanistan’ın Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında Almanya’nın neden olduğu zarara karşılık talep ettiği tazminata ilişkin verdiği sözlü notanın Yunan Büyükelçisi tarafından Dışişleri Bakanlığına verildiğini belirtti. 

Notanın içeriğinin ve Yunan Parlamentosunun kararının kendileri tarafından incelendiğini ifade eden Breul, Alman hükümetinin notaya cevap verip vermeyeceğini ise söyleyemeyeceğini kaydetti.

Almanya’nın bu konudaki tutumunun değişmediğini aktaran Breul, "Tazminat konusu siyasi ve hukuki olarak kapanmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Yunanistan'ın dün verdiği notada, Almanya’dan "Yunan halkı için büyük öneme sahip maddi ve manevi bu mesele için müzakerelere başlanılması" talep edilmişti.

Yunan Meclisi de nisan ayında, Almanya'dan savaş tazminatı talep edilmesine yönelik önergeyi onaylamıştı.

Dresden Fatih Cami Derneği Başkan Yardımcısı Hüseyin Taşkın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yerel saat ile 14.00'de kimliği henüz belirlenemeyen kişilerin camiye taş attıklarını belirterek, 3 pencerenin camının kırıldığını söyledi. 

Taşkın, saldırı sırasında caminin içinde kimsenin bulunmadığını, imam ve çocuklarının caminin yanındaki lojmanda olduklarını aktardı.

Taşkın, saldırıyı caminin karşısındaki pansiyonun sahibinin haber verdiğini ifade etti.

Olay yerine gelen polisin hala incelemeyi sürdürdüğünü belirten Taşkın, polis köpeğinin de görev yaptığını kaydetti.

Dresden Polis Sözcüsü Marko Laske de Alman basınına yaptığı açıklamada, polis ekiplerinin çevrede şüphelileri aradığını söyledi.

Polisin cami içinde yumruk büyüklüğünde 3 taş bulduğunu ifade eden Laske, kriminal polisin soruşturma başlattığını aktardı.

Dresden Fatih Camisi'ne 3 yıl önce de bombalı saldırıda bulunulmuştu.

Almanya'nın önde gelen otomobil üreticisi Porsche'ye yapılan baskının ardından soruşturmaya şirketin CEO'su Oliver Blume'nin de dahil edildiği ileri sürüldü.

Haftalık dergi Spiegel'in internet sitesinde yer alan habere göre, dün gerçekleştirilen rüşvet ve görevi kötüye kullanma operasyonu sonrası soruşturmaya Porsche şirketinin CEO'su Oliver Blume, finans direktörü Lutz Meschke ve insan kaynakları müdürü Andreas Haffner de dahil edildi.

Spiegel'deki haber sonrası savcılığın ve Porsche şirketinin konuya ilişkin yorum yapmak istemedikleri aktarıldı.

Lüks otomobil üreticisi Porsche'ye ait bürolar ve bazı mali müşavirlerin evine "rüşvet ve görevi kötüye kullanma iddiaları" nedeniyle salı günü baskın yapılmıştı.

Stuttgart savcılığından yapılan açıklamada, Stuttgart Şirket Denetleme Dairesinden bir yetkilinin devam eden vergi denetimi sırasında, şirketin vergi danışmanına gizli bilgiler verdiği ve bunun karşılığında fayda sağladığı suçlaması bulunduğu vurgulamıştı.

Açıklamada ayrıca Porsche'nin iş yeri temsilciliğinin, eski bir üyesine olağan dışı yüksek ödemeler yapıldığından şüphelenildiği ifade edilmişti.

Berlin

Schwerin Savcılığından yapılan açıklamada, 3'ü aktif görevde, 1'i eski olmak üzere toplam 4 polis memurunun "silah yasasını ihlal etmek" ve "örgütsel dolandırıcılık" suçlamasıyla tutuklandığı belirtildi.

Polislerin, 2012'den beri Mecklenburg Vorpommern Eyalet Kriminal Dairesi'nden mühimmat tedarik ettiği ve bu mühimmatları, aşırı sağcı "Prepper" olarak adlandırılan gizli bir örgütlenmeyle irtibatı bulunan bir kişiye verdiklerinin tespit edildiği vurgulandı.

Alman medyasında yer alan haberlerde ise "Prepper" adlı gizli yapılanmanın "X Günü adı verilen bilinmeyen bir tarihe hazırlıklı olmayı hedefledikleri ve ülkedeki siyasetçilere yönelik suikastlar yaparak, iç savaş çıkarmayı, ardından da darbe yaparak ülke yönetimini devralmayı amaçladıkları" ifade ediliyor.

Haberlerde söz konusu polislerin kısa ve uzun namlulu silahlar için 10 binden fazla mermiyi yasa dışı şekilde emniyetten kaçırdıkları belirtildi.

Berlin

Almanya'da İslamofobik saldırıların artması ve neredeyse her gün böyle bir bir saldırı gerçekleşmesi ülkede yaşayan Müslümanları tedirgin ediyor.

Almanya İçişleri Bakanlığı Mecliste bir soru önergesine verdiği cevapta, yılın sadece ocak-mart döneminde camilere ve Müslümanlara yönelik 132 suçun kayda geçtiğini açıkladı.

Bakanlığın cevabında, bu oranın kesin olmadığına, kayıtlara eklenecek nisan-haziran dönemindeki suçlarla bu sayının daha da artabileceğine işaret edildi. Güvenlik uzmanları ise her saldırının rapor edilmemesi nedeniyle bu rakamın daha yüksek olduğu konusunda hemfikir.

Bakanlığın nisan-haziran dönemine ait verileri henüz açıklamamasına rağmen bu dönemlerde sadece Türklere ait cami ve derneklere en az 15 saldırı gerçekleştirildi.

Dortmund Türk Eğitim Merkezi 6 Ocak'ta saldırının hedefi oldu. Bu saldırıdan bir gün sonra ise Baden-Württemberg eyaletinde Diyanet İşleri Türk İslam Birliği (DİTİB) Bad Saeckingen Mimar Sinan Cami Derneğine ve DİTİB Baden-Baden Fatih Cami Derneğine aynı kişi tarafından ve aynı yerden İslam'a yönelik küfür ve hakaret içeren anonim mektuplar gönderildi. 

Camilere ve Müslümanlara yönelik saldırılar

Frankfurt'ta yaşayan Türk kökenli avukat Seda Başay Yıldız'a 14 Ocak'ta Alman polisinin içindeki aşırı sağcı bir ekipten tehdit mektubu gönderildiği ortaya çıktı. "NSU 2.0" imzalı tehdit mektubunda Seda Başay Yıldız'ın anne ve babası ile eşi ve kızının adlarının geçtiği hakaret içerikli ifadeler kullanıldığı belirtildi.

Menden DİTİB Yeşil Camisine 26 Ocak'ta sabah erken saatlerde düzenlenen saldırıda camiye giren bir kişinin abdesthanede bulunan kağıt havluyu yakmaya çalıştığı, ardından da yangın musluğuyla ateşi söndürdüğü tespit edildi. Bu nedenle camide maddi zarar meydana geldiği belirtildi.

Lünen'de 4 Şubat'ta Fatma İbiş Çetiner'in ortağı olduğu fizik tedavi merkezine düzenlenen ırkçı saldırıda, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler işyerinin camlarını kırıp, duvarlarına ve aynalarına gamalı haç çizdi.

20 Mart'ta DİTİB Dannstadt Ulu Camisinin girişindeki kamuya açık alanda yere Almanca hakaret içeren yazı yazıldı.

Backnang DİTİB Camisi önünde 22 Mart'ta 45 yaşlarında bir şahıs cuma namazı çıkışında kalabalığa doğru Hitler selamı verip ardından bağırarak hakaret ve küfürler içeren ırkçı ifadeler kullandı.

Deggendorf DİTİB Derneğine 4 Nisan'da saat 12.00 sıralarında elinde bir şişe olan alkollü bir şahıs dernek binası içine girerek, orada bulunan kadınlara, yüksek sesle, “burayı bizim paralarımızla yaptınız, burayı yakacağız, havaya uçuracağız” şeklinde bağırdığı, bunun üzerine bölgedekiler tarafından "buradan git yoksa polis çağıracağız" şeklinde karşılık verildiği, şahsın ise daha sonra dernek alanından uzaklaştığı kaydedildi.

Essen'in Hemer semtinde 18 Nisan'da DİTİB Merkez Camisinin dış duvarına kimliği belirsiz kişilerce gamalı haç çizildi.

Dortmund'ta 30 Nisan'da kimliği belirsiz kişilerce Festi Ramazan'ın çadırlarının dış bölgesine Anayasa'ya aykırı sembollerden 12 adet gamalı haç işareti çizildi. Gamalı haç olayından birkaç gün önce de etkinliğin gerçekleştirileceği mekandaki su tanklarının patlatılarak, stantların içine dışkı sürüldü.

Berlin'in Neukölln semtinde 3 Mayıs'ta İslam Toplumu Milli Görüşe (IGMG) ait Gazi Osman Paşa ve Aziziye camilerine arka arkaya hakaret içerikli mektup ve uzun namlulu silah mermisi gönderildi.

Bochum'da 24 Mayıs'ta bir binanın bodrum katında sabaha karşı yangın çıktı. İtfaiyenin zamanında müdahale etmesiyle yangın söndürülerek bina içindeki 16 kişi kurtarıldı, 10 kişi de zehirlenme şüphesiyle kısa süreliğine tedavi altına alındı. Yapılan araştırmalar neticesinde, yangının çıktığı binanın zemin katında Hacı Şeker adlı Türk'ün işlettiği bir döner dükkanının bulunduğu tespit edildi.

Hagen'de 25 Mayıs'ta IGMG'ye ait Ulu Caminin bulunduğu binanın giriş bölümünde sabah saat 10.00 civarında kimliği belirsiz bir şahıs tarafından yangın çıkarıldı. Yangın sonucu camide ciddi maddi hasar oluşurken, ölen ya da yaralanan olmadı.

Bad Wurzach'da 30 Mayıs'ta DİTİB Selçuklu Camisinin bahçesinde Alman ve DİTİB bayraklarıyla birlikte yer alan Türk bayrağı kimliği belirsiz kişilerce gönderden indirilerek alındı.

Türklerin yoğun olarak yaşadığı Köln'ün Mülheim semtinde 7 Haziran'da Müslümanlara karşı şiddet çağrılarının yanı sıra gamalı haç işareti bulunan broşürler dağıtıldı. Pulsuz olarak zarfların içine konulan broşürler, bölge sakinlerinin posta kutularına konuldu.

Bremen'de 8 Haziran'da kimliği belirsiz kişi ya da kişilerin Rahman Camisinin içerisine girerek cami içindeki Kur'an-ı Kerimleri yırtarak tuvalete attıkları tespit edildi.

Kassel DİTİB bağlı Merkez Camisinin giriş kısmına 9 Haziran'da sabaha karşı taşlı saldırı yapıldı. Camları kırılan camide maddi hasar meydana geldi.

Kamen DİTİB Merkez Camisinin dış duvarına 11 Haziran'da "Sarhoşluk 87" ( Rausch 87) ibareleri yazıldı. Olay yerine gelen ve inceleme yapan polis söz konusu yazıları 2017 yılında kurulan aşırı bir Nazi grubunun yazdığını belirtti.

Almanya’da 2018 yılının toplamında ise Müslümanlara yönelik 824 saldırı gerçekleşti. Bu saldırılarda 33 kişi yaralandı.

Ülkede son dönemde gerçekleşen cami saldırılarında kullanılan farklı yöntemler İslam düşmanlığının yeni bir boyuta ulaştığını gösteriyor. Geçmiş dönemlerdeki saldırılarda camilerin duvarlarına gamalı haç çiziliyor veya bahçe ya da kapı önüne domuz kafası konuluyordu ancak son dönemlerde mermiler bırakılarak, camilerin içleri tahrip ediliyor.

Saldırganların artık daha da cesaretlenerek camilerin içlerine kadar girip tahribat yapması ve hatta kurşunlar bırakıp tehdit etmeleri güvenlik güçlerinin ya da hükümetin gerekli önlemleri almaları için bundan daha başka neler olması gerekir sorusunu da gündeme getirdi.

"Siyasilerin söylemleri Müslümanlara karşı şiddeti ve düşmanlığı artırıyor"

Almanya’daki Müslüman derneklerin başkanları da ülkedeki İslam düşmanlığına tepki göstererek siyasetçilerin harekete geçmesi gerektiğini belirtiyor.

İslam Konseyi Başkanı Burhan Kesici, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ülkedeki siyasetçilerin tutumlarını eleştirerek, “Siyasilerin söylemleri Müslümanlara karşı şiddeti ve düşmanlığı artırıyor. Bu yönden siyasetçiler söylemlerine dikkat etmeleri gerekiyor.” dedi.

Son haftalardaki saldırılarda Müslümanların tedirgin olduğuna işaret eden Kesici, “Cami derneklerinin yöneticileri arkadaşlarımız bizleri arayarak camilerin önlerinde polislerin nöbet tutma imkanı olup olmadığını soruyor. Nasıl tedbir alınır ve kamera sisteminin yerleştirilmesi gibi konular yoğun olarak konuşuluyor. “ değerlendirmesinde bulundu.

Kesici, güvenlik birimlerinin Müslümanlara güven hissi vermesi gerektiğini kaydetti.

Herkesin duyarlı olması gerektiğini vurgulayan Kesici, “Siyasetçilerden beklentimiz camileri ziyaret etmeleri, polisin güvenlik konseptine ilişkin görüş alışverişinde bulunması ve cami cemaatlerine güvende oldukları hissi vermeleri. Hükümetteki sorumluların duyarlı davranmalarını, Müslümanlara karşı saldırıları şiddetli şekilde kınamalarını ve Müslümanların bu toplumun bir parçası olduklarını beyan etmelerini bekliyoruz.'' diye konuştu.

Müslümanlar Merkez Konseyi Başkanı Aiman Mazyek de yaptığı açıklamada, özellikle Bremen’de Kur'an-ı Kerimlerin yırtılıp tahrip edilmesini “sapkınlığın yeni bir boyutu” olarak nitelendirdi.

Mazyek, saldırganların toplumsal barışa ve böylelikle demokrasiye zarar verdiklerinin altını çizerek, camilerin polis tarafından korunmasını istedi. 

Ticaret ve Sanayi Odasının yeni web uygulaması ihracat için başvuru işlemlerini hızlandırıyor



Avrupa dışındaki ülkelere mal ihraç eden şirketlerin, gümrük işlemleri için menşe şahadetnamesine ihtiyaçları vardır. Mayıs ayından itibaren Ticaret ve Sanayi Odasının yeni web uygulaması başvuru sürecini hızlandıracak ve kolaylaştıracak.

 

Güney Yukarı Ren'deki Ticaret ve Sanayi Odasının Uluslararası İşler Müdürü, “Bu yenilik Ticaret ve Sanayi Odasına bağlı şirketlere kesinlikle çalışma kolaylığı sağlamakla beraber başvuru ve işleme sürecini hızlandırıyor" dedi.

 

Detaylı bilgi için: Telefon 07821/2703-643 bzw. 0761/3858-124, E-Mail This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it. ya da This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it..

- Federal Meclisin kabul ettiği yeni düzenlemeyle iltica talebi reddedilenlerin daha hızlı sınır dışı edilmesi amaçlanıyor
 

BERLİN (AA) - Almanya'da Federal Meclis (Bundestag), iltica yasasının sertleştirilmesini öngören yasa tasarısını onayladı.

Almanya İçişleri Bakanlığı tarafından hazırlanan ve iltica yasasında değişikliği öngören yasa tasarısı bugün Federal Mecliste 159’e karşı 372 oyla kabul edildi. Oylamada 111 milletvekili çekimser kaldı.

Yeni düzenleme iltica talebi reddedilen ve haklarında sınır dışı edilme kararı bulunmasına rağmen çeşitli sebeplerden dolayı ülkede kalmayı sürdüren mültecilerin daha kolay sınır dışı edilmesini öngörüyor.

İltica talebi kabul edilmeyip sınır dışı kararı verilen mültecilerin ortadan kaybolmalarının engellenmesi için cezaevinde tutulabilmelerine olanak sağlayan düzenlemede, mültecilerin kimliklerini gizlemesi de sınır dışı edilmeleri için bir sebep olarak görülüyor.

İçişleri Bakanı Horst Seehofer, yaptığı konuşmada,  Almanya'da oturma hakkı olmayanların ülkeyi terk etmeleri gerektiğini ifade ederek, "Bir hukuk devletinin, sınır dışı edilmesi gerekenleri ülkeyi terk etmelerini sağlaması gerekir. Bazıları,  sahte kimlik bilgileri verme veya ortadan kaybolma gibi kurnazlıklar yaparak sınır dışı edilmekten kaçıyor." dedi.

Seehofer, İçişleri Bakanı olarak yasaların uygulamasından sorumlu olduğunu kaydetti.

Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke ise yeni düzenlemeleri eleştirerek, haklarında sınır dışı kararı verilen mültecilerin suçlularla aynı cezaevlerinde kalmalarının Avrupa hukukuna aykırı olduğunu savundu.

Yeşiller Milletvekili Filiz Polat da, Meclisten geçen yasa tasarısının Alman Anayasası'na da aykırı olduğunu ileri sürerek, tasarının Mecliste kabul edilmesine ilişkin "demokrasi için kara gün" ifadesini kullandı.

Almanya'da 2018 yılında yaklaşık 26 bin kişinin sınır dışı edildiği, 31 bin kişinin ise çeşitli sebeplerden dolayı sınır dışı edilemediği belirtilmişti.

 

- AB dışındaki ülkelerden nitelikli iş gücünün ülkeye gelmesini kolaylaştıracak yasa tasarısı Meclisten geçti
 

  BERLİN (AA) - Almanya’da, Avrupa Birliği (AB) dışındaki ülkelerden nitelikli iş gücünün ülkeye gelmesini kolaylaştıracak yasa tasarısı Federal Mecliste kabul edildi. 

“Alman iş piyasasına yönelik göçü düzenlemeyi hedefleyen” yasa tasarısı Federal Meclisten 257’ye karşı 369 oyla geçti.

Gelecek yılın başında yürürlüğe girmesi planlanan yasa, AB’ye üye olmayan ülkelerden de nitelikli iş gücünün Almanya’ya gelmesinin yolunu açacak.

Yasaya göre, AB vatandaşı olmayan yabancılar yüksek okul veya mesleki eğitim diplomaları gibi mesleki yeterliliğe ve çalışma sözleşmesine sahip olduklarında Almanya’da kendi mesleklerinde çalışabilecek.

Yasada, AB dışındaki ülkelerde yaşayanların mesleki yeterliliğe sahip olmaları ve Almanca bilmeleri  gibi kriterleri yerine getirmeleri durumunda en fazla 6 ay süreyle iş aramak için Almanya’ya giriş izninin verilmesi de yer alıyor. Bu süre için Almanya'ya gelenler geçimini kendileri karşılaması gerekiyor.

Alman hükümeti böylelikle nitelikli iş gücü eksiğini karşılamayı hedefliyor.

Almanya Ekonomi ve Enerji Bakanı Peter Altmaier, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yabancı ülkelerde nitelikli iş gücü bulmak için daha fazla desteğe ihtiyaç duyduğunu belirterek, sağlık ve inşaat alanlarında iş gücü ihtiyacının yüksek olduğuna işaret etti.

Aile Bakanı Franziska Giffey de Almanya’daki refahı sürdürmek için kalifiye iş gücünün önemine işaret ederek, bu yasayla “önemli ve gecikmiş” adımın atıldığını aktardı.

Giffey, iş gücü eksikliği bulunan mesleklerde şartların iyileştirilmesinin de gerektiğini kaydetti.

Federal Eyalet Temsilciler Meclisinden (Bundesrat) de geçmesi gereken yasanın 2020’nin başında yürürlüğe girmesi planlanıyor.

 

Almanya'da Neue Osnabrücker Zeitung gazetesinin haberine göre, Sol Partinin soru önergesine İçişleri Bakanlığının verdiği cevapta, bu yılın ilk çeyreğinde Müslümanlara ve camilere yönelik 132 suçun kayda geçtiği belirtildi.

Önergeye verilen cevapta, kayda geçen suçlar arasında Müslümanlara hakaret etme ve tahkirde bulunma, mala zarar verme ve Müslümanlara ait binalara yazıların yazılmasının yer aldığı, saldırılarda 4 kişinin yaralandığı kaydedildi.

Almanya İçişleri Bakanlığı, bu sayıların kesin olmadığı ve kayıtlara eklenecek suçlarla bu sayının daha da artabileceğine işaret etti.

Almanya'da 2018 yılının ocak-mart döneminde Müslümanlara ve camilere yönelik 196 suç işlendiği, geçen yılın tamamında ise bu sayının toplam 824 olduğuna dikkati çekildi.

Sol Parti Milletvekili Ulla Jelpke, Müslümanlara yönelik suçlara ilişkin sayıların düşmesinin tehlikenin geçtiği anlamına gelmediğini belirterek, ırkçılığın her türlüsüne karşı kararlılıkla mücadele edilmesi gerektiğini vurguladı.

Jelpke, özellikle başörtüsü tartışmalarının kadınların ve kızların faydasına olmadığını, aksine daha fazla dışlanmasına yol açacağını kaydetti.

Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Rainer Breul, Berlin’de düzenlenen basın toplantısında, Yunanistan’ın Birinci ve İkinci Dünya savaşlarında Almanya’nın neden olduğu zarara karşılık talep ettiği tazminata ilişkin verdiği sözlü notanın Yunan Büyükelçisi tarafından Dışişleri Bakanlığına verildiğini belirtti. 

Notanın içeriğinin ve Yunan Parlamentosunun kararının kendileri tarafından incelendiğini ifade eden Breul, Alman hükümetinin notaya cevap verip vermeyeceğini ise söyleyemeyeceğini kaydetti.

Almanya’nın bu konudaki tutumunun değişmediğini aktaran Breul, "Tazminat konusu siyasi ve hukuki olarak kapanmıştır." değerlendirmesinde bulundu.

Yunanistan'ın dün verdiği notada, Almanya’dan "Yunan halkı için büyük öneme sahip maddi ve manevi bu mesele için müzakerelere başlanılması" talep edilmişti.

Yunan Meclisi de nisan ayında, Almanya'dan savaş tazminatı talep edilmesine yönelik önergeyi onaylamıştı.

Dresden Fatih Cami Derneği Başkan Yardımcısı Hüseyin Taşkın, AA muhabirine yaptığı açıklamada, yerel saat ile 14.00'de kimliği henüz belirlenemeyen kişilerin camiye taş attıklarını belirterek, 3 pencerenin camının kırıldığını söyledi. 

Taşkın, saldırı sırasında caminin içinde kimsenin bulunmadığını, imam ve çocuklarının caminin yanındaki lojmanda olduklarını aktardı.

Taşkın, saldırıyı caminin karşısındaki pansiyonun sahibinin haber verdiğini ifade etti.

Olay yerine gelen polisin hala incelemeyi sürdürdüğünü belirten Taşkın, polis köpeğinin de görev yaptığını kaydetti.

Dresden Polis Sözcüsü Marko Laske de Alman basınına yaptığı açıklamada, polis ekiplerinin çevrede şüphelileri aradığını söyledi.

Polisin cami içinde yumruk büyüklüğünde 3 taş bulduğunu ifade eden Laske, kriminal polisin soruşturma başlattığını aktardı.

Dresden Fatih Camisi'ne 3 yıl önce de bombalı saldırıda bulunulmuştu.

Almanya'nın önde gelen otomobil üreticisi Porsche'ye yapılan baskının ardından soruşturmaya şirketin CEO'su Oliver Blume'nin de dahil edildiği ileri sürüldü.

Haftalık dergi Spiegel'in internet sitesinde yer alan habere göre, dün gerçekleştirilen rüşvet ve görevi kötüye kullanma operasyonu sonrası soruşturmaya Porsche şirketinin CEO'su Oliver Blume, finans direktörü Lutz Meschke ve insan kaynakları müdürü Andreas Haffner de dahil edildi.

Spiegel'deki haber sonrası savcılığın ve Porsche şirketinin konuya ilişkin yorum yapmak istemedikleri aktarıldı.

Lüks otomobil üreticisi Porsche'ye ait bürolar ve bazı mali müşavirlerin evine "rüşvet ve görevi kötüye kullanma iddiaları" nedeniyle salı günü baskın yapılmıştı.

Stuttgart savcılığından yapılan açıklamada, Stuttgart Şirket Denetleme Dairesinden bir yetkilinin devam eden vergi denetimi sırasında, şirketin vergi danışmanına gizli bilgiler verdiği ve bunun karşılığında fayda sağladığı suçlaması bulunduğu vurgulamıştı.

Açıklamada ayrıca Porsche'nin iş yeri temsilciliğinin, eski bir üyesine olağan dışı yüksek ödemeler yapıldığından şüphelenildiği ifade edilmişti.