08 Ara 2019
BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Berlin

BERLİN (AA) - Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarından Schalke 04'te forma giyen milli futbolcu Ozan Kabak, 13. haftada Union Berlin'e karşı oynanan maçta gösterdiği başarılı performans nedeniyle Kicker dergisi tarafından en iyi 11'e seçildi.

Kicker dergisi, Schalke 04'ün sahasında Union Berlin'i 2-1 yendiği karşılaşmada takımının ilk golünü hazırlayan Ozan Kabak'ı haftanın 11'ine seçmesinin yanında, "maçın oyuncusu" olarak da gösterdi.

Benito Raman'ın Schalke 04'ü 1-0 öne geçiren golünün Ozan Kabak tarafından hazırlanışı, dergide "iyi düşünülmüş" ve "muhteşem" olarak nitelendirildi.

Genç oyuncu hakkında övgüyle bahsedilen değerlendirilmede, Ozan Kabak'ın performansıyla Union Berlin'in 2-1 öne geçmesini de engellediği kaydedildi.

Milli futbolcu, Schalke 04-Union Berlin maçında 90 dakikada forma giymişti.

 

Berlin

Almanya'nın güneyinde Avusturya sınırına yakın bulunan Penzberg İslam Cemaati'ne ait camiye eşi Elke Büdenbender ve Bavyera Eyalet İçişleri Bakanı Joachim Hermann ile gelen Steinmeier, burada din görevlisi Bünyamin İdris ve Penzberg İslam Cemaati Başkan Yardımcısı Gönül Yerli'den bilgi aldı.

Gönül Yerli, Cumhurbaşkanı Steinmeier'e tüm dünyada ezanın Arapça okunduğunu anlattı ve camide yaptıkları faaliyetler hakkında bilgi verdi.

Din görevlisi Bünyamin İdris ise Steinmeier'e ezanın anlamını Almanca tercüme etti ve camiyi gezdirdi.

Steinmeier de yaptığı açıklamada, Penzberg'teki İslam cemaatinin çalışmalarını övdü ve Müslüman olmayanlar için de yaptıkları saygı dolu faaliyetler nedeniyle mutlu olduğunu ifade etti.

Berlin

Almanya Göç, Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Berlin'de 12. Uyum Raporunun tanıtımında yaptığı konuşmada, Almanya'da yılda bin 100 aşırı sağcı saldırının yapıldığını belirtti. 

Özgür ve güvenli bir ülkede tüm insanların korkusuz şekilde yaşamalarının garanti altına alınması gerektiğini vurgulayan Widmann-Mauz, "Aşırı sağcılık, antisemitizm ve Müslüman düşmanlığı etkili bir şekilde mücadele edilmesi gerekten gerçek tehditlerdir." şeklinde konuştu.

Widmann-Mauz, aşırı sağcılık, antisemitizm, Müslüman düşmanlığı ve ırkçılıkla mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini dile getirerek, Alman hükümetinin aşırı sağcılıkla mücadele paketini yaklaşık bir ay önce kabul ettiğini anımsattı.

Hukuk devletinin nefret suçlarıyla mücadele konusunda tüm araçları kullanması gerektiğini vurgulayan Widmann-Mauz, bunun internette işlenen suçlar için de geçerli olduğunu belirtti.

Widmann-Mauz, insanlara kökeninden, inancından ve dış görünüşünden dolayı hakaret veya tehdit edilmesi gibi her türlü aşırı sağcı gelişmeden endişe duyduğunu kaydetti.

Almanya'da 20,8 milyon göçmen kökenlinin yaşadığını ifade eden Widmann-Mauz, göçmen kökenlilerin Almanya'da nüfusun yüzde 25,5'ini oluşturduğuna işaret etti.

Göçmen kökenlilerin topluma uyum sağlamasına ilişkin çalışmalarının bir düzen içinde yapılması gerektiğini anlatan Widmann-Mauz, "Lisan uyumun anahtarıdır. Çok sayıda çocuk Almanca bilmeden okula başlıyor. Tüm çocukların okul öncesi desteklenmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

Berlin

Almanya’da Türk kökenli siyasetçi Belit Onay, Hannover Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Almanya'da ilk kez bir Türk kökenli siyasetçi Büyükşehir Belediye başkanlığını kazandı ve böylelikle tarihe geçti.

Hannover Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Yeşiller Partisi'nin adayı Belit Onay, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) desteklediği bağımsız aday Eckhard Scholz'u geride bırakarak başkanlık koltuğuna oturmaya hak kazandı.

Hannover Belediyesinin internet sayfasında yer alan seçim sonuçlarına göre, Belit Onay geçerli oyların yüzde 52,9'unu alarak başkan seçildi. 38 yaşındaki Onay iki hafta önce yapılan ilk tur seçimlerini de birinci sırada tamamlamıştı.

Böylelikle Onay, Almanya tarihinde Büyükşehir Belediye Başkanı olan ilk Türk kökenli siyasetçi oldu.

Hannover Belediyesi binasında açıklamada bulunan Onay, kendisini destekleyenlere teşekkür etti.

73 yıldan beri Sosyal Demokrat Partili (SPD) başkanlar tarafından yönetilen Hannover Büyükşehir Belediyesi ilk kez Yeşiller Partili bir belediye başkanı tarafından yönetilecek.

Almanya’nın başkentini 1961-1989'da ikiye bölen ve ''utanç duvarı'' olarak nitelenen Berlin Duvarı'nın yıkılışının üzerinden 30 yıl geçti.

Berlin şehrini ve Almanya’yı 28 yıl boyunca ayıran Berlin Duvarı 9 Kasım 1989'da yıkıldı.

Soğuk Savaş'ın sembolü olan ve “Demir perde” olarak da anılan Berlin Duvarı ülkede yaşayanlarda derin izler bıraktı.

Duvarın yıkıldığı tarihte Almanya’nın Düsseldorf kentinde üniversite öğrencisi olan ve şu anda Berlin Duvarı Vakfı Direktörü olarak görev yapan Axel Klausmeier ile Doğu Berlin’de doğup büyüyen Michael Löffler anılarını AA muhabirine anlattı.

Klausmeier, duvarın yıkıldığı haberini Düsseldorf'tan Essen'e doğru otoyolda arabayla seyir halindeyken radyodan öğrendiğini belirtti.

Aynı üniversitede öğrenim gören 4 arkadaşıyla haberi dinlediklerini ifade eden Klausmeier, “Duvarın açıldığı yönünde söylentiler vardı. Haberi radyoda duyunca aracı durdurduk ve Berlin’e gitmeyi düşündük. Ancak trafik olur diye bunu yapmadık.” dedi.

Klausmeier, daha sonra eve gittiğini belirterek, “Tüm gece olayları televizyondan izledim. Çok harikaydı. İnanamadım. Duygulandım. Çünkü birbirine yabancı insanlar birbirlerine sarılıyordu ve ağlıyorlardı. Müthişti.” ifadesini kullandı.

Diğer taraftan sonraki sürecin nasıl olacağı yönünde bir belirsizliğin yaşandığını söyleyen Klausmeier, “Şimdi ne olacak?. Duvar tekrar kapatılacak mı? Bu durum ne kadar sürecek? Tüm bu sorular insanların yüzünden okunabiliyordu.” şeklinde konuştu.

Bir taraftan mutluluk diğer taraftan belirsizliğin yaşandığına işaret eden Klausmeier, “Daha sonraki günlerde duvarın açık kaldığı ve kapanmadığı görülünce olağanüstü bir şey gerçekleştiğini anladık.” dedi.

O dönemde hiç kimsenin yıllar sonra iki Almanya’nın birleşeceğine inanmadığını ifade eden Klausmeier, “Ben de şüphe duyanlardandım. Kuşkuyla izledim. İki Almanya’nın birleşmesi güzel bir şey. Ancak Avrupa’daki diğer ülkelerinin korku duyacağı Almanya’yı istemiyorduk. Endişemiz buydu.” diye konuştu.

Doğu eyaletlerinde aşırı sağcıların yükselmesi endişe verici

İki Almanya’nın birleşme sürecinde maddi olarak inanılmaz şeyler başarıldığını, Almanya’nın doğusundaki ülkelere çok para akıtıldığını ifade eden Klausmeier, "Ancak ülkenin kendi içinde birleşme sağlanamadı. Bu konuda büyük hayal kırıklıkları var.” değerlendirmesinde bulundu.

Özellikle doğu eyaletlerinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarının yükselmesine dikkati çeken Klausmeier, bundan endişe duyduğunu dile getirdi.

“İki Almanya’nın birleşmesi örneği olmayan bir olay.“ diyen Klausmeier, insanların da birbirine daha fazla açık yüreklikle ve saygıyla yaklaşması gerektiğini kaydetti.

Doğu Berlin'de doğup büyüyen Martin Löffler

Berlin Duvarı yıkılmadan önce Doğu Berlin’de yaşayan ve yetiştirme yurdunda eğitmen olarak çalışan Martin Löffler de 9 Kasım 1989'da 22.00’a kadar çalıştığını belirterek, “Televizyonum olmadığı için haberleri izlemek için bisikletle arkadaşımın yanına gittim. Siyasi olarak çok hareketli dönemdi.” dedi.

Duvarın açıldığını orada öğrendiğini belirten Löffler, “Önce inanmadım. Bisikletle eve doğru gittiğimde bugün Federal İstihbarat Teşkilatının merkezinin bulunduğu yerde bir stadyum vardı. Orada futbol müsabakasında olduğu gibi insanların bağırıp çağırdığını duydum. Daha sonra evden ajandamı, biraz para ve fotoğraf makinemi aldım ve çıktım.” diye konuştu.

İnvaliden Caddesi’nde insan seliyle karşılaştığını anlatan Löffler, ''Duvarın yıkılmasıyla beraber kontrol noktasına geldim ve hemen Batı Berlin’e geçtim.'' dedi.

Duvarın yıkılışını yeni bir fırsat olarak gördüğünü belirten Löffler, “ Macaristan’da sınırlar açıldığında sistemin uzun süre ayakta kalmayacağını beklemiyorduk. İki Almanya’nın birleşeceğini ise düşünmedik.” ifadelerini kullandı.

Birleşmeden sonra duvarın iki yılda hemen hemen yok olduğunu ifade eden Löffler, “Duvarın bu kadar hızlı yıkılacağını beklemiyordum. Biz arkadaşlarla 13 Ağustos’ta buluşup duvarı fotoğraflarını çekmeyi planlamıştık." diye konuştu.

DDR’de aile kurmayı düşünmediğini ifade eden Löffler, iki Almanya birleştikten sonra evlendiğini ve 6 çocuk sahibi olduğunu anlattı.

Berlin’de Türklerle bir anısını da anlatan Löffler, “Arabam Wedding semtinde arızalandı. Kimse yardım etmedi. Ancak Türkler yardım etti. Bunu çok güzel buldum.” ifadelerini kullandı.

Bayern Münih Kulübünden yapılan açıklamada, Niko Kovac ile karşılıklı olarak anlaşıldığı ve görevine son verildiği kaydedildi.

Açıklamada, başkan Uli Hoeness, Bayern Münih Yönetim Kurulu Başkanı Karl-Heinz Rummenigge ve sportif direktör Hasan Salihamidzic'in, Niko Kovac ile bir araya gelerek kararı açıkladıkları belirtildi.

Karl-Heinz Rummenigge, takımın son haftalarda aldığı sonuçların kendilerine harekete geçilmesi gerektiğini gösterdiğini belirterek, ''Niko artık Bayern Münih'in teknik direktörü değil. Hepimiz bu gelişmeden dolayı üzgünüz. Bayern adına Niko Kovac'a, özellikle de geçen sezon kazandırdığı çifte kupa için teşekkür ediyorum.'' ifadelerini kullandı.

Görevine son verilen teknik direktör Niko Kovac ise alınan kararın gelinen noktada kulüp için doğru bir karar olduğunu düşündüğünü vurgulayarak, "Sonuçlar ve en son oynadığımız oyun bu karara varmamı sağladı." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, takımı yardımcı antrenör Hans Flick'in çalıştıracağı kaydedildi.

Bundesliga'nın 10. haftasında Eintracht Frankfurt, konuk ettiği Bayern Münih'i 5-1 gibi farklı bir skorla yenmişti.

Bayern Münih, ligde 18 puanla 4. sırada bulunuyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, haftalık video podcast yayınında, Almanya'nın yanmalı motorları bırakarak 2030'a kadar elektrikli ulaşıma geçmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Merkel, gelecekteki hareketliliğin (mobility) "iklim dostu" olması gerektiğini belirterek, 2030'a kadar 1 milyon şarj istasyonu kurarak ülkenin elektrikli otomobil altyapısını sağlamlaştıracaklarını vurguladı.

Elektrikli otomobiller için şarj istasyonlarının artırılmasının tüketicileri yanmalı motorlardan uzaklaştırarak düşük emisyonlu otomobillere geçmeye teşvik edeceğini belirten Merkel, "Gelecekteki hareketliliğin iklim dostu, esnek, paranın karşılığını veren ve rahat olması gerekir." dedi.

Almanya'da halihazırda 21 bin adet şarj istasyonu bulunuyor. Hükümet, elektrikli otomobil satın alanlara 4 bin avro, hibrit motorlu araç alan tüketicilere de 3 bin avroluk teşvik primi veriyor.

Öte yandan, Almanya'da yanmalı motorlardan elektrikli motorlara geçiş sürecinde 2035'e kadar 114 bin kişinin işinden olması ve ülkede milli gelirin yüzde 0,6'sına denk gelen 20 milyar avroluk ekonomik kaybın yaşanması bekleniyor.

Alman hükümetinin, uzmanlardan oluşturduğu bir komisyon tarafından hazırlanan taslak rapora göre, ülkede otomobiller ve kamyonlara yönelik şarj istasyonları kurulması için 25 milyar avro, yerel ulaşımın genişlemesi için 14,5 milyar avro, yeni bisiklet ve yaya yolları için de 18 milyar avroya ihtiyaç duyulacak.

Hükümet tarafından yapılacak diğer yatırım ve verilecek teşviklerle birlikte maliyetin toplamda en az 120 milyar avro olması hesaplanıyor.

Bu arada, Almanya'da 1 milyondan fazla istihdam, otomobil sektörüyle ilgili işlerden sağlanıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Zwickau kentinde ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü tarafından katledilen 8'i Türk 10 kişi anısına dikilen ağaçların bulunduğu anıt parkı ziyaret etti.

Burada NSU terör örgütünün ilk katlettiği Enver Şimşek adına dikilen ağacın önüne beyaz gül bırakan Merkel, Zwickau Belediyesine de anıt park için teşekkürlerini iletti.

Merkel, NSU terör örgütünün işlediği vahşi cinayetlerin 8 yıl önce bugün ortaya çıktığını hatırlatarak, Almanya'da bir daha böyle bir durumun yaşanmamasının siyaset ve devletin görevi olduğunu ifade etti.

Almanya Başbakanı Merkel, NSU mağdurlarına da ülkede tekrar "güzel bir yaşam" fırsatının sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

Aşırı sağla mücadelede cesur bireylere ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Merkel, "Biz hükümet olarak daha önce mağdur ailelere verdiğimiz sözü tutacağız ve bir daha Almanya'da bu tür olayların yaşanmaması için çalışacağız. Ancak bunun için sadece güvenlik güçlerine değil cesur kişilere de ihtiyaç var." diye konuştu.

Merkel'in konuşması sırasında aşırı sağcı bir grubun 250 metre mesafede protesto gösterisi düzenlemesi de dikkati çekti.

Hükümet tarafından NSU mağdurlarıyla ilgilenmesi için Ombudsman olarak görevlendirilen Barbara John da burada gazetecilere yaptığı açıklamada, anıt mekanların gelecek nesiller için çok önemli olduğuna işaret ederek, ''Her kim bu 10 kişiyi unutursa olası bir siyasi cinayete kayıtsız kalmış olur." dedi.

Şimşek anısına dikilen ağacın 2 ay önce kesilmesini ''korkunç bir olay'' olarak tanımlayan John, ''Umarım bir daha böyle bir şey yaşanmaz. Zwickaulular için de burası çok önemli. Onlar da kentin imajı açısından buraya sahip çıkmalılar. " ifadelerini kullandı.

John, NSU üyelerinin Zwickau kentinde saklanmalarını ise utanç verici olduğunu kaydetti.

60 metrekarelik alanda 10 ağaç dikildi

Zwickau'da "Schwanenteichpark" adlı parkta 60 metrekarelik alana NSU kurbanlarından Şimşek anısına 3 Eylül'de bir ağaç dikilmiş ancak ağaç kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kesilmişti.

Olayın ardından aynı alana dün NSU kurbanlarını simgeleyen 10 ağaç dikilmişti.

Örgüt üyelerinin 2000-2007 arasında işledikleri cinayetlerin ardından uzun süre Zwickau'da saklandıklarının ortaya çıkmasıyla kent, NSU davası için kilit önem taşıyordu.

NSU terör örgütü

NSU'nun varlığı Kasım 2011'de tesadüf sonucu Thüringen eyaletinde gün yüzüne çıkmış, ardından Federal Başsavcılık soruşturma başlamıştı.

Almanya'da 2000-2007 yıllarında 8'i Türk 10 kişiyi öldürmek, bombalı saldırılar düzenlemek ve banka soymak suçlamalarıyla 2013'te görülmeye başlanan NSU terör örgütü davasında, 11 Temmuz 2018'de açıklanan kararda, baş sanık Beate Zschaepe ömür boyu hapse çarptırılmış, örgüte yardım ve yataklık eden 4 sanık da 2,5 ile 10 yıl arasında hapis cezası almıştı.

NSU üyelerinden Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011'de bir banka soygununun ardından saklandıkları karavanda ölü bulunmuş ve intihar ettikleri öne sürülmüştü.

NSU terör örgütünün varlığının ortaya çıkmasının ardından birçok kentte NSU kurbanları için anıtlar dikilmişti

Köln

26 Türk sivil toplum kuruluşundan temsilcilerin bulunduğu platform, Karamanlılar Derneği lokalinde toplanarak b basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, kelepçelenerek Duisburg karakola götürülen İrfan Ayaş'ın, saatlerce işkenceye maruz bırakıldığı belirtilerek polisler kınandı.

Platform adına konuşan Recep Kara, dini, dili ve ırkı ne olursa olsun bir insana polis karakolunda böyle bir işkence yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Kara, şiddet olaylarının, kurum içinde ırkçı ve paranoyak personel olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, "Bu saygın kurumun bu hasta ve ırkçı personelini temizlemesi toplum olarak ümidimiz ve beklentimizdir." dedi

Açıklamada, "Farklı kültür, millet ve inançların uyum ve huzur içinde yaşadığı Duisburg’da STK’ler ve kanaat önderleri olarak bu menfur polis şiddetini kınıyor ve protesto ediyoruz. Mağdur vatandaşımız başta olmak üzere her türlü insan hakları ihlallerine karşı, tam bir birlik ve bütünlük içerisinde organize olarak mücadele etmeye devam edeceğiz." ifadeleri yer aldı.

Olay

Almanya'nın Duisburg kentinde yaşayan İrfan Ayaş'ın (41), karıştığı kavga sonrası polisler tarafından götürüldüğü karakolda darbedildiği öne sürülmüştü.

Hastanede tedavi altına alınan Ayaş'ın elmacık kemiği ile kolunun kırıldığı, başından yaralandığı ve vücudunda darbe izleri bulunduğu belirlenmişti.

Polis tarafından yapılan açıklamada ise çıkan kavga sonucu olay yerine giden polise mukavemet gösteren Ayaş'ın gözaltına alınarak karakola götürüldüğü doğrulanırken, şiddet uygulandığı iddiası kabul edilmemişti.

Berlin

BERLİN (AA) - Almanya Birinci Futbol Ligi (Bundesliga) takımlarından Schalke 04'te forma giyen milli futbolcu Ozan Kabak, 13. haftada Union Berlin'e karşı oynanan maçta gösterdiği başarılı performans nedeniyle Kicker dergisi tarafından en iyi 11'e seçildi.

Kicker dergisi, Schalke 04'ün sahasında Union Berlin'i 2-1 yendiği karşılaşmada takımının ilk golünü hazırlayan Ozan Kabak'ı haftanın 11'ine seçmesinin yanında, "maçın oyuncusu" olarak da gösterdi.

Benito Raman'ın Schalke 04'ü 1-0 öne geçiren golünün Ozan Kabak tarafından hazırlanışı, dergide "iyi düşünülmüş" ve "muhteşem" olarak nitelendirildi.

Genç oyuncu hakkında övgüyle bahsedilen değerlendirilmede, Ozan Kabak'ın performansıyla Union Berlin'in 2-1 öne geçmesini de engellediği kaydedildi.

Milli futbolcu, Schalke 04-Union Berlin maçında 90 dakikada forma giymişti.

 

Berlin

Almanya'nın güneyinde Avusturya sınırına yakın bulunan Penzberg İslam Cemaati'ne ait camiye eşi Elke Büdenbender ve Bavyera Eyalet İçişleri Bakanı Joachim Hermann ile gelen Steinmeier, burada din görevlisi Bünyamin İdris ve Penzberg İslam Cemaati Başkan Yardımcısı Gönül Yerli'den bilgi aldı.

Gönül Yerli, Cumhurbaşkanı Steinmeier'e tüm dünyada ezanın Arapça okunduğunu anlattı ve camide yaptıkları faaliyetler hakkında bilgi verdi.

Din görevlisi Bünyamin İdris ise Steinmeier'e ezanın anlamını Almanca tercüme etti ve camiyi gezdirdi.

Steinmeier de yaptığı açıklamada, Penzberg'teki İslam cemaatinin çalışmalarını övdü ve Müslüman olmayanlar için de yaptıkları saygı dolu faaliyetler nedeniyle mutlu olduğunu ifade etti.

Berlin

Almanya Göç, Mülteci ve Uyumdan Sorumlu Devlet Bakanı Annette Widmann-Mauz, Berlin'de 12. Uyum Raporunun tanıtımında yaptığı konuşmada, Almanya'da yılda bin 100 aşırı sağcı saldırının yapıldığını belirtti. 

Özgür ve güvenli bir ülkede tüm insanların korkusuz şekilde yaşamalarının garanti altına alınması gerektiğini vurgulayan Widmann-Mauz, "Aşırı sağcılık, antisemitizm ve Müslüman düşmanlığı etkili bir şekilde mücadele edilmesi gerekten gerçek tehditlerdir." şeklinde konuştu.

Widmann-Mauz, aşırı sağcılık, antisemitizm, Müslüman düşmanlığı ve ırkçılıkla mücadelenin sürdürülmesi gerektiğini dile getirerek, Alman hükümetinin aşırı sağcılıkla mücadele paketini yaklaşık bir ay önce kabul ettiğini anımsattı.

Hukuk devletinin nefret suçlarıyla mücadele konusunda tüm araçları kullanması gerektiğini vurgulayan Widmann-Mauz, bunun internette işlenen suçlar için de geçerli olduğunu belirtti.

Widmann-Mauz, insanlara kökeninden, inancından ve dış görünüşünden dolayı hakaret veya tehdit edilmesi gibi her türlü aşırı sağcı gelişmeden endişe duyduğunu kaydetti.

Almanya'da 20,8 milyon göçmen kökenlinin yaşadığını ifade eden Widmann-Mauz, göçmen kökenlilerin Almanya'da nüfusun yüzde 25,5'ini oluşturduğuna işaret etti.

Göçmen kökenlilerin topluma uyum sağlamasına ilişkin çalışmalarının bir düzen içinde yapılması gerektiğini anlatan Widmann-Mauz, "Lisan uyumun anahtarıdır. Çok sayıda çocuk Almanca bilmeden okula başlıyor. Tüm çocukların okul öncesi desteklenmesi gerekiyor." şeklinde konuştu.

Berlin

Almanya’da Türk kökenli siyasetçi Belit Onay, Hannover Büyükşehir Belediye Başkanı seçildi.

Almanya'da ilk kez bir Türk kökenli siyasetçi Büyükşehir Belediye başkanlığını kazandı ve böylelikle tarihe geçti.

Hannover Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerinin ikinci turunda Yeşiller Partisi'nin adayı Belit Onay, Hristiyan Demokrat Birlik Partisi’nin (CDU) desteklediği bağımsız aday Eckhard Scholz'u geride bırakarak başkanlık koltuğuna oturmaya hak kazandı.

Hannover Belediyesinin internet sayfasında yer alan seçim sonuçlarına göre, Belit Onay geçerli oyların yüzde 52,9'unu alarak başkan seçildi. 38 yaşındaki Onay iki hafta önce yapılan ilk tur seçimlerini de birinci sırada tamamlamıştı.

Böylelikle Onay, Almanya tarihinde Büyükşehir Belediye Başkanı olan ilk Türk kökenli siyasetçi oldu.

Hannover Belediyesi binasında açıklamada bulunan Onay, kendisini destekleyenlere teşekkür etti.

73 yıldan beri Sosyal Demokrat Partili (SPD) başkanlar tarafından yönetilen Hannover Büyükşehir Belediyesi ilk kez Yeşiller Partili bir belediye başkanı tarafından yönetilecek.

Almanya’nın başkentini 1961-1989'da ikiye bölen ve ''utanç duvarı'' olarak nitelenen Berlin Duvarı'nın yıkılışının üzerinden 30 yıl geçti.

Berlin şehrini ve Almanya’yı 28 yıl boyunca ayıran Berlin Duvarı 9 Kasım 1989'da yıkıldı.

Soğuk Savaş'ın sembolü olan ve “Demir perde” olarak da anılan Berlin Duvarı ülkede yaşayanlarda derin izler bıraktı.

Duvarın yıkıldığı tarihte Almanya’nın Düsseldorf kentinde üniversite öğrencisi olan ve şu anda Berlin Duvarı Vakfı Direktörü olarak görev yapan Axel Klausmeier ile Doğu Berlin’de doğup büyüyen Michael Löffler anılarını AA muhabirine anlattı.

Klausmeier, duvarın yıkıldığı haberini Düsseldorf'tan Essen'e doğru otoyolda arabayla seyir halindeyken radyodan öğrendiğini belirtti.

Aynı üniversitede öğrenim gören 4 arkadaşıyla haberi dinlediklerini ifade eden Klausmeier, “Duvarın açıldığı yönünde söylentiler vardı. Haberi radyoda duyunca aracı durdurduk ve Berlin’e gitmeyi düşündük. Ancak trafik olur diye bunu yapmadık.” dedi.

Klausmeier, daha sonra eve gittiğini belirterek, “Tüm gece olayları televizyondan izledim. Çok harikaydı. İnanamadım. Duygulandım. Çünkü birbirine yabancı insanlar birbirlerine sarılıyordu ve ağlıyorlardı. Müthişti.” ifadesini kullandı.

Diğer taraftan sonraki sürecin nasıl olacağı yönünde bir belirsizliğin yaşandığını söyleyen Klausmeier, “Şimdi ne olacak?. Duvar tekrar kapatılacak mı? Bu durum ne kadar sürecek? Tüm bu sorular insanların yüzünden okunabiliyordu.” şeklinde konuştu.

Bir taraftan mutluluk diğer taraftan belirsizliğin yaşandığına işaret eden Klausmeier, “Daha sonraki günlerde duvarın açık kaldığı ve kapanmadığı görülünce olağanüstü bir şey gerçekleştiğini anladık.” dedi.

O dönemde hiç kimsenin yıllar sonra iki Almanya’nın birleşeceğine inanmadığını ifade eden Klausmeier, “Ben de şüphe duyanlardandım. Kuşkuyla izledim. İki Almanya’nın birleşmesi güzel bir şey. Ancak Avrupa’daki diğer ülkelerinin korku duyacağı Almanya’yı istemiyorduk. Endişemiz buydu.” diye konuştu.

Doğu eyaletlerinde aşırı sağcıların yükselmesi endişe verici

İki Almanya’nın birleşme sürecinde maddi olarak inanılmaz şeyler başarıldığını, Almanya’nın doğusundaki ülkelere çok para akıtıldığını ifade eden Klausmeier, "Ancak ülkenin kendi içinde birleşme sağlanamadı. Bu konuda büyük hayal kırıklıkları var.” değerlendirmesinde bulundu.

Özellikle doğu eyaletlerinde aşırı sağcı Almanya için Alternatif (AfD) partisinin oylarının yükselmesine dikkati çeken Klausmeier, bundan endişe duyduğunu dile getirdi.

“İki Almanya’nın birleşmesi örneği olmayan bir olay.“ diyen Klausmeier, insanların da birbirine daha fazla açık yüreklikle ve saygıyla yaklaşması gerektiğini kaydetti.

Doğu Berlin'de doğup büyüyen Martin Löffler

Berlin Duvarı yıkılmadan önce Doğu Berlin’de yaşayan ve yetiştirme yurdunda eğitmen olarak çalışan Martin Löffler de 9 Kasım 1989'da 22.00’a kadar çalıştığını belirterek, “Televizyonum olmadığı için haberleri izlemek için bisikletle arkadaşımın yanına gittim. Siyasi olarak çok hareketli dönemdi.” dedi.

Duvarın açıldığını orada öğrendiğini belirten Löffler, “Önce inanmadım. Bisikletle eve doğru gittiğimde bugün Federal İstihbarat Teşkilatının merkezinin bulunduğu yerde bir stadyum vardı. Orada futbol müsabakasında olduğu gibi insanların bağırıp çağırdığını duydum. Daha sonra evden ajandamı, biraz para ve fotoğraf makinemi aldım ve çıktım.” diye konuştu.

İnvaliden Caddesi’nde insan seliyle karşılaştığını anlatan Löffler, ''Duvarın yıkılmasıyla beraber kontrol noktasına geldim ve hemen Batı Berlin’e geçtim.'' dedi.

Duvarın yıkılışını yeni bir fırsat olarak gördüğünü belirten Löffler, “ Macaristan’da sınırlar açıldığında sistemin uzun süre ayakta kalmayacağını beklemiyorduk. İki Almanya’nın birleşeceğini ise düşünmedik.” ifadelerini kullandı.

Birleşmeden sonra duvarın iki yılda hemen hemen yok olduğunu ifade eden Löffler, “Duvarın bu kadar hızlı yıkılacağını beklemiyordum. Biz arkadaşlarla 13 Ağustos’ta buluşup duvarı fotoğraflarını çekmeyi planlamıştık." diye konuştu.

DDR’de aile kurmayı düşünmediğini ifade eden Löffler, iki Almanya birleştikten sonra evlendiğini ve 6 çocuk sahibi olduğunu anlattı.

Berlin’de Türklerle bir anısını da anlatan Löffler, “Arabam Wedding semtinde arızalandı. Kimse yardım etmedi. Ancak Türkler yardım etti. Bunu çok güzel buldum.” ifadelerini kullandı.

Bayern Münih Kulübünden yapılan açıklamada, Niko Kovac ile karşılıklı olarak anlaşıldığı ve görevine son verildiği kaydedildi.

Açıklamada, başkan Uli Hoeness, Bayern Münih Yönetim Kurulu Başkanı Karl-Heinz Rummenigge ve sportif direktör Hasan Salihamidzic'in, Niko Kovac ile bir araya gelerek kararı açıkladıkları belirtildi.

Karl-Heinz Rummenigge, takımın son haftalarda aldığı sonuçların kendilerine harekete geçilmesi gerektiğini gösterdiğini belirterek, ''Niko artık Bayern Münih'in teknik direktörü değil. Hepimiz bu gelişmeden dolayı üzgünüz. Bayern adına Niko Kovac'a, özellikle de geçen sezon kazandırdığı çifte kupa için teşekkür ediyorum.'' ifadelerini kullandı.

Görevine son verilen teknik direktör Niko Kovac ise alınan kararın gelinen noktada kulüp için doğru bir karar olduğunu düşündüğünü vurgulayarak, "Sonuçlar ve en son oynadığımız oyun bu karara varmamı sağladı." değerlendirmesinde bulundu.

Açıklamada, takımı yardımcı antrenör Hans Flick'in çalıştıracağı kaydedildi.

Bundesliga'nın 10. haftasında Eintracht Frankfurt, konuk ettiği Bayern Münih'i 5-1 gibi farklı bir skorla yenmişti.

Bayern Münih, ligde 18 puanla 4. sırada bulunuyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, haftalık video podcast yayınında, Almanya'nın yanmalı motorları bırakarak 2030'a kadar elektrikli ulaşıma geçmesine yönelik değerlendirmelerde bulundu.

Merkel, gelecekteki hareketliliğin (mobility) "iklim dostu" olması gerektiğini belirterek, 2030'a kadar 1 milyon şarj istasyonu kurarak ülkenin elektrikli otomobil altyapısını sağlamlaştıracaklarını vurguladı.

Elektrikli otomobiller için şarj istasyonlarının artırılmasının tüketicileri yanmalı motorlardan uzaklaştırarak düşük emisyonlu otomobillere geçmeye teşvik edeceğini belirten Merkel, "Gelecekteki hareketliliğin iklim dostu, esnek, paranın karşılığını veren ve rahat olması gerekir." dedi.

Almanya'da halihazırda 21 bin adet şarj istasyonu bulunuyor. Hükümet, elektrikli otomobil satın alanlara 4 bin avro, hibrit motorlu araç alan tüketicilere de 3 bin avroluk teşvik primi veriyor.

Öte yandan, Almanya'da yanmalı motorlardan elektrikli motorlara geçiş sürecinde 2035'e kadar 114 bin kişinin işinden olması ve ülkede milli gelirin yüzde 0,6'sına denk gelen 20 milyar avroluk ekonomik kaybın yaşanması bekleniyor.

Alman hükümetinin, uzmanlardan oluşturduğu bir komisyon tarafından hazırlanan taslak rapora göre, ülkede otomobiller ve kamyonlara yönelik şarj istasyonları kurulması için 25 milyar avro, yerel ulaşımın genişlemesi için 14,5 milyar avro, yeni bisiklet ve yaya yolları için de 18 milyar avroya ihtiyaç duyulacak.

Hükümet tarafından yapılacak diğer yatırım ve verilecek teşviklerle birlikte maliyetin toplamda en az 120 milyar avro olması hesaplanıyor.

Bu arada, Almanya'da 1 milyondan fazla istihdam, otomobil sektörüyle ilgili işlerden sağlanıyor.

Almanya Başbakanı Angela Merkel, Zwickau kentinde ırkçı Nasyonal Sosyalist Yeraltı (NSU) terör örgütü tarafından katledilen 8'i Türk 10 kişi anısına dikilen ağaçların bulunduğu anıt parkı ziyaret etti.

Burada NSU terör örgütünün ilk katlettiği Enver Şimşek adına dikilen ağacın önüne beyaz gül bırakan Merkel, Zwickau Belediyesine de anıt park için teşekkürlerini iletti.

Merkel, NSU terör örgütünün işlediği vahşi cinayetlerin 8 yıl önce bugün ortaya çıktığını hatırlatarak, Almanya'da bir daha böyle bir durumun yaşanmamasının siyaset ve devletin görevi olduğunu ifade etti.

Almanya Başbakanı Merkel, NSU mağdurlarına da ülkede tekrar "güzel bir yaşam" fırsatının sağlanması gerektiğinin altını çizdi.

Aşırı sağla mücadelede cesur bireylere ihtiyaç olduğuna vurgu yapan Merkel, "Biz hükümet olarak daha önce mağdur ailelere verdiğimiz sözü tutacağız ve bir daha Almanya'da bu tür olayların yaşanmaması için çalışacağız. Ancak bunun için sadece güvenlik güçlerine değil cesur kişilere de ihtiyaç var." diye konuştu.

Merkel'in konuşması sırasında aşırı sağcı bir grubun 250 metre mesafede protesto gösterisi düzenlemesi de dikkati çekti.

Hükümet tarafından NSU mağdurlarıyla ilgilenmesi için Ombudsman olarak görevlendirilen Barbara John da burada gazetecilere yaptığı açıklamada, anıt mekanların gelecek nesiller için çok önemli olduğuna işaret ederek, ''Her kim bu 10 kişiyi unutursa olası bir siyasi cinayete kayıtsız kalmış olur." dedi.

Şimşek anısına dikilen ağacın 2 ay önce kesilmesini ''korkunç bir olay'' olarak tanımlayan John, ''Umarım bir daha böyle bir şey yaşanmaz. Zwickaulular için de burası çok önemli. Onlar da kentin imajı açısından buraya sahip çıkmalılar. " ifadelerini kullandı.

John, NSU üyelerinin Zwickau kentinde saklanmalarını ise utanç verici olduğunu kaydetti.

60 metrekarelik alanda 10 ağaç dikildi

Zwickau'da "Schwanenteichpark" adlı parkta 60 metrekarelik alana NSU kurbanlarından Şimşek anısına 3 Eylül'de bir ağaç dikilmiş ancak ağaç kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kesilmişti.

Olayın ardından aynı alana dün NSU kurbanlarını simgeleyen 10 ağaç dikilmişti.

Örgüt üyelerinin 2000-2007 arasında işledikleri cinayetlerin ardından uzun süre Zwickau'da saklandıklarının ortaya çıkmasıyla kent, NSU davası için kilit önem taşıyordu.

NSU terör örgütü

NSU'nun varlığı Kasım 2011'de tesadüf sonucu Thüringen eyaletinde gün yüzüne çıkmış, ardından Federal Başsavcılık soruşturma başlamıştı.

Almanya'da 2000-2007 yıllarında 8'i Türk 10 kişiyi öldürmek, bombalı saldırılar düzenlemek ve banka soymak suçlamalarıyla 2013'te görülmeye başlanan NSU terör örgütü davasında, 11 Temmuz 2018'de açıklanan kararda, baş sanık Beate Zschaepe ömür boyu hapse çarptırılmış, örgüte yardım ve yataklık eden 4 sanık da 2,5 ile 10 yıl arasında hapis cezası almıştı.

NSU üyelerinden Uwe Böhnhard ve Uwe Mundlos, 4 Kasım 2011'de bir banka soygununun ardından saklandıkları karavanda ölü bulunmuş ve intihar ettikleri öne sürülmüştü.

NSU terör örgütünün varlığının ortaya çıkmasının ardından birçok kentte NSU kurbanları için anıtlar dikilmişti

Köln

26 Türk sivil toplum kuruluşundan temsilcilerin bulunduğu platform, Karamanlılar Derneği lokalinde toplanarak b basın açıklaması yaptı.

Açıklamada, kelepçelenerek Duisburg karakola götürülen İrfan Ayaş'ın, saatlerce işkenceye maruz bırakıldığı belirtilerek polisler kınandı.

Platform adına konuşan Recep Kara, dini, dili ve ırkı ne olursa olsun bir insana polis karakolunda böyle bir işkence yapılmasının kabul edilemez olduğunu söyledi.

Kara, şiddet olaylarının, kurum içinde ırkçı ve paranoyak personel olduğunu gösterdiğini vurgulayarak, "Bu saygın kurumun bu hasta ve ırkçı personelini temizlemesi toplum olarak ümidimiz ve beklentimizdir." dedi

Açıklamada, "Farklı kültür, millet ve inançların uyum ve huzur içinde yaşadığı Duisburg’da STK’ler ve kanaat önderleri olarak bu menfur polis şiddetini kınıyor ve protesto ediyoruz. Mağdur vatandaşımız başta olmak üzere her türlü insan hakları ihlallerine karşı, tam bir birlik ve bütünlük içerisinde organize olarak mücadele etmeye devam edeceğiz." ifadeleri yer aldı.

Olay

Almanya'nın Duisburg kentinde yaşayan İrfan Ayaş'ın (41), karıştığı kavga sonrası polisler tarafından götürüldüğü karakolda darbedildiği öne sürülmüştü.

Hastanede tedavi altına alınan Ayaş'ın elmacık kemiği ile kolunun kırıldığı, başından yaralandığı ve vücudunda darbe izleri bulunduğu belirlenmişti.

Polis tarafından yapılan açıklamada ise çıkan kavga sonucu olay yerine giden polise mukavemet gösteren Ayaş'ın gözaltına alınarak karakola götürüldüğü doğrulanırken, şiddet uygulandığı iddiası kabul edilmemişti.