BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Avrupa futbolunun en borçlu üçüncü ülkesi Türkiye

Fenerbahçe, Ziraat Türkiye Kupası'nda çeyrek final

Heynckes'ten Beşiktaş açıklaması

Mircea Lucescu Almanya'da

Galatasaray'ın yeni başkanı belli oldu: Mustafa Ce

Sınır birliklerine obüs ve tank sevkiyatı yapılıyo

Afrin'e 'Zeytin Dalı Harekatı'

Bayern Münih, Goretzka'yı renklerine bağladı

Kılıçdaroğlu yarın Almanya'ya gidiyor

Antalya'da kar ve deniz keyfi bir arada

Borussia Dortmund'dan Wenger'e tepki

Türkiye bir sıra yükseldi

Almanya'da gözler SPD'nin olağanüstü kurultayında

Bundesbank'tan yaşlı nüfus uyarısı

Avrupa'da fırtına alarmı

Abbas, Almanya Dışişleri Bakanı ile barış sürecini

Hubble 3 katrilyon Güneş kütlesinde galaksi kümesi

'İslamofobi ve ayrımcılık bumerang gibi atanın ken

Merkel: AB-Türkiye anlaşması sonrası gelen eleştir

Arrow
Arrow
ArrowArrow

Galatasaray'ın yeni başkanı belli o

Sınır birliklerine obüs ve tank sev

Afrin'e 'Zeytin Dalı Harekatı'

Bayern Münih, Goretzka'yı renklerin

Kılıçdaroğlu yarın Almanya'ya gidiy

Antalya'da kar ve deniz keyfi bir a

Borussia Dortmund'dan Wenger'e tepk

Türkiye bir sıra yükseldi

Almanya'da gözler SPD'nin olağanüst

Bundesbank'tan yaşlı nüfus uyarısı

Avrupa'da fırtına alarmı

Abbas, Almanya Dışişleri Bakanı ile

Hubble 3 katrilyon Güneş kütlesinde

'İslamofobi ve ayrımcılık bumerang

Merkel: AB-Türkiye anlaşması sonras

Arrow
Arrow
Slider

Galatasaray'ın yeni başkanı belli o

Sınır birliklerine obüs ve tank sev

Afrin'e 'Zeytin Dalı Harekatı'

Bayern Münih, Goretzka'yı renklerin

Kılıçdaroğlu yarın Almanya'ya gidiy

Antalya'da kar ve deniz keyfi bir a

Borussia Dortmund'dan Wenger'e tepk

Türkiye bir sıra yükseldi

Almanya'da gözler SPD'nin olağanüst

Bundesbank'tan yaşlı nüfus uyarısı

Avrupa'da fırtına alarmı

Abbas, Almanya Dışişleri Bakanı ile

Hubble 3 katrilyon Güneş kütlesinde

'İslamofobi ve ayrımcılık bumerang

Merkel: AB-Türkiye anlaşması sonras

Arrow
Arrow
ArrowArrow
Slider

Galatasaray'ın yeni başkanı belli o

Sınır birliklerine obüs ve tank sev

Afrin'e 'Zeytin Dalı Harekatı'

Bayern Münih, Goretzka'yı renklerin

Kılıçdaroğlu yarın Almanya'ya gidiy

Antalya'da kar ve deniz keyfi bir a

Borussia Dortmund'dan Wenger'e tepk

Türkiye bir sıra yükseldi

Almanya'da gözler SPD'nin olağanüst

Bundesbank'tan yaşlı nüfus uyarısı

Avrupa'da fırtına alarmı

Abbas, Almanya Dışişleri Bakanı ile

Hubble 3 katrilyon Güneş kütlesinde

'İslamofobi ve ayrımcılık bumerang

Merkel: AB-Türkiye anlaşması sonras

Arrow
Arrow
ArrowArrow
Slider

Galatasaray'ın yeni başkanı belli o

Sınır birliklerine obüs ve tank sev

Afrin'e 'Zeytin Dalı Harekatı'

Bayern Münih, Goretzka'yı renklerin

Kılıçdaroğlu yarın Almanya'ya gidiy

Antalya'da kar ve deniz keyfi bir a

Borussia Dortmund'dan Wenger'e tepk

Türkiye bir sıra yükseldi

Almanya'da gözler SPD'nin olağanüst

Bundesbank'tan yaşlı nüfus uyarısı

Avrupa'da fırtına alarmı

Abbas, Almanya Dışişleri Bakanı ile

Hubble 3 katrilyon Güneş kütlesinde

'İslamofobi ve ayrımcılık bumerang

Merkel: AB-Türkiye anlaşması sonras

Arrow
Arrow
ArrowArrow
Slider
 

Japon astronotun boyu uzayda 9 santimetre uzadı

2017 Nobel ödülleri sahiplerine verildi

Türkiye'nin ilk insansı robot fabrikası açıldı

Yerli otomobili üretecek firmalar belli oldu

HİPERAKTİF ÇOCUKLAR

24 Aralık 2017
HİPERAKTİF ÇOCUKLAR

HİPERAKTİF ÇOCUKLARDİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE DURUMU NEDİR ?Dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu adından da anlaşılacağı gibi çocuklarda genellikle doğumdan beri var olan ve özellikle 3-4 yaşlarından itibaren fark edilen, yaşıtlarına...

Patolojik Kumar Bağımlılığı

26 Kasım 2017
Patolojik Kumar Bağımlılığı

Patolojik Kumar Bağımlılığı Kişinin nasıl bağımlı olduğunu daha iyi anlamak için beyinde gerçekleşen süreci anlamak gerekir. Beynimizde pozitif algıları destekleyen belirli merkezler bulunmaktadır. Haz duyduğumuz şeyler  öğrenme sürecidir. Öğrenilmiş hazlara...

Keşfedilmeyi bekleyen çocuklar

14 Haziran 2017
Keşfedilmeyi bekleyen çocuklar

Her anne baba zaman zaman çocuğunun zekası ve yetenekleri üzerine düşünür zaman zaman onu çevresindeki diğer çocuklarlarla karşılaştırır. Acaba çocuğum zeki mi?, yetenekli mi? Ya da hangi alanda daha yetenekli...

Teknolojik Hayatlar

05 Haziran 2017
Teknolojik Hayatlar

CEP TELEFONLARI Cep telefonları taşınabilir bilgi iletişim sistemleri olmasından dolayı, denetimi en zor medya araçlarıdır. Bizler çocukların cep telefonu kullanımında temelde 4 ilkeden bahsedebiliriz. İhtiyaç eksenli kullanım, denetimli serbestlik, sınır...

UÇAK KORKUSU

03 Haziran 2017
UÇAK KORKUSU

Uçak korkusu nasıl pekişir? Kökeni ne olursa olsun uçuş korkusunu pekiştiren nokta, uçak ve uçuşlarla ilgili negatif söylemlerdir. Uçak düşmeleri ve atlatılan kazalar yüksek tonda vurgulanmaktadır. Ayrıca birçok filmde veya...

ÇARESİZ Mİ HİSSEDİYORSUNUZ ? BELKİ DE ÇARE SİZSİNİZ...

20 Şubat 2017
ÇARESİZ Mİ HİSSEDİYORSUNUZ ? BELKİ DE ÇARE SİZSİNİZ...

Tüm evlilikler ömür boyu mutlu olmak hayaliyle başlar ancak zaman içerisinde bireylerin yaşadığı stres durumları aile içinde bir takım problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir. Stres pek çok insan için baskı,...

« »
Has no item to show!
 

Nerde evlendiginizin millerarasi hukuk acisindan bir önemi yoktur. Bir Alman vatandasi ile bir Türk vatandasi pekala Italya'da örnegin romantik sehir Venedik'te evlenebilirler. Bu durumda , Italyan Hukukuna göre mi bosanacaksiniz ? Tabii ki hayir...

 

Burada yetkili hukuk ile yetkili mahkemeyi birbirinden ayirmak gerekir :

Bir Türk vatandasi icin Türk mahkemelerinin her zaman yetkisi vardir. Buna göre, Türk vatandasi bosanma davasini ister direk Türkiye'de isterse yasadigi ülkede acabilir. Ancak bosanmada uygulanacak hukukun tespiti cok büyük farkliliklar gösterir.

Bosanma konusunda, eslerin vatandasliklari önem tasir. Eslerin her ikisi de Türk vatandasi ise bosanmada Türk hukuku uygulanir.

 

Peki esler farkli vatandaslikta iseler, o zaman hangi hukuk uygulanir ? 

Bu taktirde milletlerarasi özel hukuk kurallari geregince, taraflarin ortak yasadiklari yer hukuku bosanmada uygulanacak hukuktur. Yani esler en son birlikte nerede yasadi iseler, ora hukuku uygulanir. Buna göre, Alman vatandasi ile evli bir Türk, eger  ortak yasadiklari yer Almanya ise, Alman hukukuna göre bosanacaktir. Dava ister Alman mahkemelerinde görülsün, isterse Türk mahkemelerinde, bu durumda uygulanacak olan hukuk eslerin son defa beraber yasadiklari yer hukukudur.

 

Evlilik malları hakkında eşler evlenme anında oturduklari yani yasadiklari yer veya millî hukuklarından birini açık olarak seçebilirler; böyle bir seçimin yapılmamış olması hâlinde  :

evlilik malları hakkında eşlerin evlenme anındaki müşterek millî hukuku, bulunmaması hâlinde evlenme anındaki müşterek yasadiklari yer hukuku, bunun da bulunmaması hâlinde Türk hukuku uygulanır.

 

Simdi bu genel bilgilerden sonra, siz Avrupa'da iken Türkiye'de bulunan esinizden bosanmak isterseniz, yapacaginiz en dogru is, Türk Hukukunda uzman bir avukata danisarak vekalet vermeniz olacaktir. Avukatiniz sizin durumunuza özgü gerekli bilgileri verecek ve sizi en dogru sekilde yönlendirecektir. Bunun icin Türkiye'ye sahsen gitmenize gerek  yoktur. Avukatiniz sizin durumunuzu degerlendirecek ve gerekirse delil ve taniklarla davanizi sonuclandiracaktir. Türkiye'deki esinizin yasadigi adresi bilmek elbetteki isinizi cok kolaylastiracaktir. Esinizle irtibati kaybetmemisseniz, en hesapli ve hizli yol , Türk hukukunda mümkün olan anlasmali bosanma olanagi olacaktir. Türkiye'deki esinizi anlasmali bosanma konusunda ikna edebilirseniz ve en az bir yildir evli iseniz, tek celsede anlasarak bosanmaniz mümkündür. Ancak bu taktirde, her iki tarafin durusma sirasinda sahsen hakim önüne cikmasi sarttir. Yani durusma günü sahsen orda olmaniz gerekir.

 

 

 

 

Bosanma en az evlenme kadar ciddiye alinmasi gereken bir durumdur. Yasanan her bosanma davasi kendine özgüdür. Bu yazimda verilen bilgiler kisiye özel danismanlik kapsaminda degildir, sadece bilgilendirmek amacli genel konulara dikkat cekmekten ibarettir, bu nedenle danisma niteliginde bir sorumluluk kabul edilemez.  Boşanma gibi ciddiyet gerektiren bir işle ilgili mutlaka bir avukattan hukuki yardım almanızı önemle ve şiddetle tavsiye ediyorum. Aksi halde boşanma davası yolunda pek çok hak kaybına uğrama ihtimaliniz kuvvetle muhtemeldir.

 

 

Avukat Gülşen YILDIZ
Istanbul Barosu - Freiburg Barosu

Türk Hukuku Avukatı

Rappentorgasse 6    veya   Obststr. 7
77933 Lahr

T: +49 (0)7821 6316682 
F: 
+49 (0)7821 26096 
M: 
+49 (0)176 61564878
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.  veya  This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Web: www.avukat-gulsenyildiz.de      https://www.facebook.com/avukat.G.Yildiz

Yurtdışında yerleşik yaşayan insanlarımız, gerek boşanmadan sonra mahkeme tarafından çocuklarının  -velayetleri kendilerine verilmiş olmasına rağmen- , gerekse halen evliyken ana-babadan diğerinin izni ve rızası olmadan yasaya aykırı bir şekilde alı konulması veya direk başka bir ülkeye,  çoğunlukla da Türkiye’ye götürülmesi konusunda yıllardır süregelen büyük  sorunlar yaşamaktadırlar. Bunun tam tersi de mümkündür.


Çocuk Kaçırma sorununa karşı, arzettiği önem sebebiyle özel uluslararası yasalar ve anlaşmalar düzenlenmiştir. Sözkonusu anlaşmaları gerek Türkiye ve gerekse Almanya gibi daha birçok ülke imzalamıştır . Bunlardan biri ve en önemlisi Uluslararası Çocuk Kaçırmaya dair Lahey Sözleşmesidir.  

 

Lahey Sözleşmesinde “kamu düzenine aykırılık” kriteri yerine “temel hak ve hürriyetleri ihlal” kriteri getirilerek çocuğun iadesi kolaylaştırılmıştır.

 

Böylece sözleşme, hukuka aykırı olarak yeri değiştirilen çocuğun en kısa süre içinde esasen yerleşik olarak yaşadığı devlete iadesini öngörmektedir.

Sözleşmenin uygulanabilmesi için, çocuğun 16 yaşından gün almamış olması ve de mutad meskeni kanununa veya talepte bulunulan devletin iç hukukuna göre kendi ikamet edeceği yeri tayin edebilme hakkına sahip olması gerekir.


İade talebinde bulunan taraf, iddiasını mahkeme kararına dayandırmak zorunda değildir. Bu noktada mahkeme kararının tenfizi gibi uzun prosedürün sakıncalarından kaçınılmak istenmiştir. Çocuğun mümkün olan en kısa sürede iade edilmek istenmesinde temel neden, mevcut durumun korunması ve çocuğun üstün yararının bunu gerektirmesidir. Kısa zaman içinde ve seri şekilde çocuğun iadesinin sağlanması aynı zamanda caydırma fonksiyonuna hizmet edecektir.

Çocuğun yerini hukuka aykırı olarak değiştirebilecek kişilerin başında anne ve babası gelmektedir.  İadeyi talep edebilecek kişi ise, ergin ve velayet veya vesayet yeterliliğine sahip, çocuk üzerinde esasen yerleşik olarak yaşadığı yer hukukuna göre koruma/velayet hakkına sahip kişi olmalıdır.

 

Almanya’dan Türkiye’ye kaçırılan bir çocuğun tekrar Almanya’ya iadesi  bu nedenle kural olarak mümkündür.  Çünkü Türkiye taraf olduğu Lahey Sözleşmesi gereği, yapılan bir iade başvurusunu vakit geçirmeden öncelikli olarak işleme koymakla yükümlüdür.


Eğer bir çocuk kendi rızası olmadan Almanya‘dan Türkiye’ye götürülmüş ise, çocuğun velayetinine sahip kişi tarafından yapilacak başvuru ilgili Alman mahkemesince belgelendirilmelidir.  Ancak böyle bir belge ile Federal Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunabilir. Alman Başsavcılığı yapılan bu başvuru sonucunda Türk Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunur. Türk Adalet Bakanlığı ise çocuğu kaçıran anne veya babanın bulunduğu yerdeki savcılığı konu hakkında bilgilendirir ve gerekli işlemlerin yapılması talimatını verir.

 

 

 

 

Türkiye'deki Cumhuriyet Savcılığının ilgili mahkemede açacağı dava sonucunda durum görüşülür ve karara bağlanır. Mahkeme çocuğun gerçekten kendi rızası ve anne veya babasının haberi olmadan Türkiye’ye getirildiğine yani bir hak ihlaline kanaat getirirse, çocuğun Almanya’ya iadesine karar vermelidir.

Verilen bu karar kesinleştikten sonra çocuk veleyat sahibi anne veya babasının yaşadığı Almanya’ya geri gönderilir.

 

Ne yazik ki Türk Mahkemeleri Lahey sözleşmesini gerektigi gibi uygulamıyor. Esasen Almanya'da yerleşik  yaşayan bir çocuğun  Almanya'dan Türkiye'ye  kaçırılması olayında Türkiye malesef taraf olduğu sözleşmeye uygun kararlar vermiyor. Türkiye'ye kaçırılan bir çocuğun mutat meskenin bulunduğu ülkeye sözleşme gereği iadesi  ya cok uzun sürüyor veya hic gerçekleşemiyor. Bunun önemli sebeplerinden birisi olarak, yetkili aile mahkemelerinin Türkiyeyi bağlayan Lahey sözleşmesini gerektigi gibi uygulamaması ve konuya taraflı bakması gösterilebilir.

 

Bunun tam tersi, yani Türkiyede ikamet eden bir çocuğun Almanya’ya kaçırılması da sözkonusu olabilmektedir. Çocuğun Almanya’da alıkonulması durumunda velayet sahibi tarafından yapılan başvuru 1 ay gibi bir süre içerisinde sonuçlanıp, çocuğun Lahey sözleşmesine uygun bir şekilde esas yaşadığı ülkeye iadesi sağlanıyor.

 

Avukat

Gülşen YILDIZ
Istanbul Barosu - Freiburg Barosu

Türk Hukuku Avukatı (gem.§206 BRAO)

Rappentorgasse 6
77933 Lahr

T: +49 (0)7821 6316682 
F: 
+49 (0)7821 26096 
M: 
+49 (0)176 61564878
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Web: www.avukat-gulsenyildiz.de      https://www.facebook.com/avukat.G.Yildiz

Yurtdışında yerleşik yaşayan insanlarımız, gerek boşanmadan sonra mahkeme tarafından çocuklarının  -velayetleri kendilerine verilmiş olmasına rağmen- , gerekse halen evliyken ana-babadan diğerinin izni ve rızası olmadan yasaya aykırı bir şekilde alı konulması veya direk başka bir ülkeye,  çoğunlukla da Türkiye’ye götürülmesi konusunda yıllardır süregelen büyük  sorunlar yaşamaktadırlar. Bunun tam tersi de mümkündür.


Çocuk Kaçırma sorununa karşı, arzettiği önem sebebiyle özel uluslararası yasalar ve anlaşmalar düzenlenmiştir. Sözkonusu anlaşmaları gerek Türkiye ve gerekse Almanya gibi daha birçok ülke imzalamıştır . Bunlardan biri ve en önemlisi Uluslararası Çocuk Kaçırmaya dair Lahey Sözleşmesidir.  

 

Lahey Sözleşmesinde “kamu düzenine aykırılık” kriteri yerine “temel hak ve hürriyetleri ihlal” kriteri getirilerek çocuğun iadesi kolaylaştırılmıştır.

 

Böylece sözleşme, hukuka aykırı olarak yeri değiştirilen çocuğun en kısa süre içinde esasen yerleşik olarak yaşadığı devlete iadesini öngörmektedir.

Sözleşmenin uygulanabilmesi için, çocuğun 16 yaşından gün almamış olması ve de mutad meskeni kanununa veya talepte bulunulan devletin iç hukukuna göre kendi ikamet edeceği yeri tayin edebilme hakkına sahip olması gerekir.


İade talebinde bulunan taraf, iddiasını mahkeme kararına dayandırmak zorunda değildir. Bu noktada mahkeme kararının tenfizi gibi uzun prosedürün sakıncalarından kaçınılmak istenmiştir. Çocuğun mümkün olan en kısa sürede iade edilmek istenmesinde temel neden, mevcut durumun korunması ve çocuğun üstün yararının bunu gerektirmesidir. Kısa zaman içinde ve seri şekilde çocuğun iadesinin sağlanması aynı zamanda caydırma fonksiyonuna hizmet edecektir.

Çocuğun yerini hukuka aykırı olarak değiştirebilecek kişilerin başında anne ve babası gelmektedir.  İadeyi talep edebilecek kişi ise, ergin ve velayet veya vesayet yeterliliğine sahip, çocuk üzerinde esasen yerleşik olarak yaşadığı yer hukukuna göre koruma/velayet hakkına sahip kişi olmalıdır.

 

Almanya’dan Türkiye’ye kaçırılan bir çocuğun tekrar Almanya’ya iadesi  bu nedenle kural olarak mümkündür.  Çünkü Türkiye taraf olduğu Lahey Sözleşmesi gereği, yapılan bir iade başvurusunu vakit geçirmeden öncelikli olarak işleme koymakla yükümlüdür.


Eğer bir çocuk kendi rızası olmadan Almanya‘dan Türkiye’ye götürülmüş ise, çocuğun velayetinine sahip kişi tarafından yapilacak başvuru ilgili Alman mahkemesince belgelendirilmelidir.  Ancak böyle bir belge ile Federal Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunabilir. Alman Başsavcılığı yapılan bu başvuru sonucunda Türk Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunur. Türk Adalet Bakanlığı ise çocuğu kaçıran anne veya babanın bulunduğu yerdeki savcılığı konu hakkında bilgilendirir ve gerekli işlemlerin yapılması talimatını verir.

 

 

 

 

Türkiye'deki Cumhuriyet Savcılığının ilgili mahkemede açacağı dava sonucunda durum görüşülür ve karara bağlanır. Mahkeme çocuğun gerçekten kendi rızası ve anne veya babasının haberi olmadan Türkiye’ye getirildiğine yani bir hak ihlaline kanaat getirirse, çocuğun Almanya’ya iadesine karar vermelidir.

Verilen bu karar kesinleştikten sonra çocuk veleyat sahibi anne veya babasının yaşadığı Almanya’ya geri gönderilir.

 

Ne yazik ki Türk Mahkemeleri Lahey sözleşmesini gerektigi gibi uygulamıyor. Esasen Almanya'da yerleşik  yaşayan bir çocuğun  Almanya'dan Türkiye'ye  kaçırılması olayında Türkiye malesef taraf olduğu sözleşmeye uygun kararlar vermiyor. Türkiye'ye kaçırılan bir çocuğun mutat meskenin bulunduğu ülkeye sözleşme gereği iadesi  ya cok uzun sürüyor veya hic gerçekleşemiyor. Bunun önemli sebeplerinden birisi olarak, yetkili aile mahkemelerinin Türkiyeyi bağlayan Lahey sözleşmesini gerektigi gibi uygulamaması ve konuya taraflı bakması gösterilebilir.

 

Bunun tam tersi, yani Türkiyede ikamet eden bir çocuğun Almanya’ya kaçırılması da sözkonusu olabilmektedir. Çocuğun Almanya’da alıkonulması durumunda velayet sahibi tarafından yapılan başvuru 1 ay gibi bir süre içerisinde sonuçlanıp, çocuğun Lahey sözleşmesine uygun bir şekilde esas yaşadığı ülkeye iadesi sağlanıyor.

 

Avukat

Gülşen YILDIZ
Istanbul Barosu - Freiburg Barosu

Türk Hukuku Avukatı (gem.§206 BRAO)

Rappentorgasse 6
77933 Lahr

T: +49 (0)7821 6316682 
F: 
+49 (0)7821 26096 
M: 
+49 (0)176 61564878
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Web: www.avukat-gulsenyildiz.de      https://www.facebook.com/avukat.G.Yildiz

Toplum olarak bu konularda önemli sorunlar yaşıyoruz. Bastırılan duygular Evliliklerde önemli problemler meydana getiriyor.
Bu yüzden biraz daha okumaya önem vermeli, ezbere bilgileri kabul etmemeliyiz. Cinsellik ile ilgili bilgileri okurken ( aaaaaaa coookkkkkk ayıppppppppp ) gibi saçmalıkları bırakıp gelecek nesilleri bu konularda bilgilendirelim
Bu konu başlı başına bir kitap ve araştırma konusu olduğundan,biz bu mevzuda söylenmesi gerekenlerin tümünü söylemeye çalışmayacak, bazı tereddütlü ya da önemli noktalara değinmekle yetineceğiz.
Nesillerin var olması ve canlıların üremesi için her canlıda cinsel ilişki vardır. İnsanlar yemek, içmek, giyinmek durumunda olduğu gibi cinselliği de yaşamak durumundadır.
Ancak cinsel ilişki sonrası doğacak olan çocukların kimden olduğunun belli olması için neslin temiz şekilde devam edebilmesi için evlilikler ve nikâhlı ilişkiler önerilmiştir. Cinsel ilişkinin aşırısı veya nikâhsız olanı yasaklanmıştır.
Din âlimleri 2 cinsellikle ilgili dinin emir ve yasaklarını şöyle anlatmışlardır:
“Her şehvet ve sonrası yapılan ilişki kalbi kararttığı ve bunalttığı halde, meşru olarak yapılan ilişki, kalpte ferahlık verir bedende rahatlık sağlar. Cinsel ilişkiden asıl amaç neslin üremesi ve devamıdır. Bundan alınan dayanılmaz zevk ise neslin devamı için Allah’ın kullarına hediyesidir. Edeplerine uygun yapılan cinsel ilişkide eşler aynı zamanda ibadet sevabı da kazanır. Nikâhlı olarak yapılan ilişkiye "cima" denir; nikâhsız yapılan ilişkiye "zina" denir.
2 http://www.dinimizislam.com/detay.asp?Aid=1444
Kadının gerçekten sorunu yokken, kocasının talep ettiği ilişkiyi kabul etmemesi dini açıdan da büyük günahtır. Boşalma anında spermi dışarı akıtmak kadının izin vermesi sonucu olursa günah olmaz ama eşinden izinsiz yapılırsa mekruhtur. İhtiyaç olduğunda, kadın hayz yani adetli halde iken de edep yeri hariç her yerine dokunulabilir.Hanıma anal yoldan yaklaşmak büyük günahtır. Hadis-i şerifte “Hanımına, arkadan yaklaşan melundur” buyurulmuştur.
Sağlık açısından cimadan sonra bir parça uyumalıdır.”
Erdinç Üstündağ Kitap: Ben Eşimi Seviyorum
Avrupa Psikoloji Merkezi
Wincheck International Business Management
www.avrupapsikolojimerkezi.com
Tel: +49 - 7851 - 496 15 03
Yön. Krl. BSK. Psik. Yazar Erdinç Üstündağ

Başarı, Mutluluk ve Kurumsal Eğitimler
Anne / Baba Okulu

Bilgi toplumuna geçtiğimiz bu dönemde bir kurumun ayakta kalabilmesi ve varlığını devam ettirebilmesi tamamen insana yaptığı yatırımla mümkündür. Günümüzün başarılı kurumları için rakipleri arasında öne çıkabilmenin, uzun süre ve karlı yaşayabilmenin en önemli koşulu “kalite“ üretimi ve bu kaliteyi üreten ve sürdüren nitelikli “insan gücü” nü yakalamaktır. Kurumsal gelişime yön vererek kurumları güçlendirmek ve böylelikle özellikle kriz dönemlerindeki hassas yapılarını ortadan kaldırmak amacıyla kurumlar sık sık bir araya gelmektedir.
Sektörde kendini kanıtlamış olan güçlü kurumlar bile güçlerini eğitimli bir işgücünün ellerine teslim ederlerse, uzun vadeli istikrar sağlayabilirler. Günümüz rekabet ortamında kalıcı olmak ve fark yaratmak isteyen kurumların aradığı sihirli bir değnek eğitimdir. Eğitimi kurumsal sisteminin temel parçası olarak görmeyen kurumlar yeniliklere ve değişimlere uyum sağlayamazlar. Kalıcı olmayı hedefleyen her kurum çalışanlarının ihtiyaçlarına yönelik gerekli eğitimleri aldırmak zorundadır.
Bu vesile Avrupa toplam 15 Ülkede Kurumlara Seminerler veren Kurumumuzun bu hizmetinden sizlerde yararlanmak isterseniz bekliyoruz.
Tekrar özetlemek istiyoruz:

Kurumsal Kültür Geliştirme
Öğrenen Organizasyon
Kurum İçi Başarılı İletişim
Etkin Ekip Çalışması
Etkin Toplantı Yönetimi
Etkin Zaman Yönetimi
İş Hayatında Yazılı İletişim Teknikleri
Telefonda Etkili İletişim
İş Etiği ve Kurumsal Kimlik
Aile Şirketlerinde Kurumsallaşma
Aile Şirketlerinde İletişim
İş Sağlığı ve Güvenliği


Avrupa Psikoloji Merkezi
Wincheck International Business Management
www.avrupapsikolojimerkezi.com
Tel: +49 - 7851 - 496 15 03
Yön. Krl. BSK. Psik. Yazar Erdinç Üstündağ

Yine bu vesileyle Avrupa’da yuva dağılmalarına sebep olan ve adına ithal evlilik denilen evliliklerle ilgili de birkaç kelime söylemeliyim.

Birinci nesil Avrupa’ya işçi olarak gelmişti. Çalışmaya gelen bu gurbetçi nesil zaman içinde büyüyen ve evlilik çağına gelen çocuklarına Türkiye’den eş aramaya başladı.

Oğullarına gelin, kızlarına damat bulmaya başlanan bu süreç zamanla bazı sorunları da beraberinde getirdi.

Avrupa’daki ikinci ve üçüncü kuşak gençler Avrupa vatandaşı olduğu için onunla evlilik yapan Türk damat veya gelin de eşinin ülkesinin vatandaşlığına geçmeye başladı.

Bu evlilikler zaman içeresinde aileler arasında Avrupa’ya gelecek olan gelin veya damadın “refah” seviyesinin artacağı inancını da beraberinde getirdi.

Bir başka sebep de huyunu suyunu bildiği, sözünü dinleyeceği veya söz dinletebileceği bir eşin Türkiye’den olabileceği düşüncesiydi.

Böylece aileler çocuklarının Avrupai tarzda hayat sürmeyip düzenli bir aile kuracağına inanıyorlardı. Avrupa’da doğup büyüyen çocuklarının Türkiye’den getirilen eş ile evlendirildiğinde vatan sevgisi kazanacağını hesaplıyorlardı.

Bu hesaplamalar iyiydi güzeldi, ama hesaplanamayan nice sorunlar zaman içinde büyük aile krizlerine sebep olacaktı.

Birinci sıkıntı gençlerin bu evlilikte kendi istekleriyle evlilik yapıyor olamayışıydı.

Gerçi günümüzde artık gençlerin de fikri alınmaya başlandı ve bu iyi bir gelişme, ama hâlâ kimi evliliklerde kimi aileler otoriter karar vermeye devam ediyorlar.

Bir de bu tür evlilikler tatil dönemlerinde kotarıldığı için çabucak verilen kararlar sebebiyle gençlerin birbirini tanımaya fırsat bulmadan evliliğin içinde bulmasıyla sonuçlanıyordu.

Ama esas sıkıntı şurada başlıyordu. Eğer damat ithal ise dil bilmiyor, yol bilmiyor halde ister istemez eşinin hâkimiyetine girmiş oluyordu. Bu hal ilk başta mecbur kalmanın getirdiği ruh hali gibi kabul edilse de bu durum Türk aile yapısının genetik kodu olan ataerkil ruha ters düşüyordu. Erkek bu duygusunu açıkça dile getirmese de evde ikinci plana itilmiş olmanın, sokakta ise yok olmanın verdiği eziklik ve üzüntüyle depresyona giriyor, içinden çıkamadığı bu hal kendisini alt üst etmeye yetiyordu. Çünkü geldiği bu yabancı ülkede bir tek eşi var iken sokağa çıkabiliyordu. Onunla birlikte olduğunda bile eşi yanında iletişim kurarken kendisi ağzı var dili yok bön bön bakan biri oluyordu. Böyle bir hayat erkeğin erkek ruhuna ters geliyor ve bunu kaldıramıyordu. Bu içinden çıkılamaz hal erkekte öyle bir çöküntü oluşturuyordu ki evlilik ona mutluluk değil acı vermeye başlıyordu.

Neden evlendim?”, “Nerden geldim?” gibi pişmanlıklar içini yakıp kavuruyordu. Sonunda ya iyice eriyip yok olan kişiliksiz bir kimse oluyor ya da bu kapana kısılmışlıktan kurtulmak için hırçınlaşan ve en ufak bir sorunda patlayan aile içi şiddet canavarı bir kişilikle karşılaşıyorduk.

İthal gelin ise daha başka bir sorunla karşılaşarak kocasıyla bile sürekli sokağa çıkamayacağı için adeta gelin gittiği eve hapsoluyordu. Kızcağızın Avrupa’da yaşadığı acemilik, toyluğun zirvesindeki kocasına başka türlü yansıyabiliyordu. Kendini dahi zanneden aptal genç, “bu kız geri zekâlı mı ya?”, “aptal mı ya?” gibi düşünüyor sonra da aptalca yaklaşımla onu aşağılamaya falan başlayabiliyordu.

Bu durum bir de akraba evliliği olduğunda -ki genelde ithal evliliklerin çoğu akraba evliliğine dayanıyor- çekilen sıkıntılar zehir olup içe damlıyordu. Aile büyüklerinin de fark edemediği bu sıkıntı bir iki sene içinde atlatılabilecekken bu sürede evli çiftlere hayatı zehir etmeye yetiyordu.

Çekilen sıkıntının sonuna gelecekken bu konuda sabırsızlık zirveye çıkıyor, mutlu ve huzurlu olunmak için kurulan yuvalar yıkılabiliyordu. Hele bu evlilikler arasında çocuklu olanlar varsa ki çoğunlukla var, bu dağılan yuvalar küçücük çocukların üzerine yıkılıyordu.Burada eğer eşler birbirlerini tanıyıp sevebilselerdi, sevgilerinin ipine sarılıp bu süreci sevgi yoluyla atlatabileceklerdi.

 

 

Avrupa Psikoloji Merkezi Bsk. ERDİNÇ ÜSTÜNDAĞ

Kaynak: " BEN EŞİMİ SEVİYORUM " Yazar ERDİNÇ ÜSTÜNDAĞ

Grip salgınından korunabilmek, gribe bağlı hastalık ve komplikasyonları azaltabilmek için aşının en geç kasım ayı içinde yaptırılması gerekiyor.

Gazi Üniversitesi (GÜ) Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Esin Şenol, özellikle riskli grupta ölümcül seyredebilen üst solunum yolu hastalığı gribin (infulenza), bulaşıcı bir virüsten kaynaklandığını ve geçmiş yıllarda da çok sayıda ölüme yol açan salgınlara neden olduğunu söyledi.

1918-1919 yıllarındaki salgınlarda, virüse bağlı olarak 20 milyonun üzerinde kişinin yaşamını yitirdiğini anımsatan Şenol, 2009 yılında ise ölüm oranının, hastalığa yakalananların yüzde 5'i düzeyinde kaldığını ifade etti. Şenol, bunun, salgının hızla tespiti sonrasında hemen üretilen aşının etkin şekilde uygulanmasıyla mümkün olduğunu ifade etti.

Ölümlerin, 65 yaş üzerindeki yaşlılarla 2 yaş altındaki bebekler ve mutlaka aşı yapılması önerilen diyabet, kalp, akciğer, kanser gibi kronik hastalığı bulunan riskli gruplarda meydana geldiğine işaret eden Şenol, çocuklar açısından da hastalığın riskli olduğunu vurguladı.

Şenol, gribin her yıl değişerek kendini yenilediğini aktararak hastalanmadan virüsten korunma yöntemlerinden faydalanılması gerektiğini söyledi.

Yüksek ateş, boğaz ağrısı, kuru öksürük ve baş, eklem, kas ağrısı ile kendini gösteren gribin ilerleyen aşamada zatürreye neden olduğunu ve kişinin yaşamını tehdit ettiğini vurgulayan Şenol, muhtemel riskleri engellemek için risk faktörlerinin azaltılması ve koruyucu tedbirlere ağırlık verilmesi gerektiğini ifade etti.

Şenol, şunları kaydetti:

"Grip aşısı 1944'te bulunmuştur ve çok uzun zamandır uygulamaktadır. Aşının uygulandığındaki etkisi, uygulanan kişinin yaşı, o yıl dolaşımdaki yani bulaşacak olan virüsün tipi ile uygulanan aşı arasındaki uyum, kişinin genel bağışıklık sistemi gibi değişken faktörlere bağlı olmak üzere yüzde 40 ile yüzde 70 arasındadır.

Grip aşısı, en geç ekim-kasım aylarında yaptırılmalıdır. Aşı yapıldıktan sonra koruyuculuk 10-14 gün içinde ortaya çıkıyor. Aşı, 6 ay-2 yaş çocuklara, 65 yaş üstündekilere, gebelere, kronik hastalığı olanlara önerilmektedir. Grip Türkiye'de son 5 yıldır kasım sonu ve aralık başı gibi başlayıp nisan ortasına kadar süren salgınlar yapmaktadır."

ANKARA-Yeşim Sert Karaaslan

AA

1-Alzeimerli Farelerden alinan Bagirsak bakterileri ,bagirsaklarinda bakteri bulunmayan farelere aktarildiginda,beyin olusan yapisal cöküsün ve artik madde brikimin hizlandigi tespit edildi.
Losan Lund yüksek okulunun yaptigi Arastirmada en dikkate deger sey ise ;Bagirsak bakterileri ve Alzeimer hastaligi arasinda direk nedensel bir baglanti tespit edilmesi.

2-Genetik olarak degistirilmis bakteriler tumor hücrelerine girerek makrophagen gibi bagisklik hücrelerinin aktivitelerini güclendiriyor.
Koreli arastirmacilar genetik olarak degisimlenmis salmonellerin kullanilmasiyla büyük ilerlemeler kaydettiler.Bu bakteriler tercihi olarak tümor hücrelerinde cogalmakta bu suretle bagisiklik hücrelerini kendisine baglayan ve aktive olan bir protein üretmekte,
Fachblattaki bilim adamlarina göre , Bu immunterapisi sayesinde farelerdeki tümorlarin tamamiyle ve kalici bir sekilde elendigi tespit edilmis hemde saglikli dokulara zarar vermeden .Yeni tedavi yöntemiyle metastaselerin büyümesi de durdurulmus.

 

BH

Ender Erdikici

 

Grip ve Gripal enfeksiyonlarda siklikla kullanilan iltihap düsürücüler kalp krizi ihtimalini artiriyorlar.

Taipeh (Taiwan) – Solunum yollari enfeksiyonlarinin ilk haftasinda kalp krizi ihtimali yükselir.Bu tehlike bundan bagimsiz olarak halihazirda Ibuprofen, Naproxen oder Diclofenac gibi agri kesicilerin alinmasiyla daha da yükselir .

 

Kaynak: „Acute Respiratory Infection and Use of Nonsteroidal Anti-Inflammatory Drugs on Risk of Acute Myocardial Infarction: A Nationwide Case-Crossover Study“, Yao-Chun Wen et al.; Journal of Infectious Diseases, DOI: 10.1093/infdis/jiw603

 

 

Antibiotikler bakteri cogalmasini hizlandirabilir

Exeter (Ingiltere)- Antibiotikler hastaliga sebep olan mikroplari ortadan kaldirmalidir yada en azindan onlarin cogalmasinin önüne gecmelidir.Ama bunun aksine eger bakteri buna karsi savunma mekanizmasi gelistirirse ,mikroplar dahada direncli olmakla kalmaz daha yüksek bir bölünme oranina ulasabilir.Ingiliz bilim adamlarinin yaptiklari deneylerle ulastiklari sonuc bu olmus.

Kaynak: „The unconstrained evolution of fast and efficient antibiotic-resistant bacterial genomes“, Carlos Reding-Roman et al.; Nature Ecology & Evolution, DOI: 10.1038/s41559-016-0050