BT Content Showcase - модуль joomla Книги

Ronaldo rekora doymuyor

Avrupa liglerinde liderler değişmedi

Beşiktaş evinde Avrupa'nın en iyisi

Süper Lig'in yıldızları milli arada parladı

Nazilerin 'ölüm' programında 'Asperger' izi iddias

24 Haziran 2018 seçiminde süreç nasıl işleyecek

Olaylı derbi tatil edildi

'Zurnanın efsanesi' hayatını kaybetti

Kıkırdak hasarına 'enjeksiyon' ile nakil

Tatilciler erken rezervasyonu sevdi

Mercimek tanesi kadar şiir kitabı çıkardı

Almanya Kupası'nda ilk finalist Bayern Münih oldu

Dışişleri Bakanlığından AB Türkiye Raporu’na sert

'Fırat'ın balıkları yurt dışına satılıyor

Erdoğan ve Merkel görüşmesinde 'toprak bütünlüğü'

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Albayrak: Almanya

'Turizmde bu yıl rekor üstüne rekor kırılacak'

Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Suriye'de rejimin kim

Başkonsolos Karartı'dan saldırıya uğrayan cami ve

Arrow
Arrow
ArrowArrow

Nazilerin 'ölüm' programında 'Asper

24 Haziran 2018 seçiminde süreç nas

Olaylı derbi tatil edildi

'Zurnanın efsanesi' hayatını kaybet

Kıkırdak hasarına 'enjeksiyon' ile

Tatilciler erken rezervasyonu sevdi

Mercimek tanesi kadar şiir kitabı ç

Almanya Kupası'nda ilk finalist Bay

Dışişleri Bakanlığından AB Türkiye

'Fırat'ın balıkları yurt dışına sat

Erdoğan ve Merkel görüşmesinde 'top

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Al

'Turizmde bu yıl rekor üstüne rekor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Suriye

Başkonsolos Karartı'dan saldırıya u

Arrow
Arrow
Slider

Nazilerin 'ölüm' programında 'Asper

24 Haziran 2018 seçiminde süreç nas

Olaylı derbi tatil edildi

'Zurnanın efsanesi' hayatını kaybet

Kıkırdak hasarına 'enjeksiyon' ile

Tatilciler erken rezervasyonu sevdi

Mercimek tanesi kadar şiir kitabı ç

Almanya Kupası'nda ilk finalist Bay

Dışişleri Bakanlığından AB Türkiye

'Fırat'ın balıkları yurt dışına sat

Erdoğan ve Merkel görüşmesinde 'top

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Al

'Turizmde bu yıl rekor üstüne rekor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Suriye

Başkonsolos Karartı'dan saldırıya u

Arrow
Arrow
ArrowArrow
Slider

Nazilerin 'ölüm' programında 'Asper

24 Haziran 2018 seçiminde süreç nas

Olaylı derbi tatil edildi

'Zurnanın efsanesi' hayatını kaybet

Kıkırdak hasarına 'enjeksiyon' ile

Tatilciler erken rezervasyonu sevdi

Mercimek tanesi kadar şiir kitabı ç

Almanya Kupası'nda ilk finalist Bay

Dışişleri Bakanlığından AB Türkiye

'Fırat'ın balıkları yurt dışına sat

Erdoğan ve Merkel görüşmesinde 'top

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Al

'Turizmde bu yıl rekor üstüne rekor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Suriye

Başkonsolos Karartı'dan saldırıya u

Arrow
Arrow
ArrowArrow
Slider

Nazilerin 'ölüm' programında 'Asper

24 Haziran 2018 seçiminde süreç nas

Olaylı derbi tatil edildi

'Zurnanın efsanesi' hayatını kaybet

Kıkırdak hasarına 'enjeksiyon' ile

Tatilciler erken rezervasyonu sevdi

Mercimek tanesi kadar şiir kitabı ç

Almanya Kupası'nda ilk finalist Bay

Dışişleri Bakanlığından AB Türkiye

'Fırat'ın balıkları yurt dışına sat

Erdoğan ve Merkel görüşmesinde 'top

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Al

'Turizmde bu yıl rekor üstüne rekor

Fransa Cumhurbaşkanı Macron: Suriye

Başkonsolos Karartı'dan saldırıya u

Arrow
Arrow
ArrowArrow
Slider
 

Kanada'daki Türk bilim insanının başarısı

Samanyolu'nun merkezinde on bin kara delik olabili

Facebook'un veri skandalından 87 milyon kişi etkil

Bilgisayar oyunuyla ders çalışıyorlar

Uzmanlar oyun bağımlılığına karşı uyardı

05 Mart 2018
Uzmanlar oyun bağımlılığına karşı uyardı

İSTANBUL - Kaan Bozdoğan Psikiyatri Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Tiryaki, AA muhabirine yaptığı açıklamada, bireyleri yalnızlaştırarak sorunlu kişilikler haline getiren oyun bağımlılığına karşı uyarılarda bulundu. Bilgi ve iletişim teknolojilerinde son 10 yılda...

Sınavlara Hazırlık İpuçları

25 Şubat 2018
 Sınavlara Hazırlık İpuçları

Dönem başında “Okula Nasıl Motivasyonla Dönülür?” yazımızda okula dönüş için ipuçları vermiştik. Aylar geçti ve bütün dönem öğrendiklerinizin değerlendirilme vakti, yani sınavlar geldi çattı. Bu yazımızda ise sınavlara çalışırken ne...

Evlilik Sorunları

18 Şubat 2018
Evlilik Sorunları

Evlilik ve aile terapileri, eşlerin iyi niyetine rağmen ortaya çıkan iletişimsizlik problemini ortadan kaldıracak, eşlere yardım amaçlı düzenlediğimiz programlardır. Evliliğinizde eşinizle birlikte üstesinden gelemediğiniz uyum ve iletişim sorunlarınız varsa, tarafsız...

HİPERAKTİF ÇOCUKLAR

24 Aralık 2017
HİPERAKTİF ÇOCUKLAR

HİPERAKTİF ÇOCUKLARDİKKAT EKSİKLİĞİ ve HİPERAKTİVİTE DURUMU NEDİR ?Dikkat eksikliği ve hiperaktivite durumu adından da anlaşılacağı gibi çocuklarda genellikle doğumdan beri var olan ve özellikle 3-4 yaşlarından itibaren fark edilen, yaşıtlarına...

Patolojik Kumar Bağımlılığı

26 Kasım 2017
Patolojik Kumar Bağımlılığı

Patolojik Kumar Bağımlılığı Kişinin nasıl bağımlı olduğunu daha iyi anlamak için beyinde gerçekleşen süreci anlamak gerekir. Beynimizde pozitif algıları destekleyen belirli merkezler bulunmaktadır. Haz duyduğumuz şeyler  öğrenme sürecidir. Öğrenilmiş hazlara...

Keşfedilmeyi bekleyen çocuklar

14 Haziran 2017
Keşfedilmeyi bekleyen çocuklar

Her anne baba zaman zaman çocuğunun zekası ve yetenekleri üzerine düşünür zaman zaman onu çevresindeki diğer çocuklarlarla karşılaştırır. Acaba çocuğum zeki mi?, yetenekli mi? Ya da hangi alanda daha yetenekli...

« »
Has no item to show!
 

Nerde evlendiginizin millerarasi hukuk acisindan bir önemi yoktur. Bir Alman vatandasi ile bir Türk vatandasi pekala Italya'da örnegin romantik sehir Venedik'te evlenebilirler. Bu durumda , Italyan Hukukuna göre mi bosanacaksiniz ? Tabii ki hayir...

 

Burada yetkili hukuk ile yetkili mahkemeyi birbirinden ayirmak gerekir :

Bir Türk vatandasi icin Türk mahkemelerinin her zaman yetkisi vardir. Buna göre, Türk vatandasi bosanma davasini ister direk Türkiye'de isterse yasadigi ülkede acabilir. Ancak bosanmada uygulanacak hukukun tespiti cok büyük farkliliklar gösterir.

Bosanma konusunda, eslerin vatandasliklari önem tasir. Eslerin her ikisi de Türk vatandasi ise bosanmada Türk hukuku uygulanir.

 

Peki esler farkli vatandaslikta iseler, o zaman hangi hukuk uygulanir ? 

Bu taktirde milletlerarasi özel hukuk kurallari geregince, taraflarin ortak yasadiklari yer hukuku bosanmada uygulanacak hukuktur. Yani esler en son birlikte nerede yasadi iseler, ora hukuku uygulanir. Buna göre, Alman vatandasi ile evli bir Türk, eger  ortak yasadiklari yer Almanya ise, Alman hukukuna göre bosanacaktir. Dava ister Alman mahkemelerinde görülsün, isterse Türk mahkemelerinde, bu durumda uygulanacak olan hukuk eslerin son defa beraber yasadiklari yer hukukudur.

 

Evlilik malları hakkında eşler evlenme anında oturduklari yani yasadiklari yer veya millî hukuklarından birini açık olarak seçebilirler; böyle bir seçimin yapılmamış olması hâlinde  :

evlilik malları hakkında eşlerin evlenme anındaki müşterek millî hukuku, bulunmaması hâlinde evlenme anındaki müşterek yasadiklari yer hukuku, bunun da bulunmaması hâlinde Türk hukuku uygulanır.

 

Simdi bu genel bilgilerden sonra, siz Avrupa'da iken Türkiye'de bulunan esinizden bosanmak isterseniz, yapacaginiz en dogru is, Türk Hukukunda uzman bir avukata danisarak vekalet vermeniz olacaktir. Avukatiniz sizin durumunuza özgü gerekli bilgileri verecek ve sizi en dogru sekilde yönlendirecektir. Bunun icin Türkiye'ye sahsen gitmenize gerek  yoktur. Avukatiniz sizin durumunuzu degerlendirecek ve gerekirse delil ve taniklarla davanizi sonuclandiracaktir. Türkiye'deki esinizin yasadigi adresi bilmek elbetteki isinizi cok kolaylastiracaktir. Esinizle irtibati kaybetmemisseniz, en hesapli ve hizli yol , Türk hukukunda mümkün olan anlasmali bosanma olanagi olacaktir. Türkiye'deki esinizi anlasmali bosanma konusunda ikna edebilirseniz ve en az bir yildir evli iseniz, tek celsede anlasarak bosanmaniz mümkündür. Ancak bu taktirde, her iki tarafin durusma sirasinda sahsen hakim önüne cikmasi sarttir. Yani durusma günü sahsen orda olmaniz gerekir.

 

 

 

 

Bosanma en az evlenme kadar ciddiye alinmasi gereken bir durumdur. Yasanan her bosanma davasi kendine özgüdür. Bu yazimda verilen bilgiler kisiye özel danismanlik kapsaminda degildir, sadece bilgilendirmek amacli genel konulara dikkat cekmekten ibarettir, bu nedenle danisma niteliginde bir sorumluluk kabul edilemez.  Boşanma gibi ciddiyet gerektiren bir işle ilgili mutlaka bir avukattan hukuki yardım almanızı önemle ve şiddetle tavsiye ediyorum. Aksi halde boşanma davası yolunda pek çok hak kaybına uğrama ihtimaliniz kuvvetle muhtemeldir.

 

 

Avukat Gülşen YILDIZ
Istanbul Barosu - Freiburg Barosu

Türk Hukuku Avukatı

Rappentorgasse 6    veya   Obststr. 7
77933 Lahr

T: +49 (0)7821 6316682 
F: 
+49 (0)7821 26096 
M: 
+49 (0)176 61564878
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.  veya  This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Web: www.avukat-gulsenyildiz.de      https://www.facebook.com/avukat.G.Yildiz

Yurtdışında yerleşik yaşayan insanlarımız, gerek boşanmadan sonra mahkeme tarafından çocuklarının  -velayetleri kendilerine verilmiş olmasına rağmen- , gerekse halen evliyken ana-babadan diğerinin izni ve rızası olmadan yasaya aykırı bir şekilde alı konulması veya direk başka bir ülkeye,  çoğunlukla da Türkiye’ye götürülmesi konusunda yıllardır süregelen büyük  sorunlar yaşamaktadırlar. Bunun tam tersi de mümkündür.


Çocuk Kaçırma sorununa karşı, arzettiği önem sebebiyle özel uluslararası yasalar ve anlaşmalar düzenlenmiştir. Sözkonusu anlaşmaları gerek Türkiye ve gerekse Almanya gibi daha birçok ülke imzalamıştır . Bunlardan biri ve en önemlisi Uluslararası Çocuk Kaçırmaya dair Lahey Sözleşmesidir.  

 

Lahey Sözleşmesinde “kamu düzenine aykırılık” kriteri yerine “temel hak ve hürriyetleri ihlal” kriteri getirilerek çocuğun iadesi kolaylaştırılmıştır.

 

Böylece sözleşme, hukuka aykırı olarak yeri değiştirilen çocuğun en kısa süre içinde esasen yerleşik olarak yaşadığı devlete iadesini öngörmektedir.

Sözleşmenin uygulanabilmesi için, çocuğun 16 yaşından gün almamış olması ve de mutad meskeni kanununa veya talepte bulunulan devletin iç hukukuna göre kendi ikamet edeceği yeri tayin edebilme hakkına sahip olması gerekir.


İade talebinde bulunan taraf, iddiasını mahkeme kararına dayandırmak zorunda değildir. Bu noktada mahkeme kararının tenfizi gibi uzun prosedürün sakıncalarından kaçınılmak istenmiştir. Çocuğun mümkün olan en kısa sürede iade edilmek istenmesinde temel neden, mevcut durumun korunması ve çocuğun üstün yararının bunu gerektirmesidir. Kısa zaman içinde ve seri şekilde çocuğun iadesinin sağlanması aynı zamanda caydırma fonksiyonuna hizmet edecektir.

Çocuğun yerini hukuka aykırı olarak değiştirebilecek kişilerin başında anne ve babası gelmektedir.  İadeyi talep edebilecek kişi ise, ergin ve velayet veya vesayet yeterliliğine sahip, çocuk üzerinde esasen yerleşik olarak yaşadığı yer hukukuna göre koruma/velayet hakkına sahip kişi olmalıdır.

 

Almanya’dan Türkiye’ye kaçırılan bir çocuğun tekrar Almanya’ya iadesi  bu nedenle kural olarak mümkündür.  Çünkü Türkiye taraf olduğu Lahey Sözleşmesi gereği, yapılan bir iade başvurusunu vakit geçirmeden öncelikli olarak işleme koymakla yükümlüdür.


Eğer bir çocuk kendi rızası olmadan Almanya‘dan Türkiye’ye götürülmüş ise, çocuğun velayetinine sahip kişi tarafından yapilacak başvuru ilgili Alman mahkemesince belgelendirilmelidir.  Ancak böyle bir belge ile Federal Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunabilir. Alman Başsavcılığı yapılan bu başvuru sonucunda Türk Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunur. Türk Adalet Bakanlığı ise çocuğu kaçıran anne veya babanın bulunduğu yerdeki savcılığı konu hakkında bilgilendirir ve gerekli işlemlerin yapılması talimatını verir.

 

 

 

 

Türkiye'deki Cumhuriyet Savcılığının ilgili mahkemede açacağı dava sonucunda durum görüşülür ve karara bağlanır. Mahkeme çocuğun gerçekten kendi rızası ve anne veya babasının haberi olmadan Türkiye’ye getirildiğine yani bir hak ihlaline kanaat getirirse, çocuğun Almanya’ya iadesine karar vermelidir.

Verilen bu karar kesinleştikten sonra çocuk veleyat sahibi anne veya babasının yaşadığı Almanya’ya geri gönderilir.

 

Ne yazik ki Türk Mahkemeleri Lahey sözleşmesini gerektigi gibi uygulamıyor. Esasen Almanya'da yerleşik  yaşayan bir çocuğun  Almanya'dan Türkiye'ye  kaçırılması olayında Türkiye malesef taraf olduğu sözleşmeye uygun kararlar vermiyor. Türkiye'ye kaçırılan bir çocuğun mutat meskenin bulunduğu ülkeye sözleşme gereği iadesi  ya cok uzun sürüyor veya hic gerçekleşemiyor. Bunun önemli sebeplerinden birisi olarak, yetkili aile mahkemelerinin Türkiyeyi bağlayan Lahey sözleşmesini gerektigi gibi uygulamaması ve konuya taraflı bakması gösterilebilir.

 

Bunun tam tersi, yani Türkiyede ikamet eden bir çocuğun Almanya’ya kaçırılması da sözkonusu olabilmektedir. Çocuğun Almanya’da alıkonulması durumunda velayet sahibi tarafından yapılan başvuru 1 ay gibi bir süre içerisinde sonuçlanıp, çocuğun Lahey sözleşmesine uygun bir şekilde esas yaşadığı ülkeye iadesi sağlanıyor.

 

Avukat

Gülşen YILDIZ
Istanbul Barosu - Freiburg Barosu

Türk Hukuku Avukatı (gem.§206 BRAO)

Rappentorgasse 6
77933 Lahr

T: +49 (0)7821 6316682 
F: 
+49 (0)7821 26096 
M: 
+49 (0)176 61564878
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Web: www.avukat-gulsenyildiz.de      https://www.facebook.com/avukat.G.Yildiz

Yurtdışında yerleşik yaşayan insanlarımız, gerek boşanmadan sonra mahkeme tarafından çocuklarının  -velayetleri kendilerine verilmiş olmasına rağmen- , gerekse halen evliyken ana-babadan diğerinin izni ve rızası olmadan yasaya aykırı bir şekilde alı konulması veya direk başka bir ülkeye,  çoğunlukla da Türkiye’ye götürülmesi konusunda yıllardır süregelen büyük  sorunlar yaşamaktadırlar. Bunun tam tersi de mümkündür.


Çocuk Kaçırma sorununa karşı, arzettiği önem sebebiyle özel uluslararası yasalar ve anlaşmalar düzenlenmiştir. Sözkonusu anlaşmaları gerek Türkiye ve gerekse Almanya gibi daha birçok ülke imzalamıştır . Bunlardan biri ve en önemlisi Uluslararası Çocuk Kaçırmaya dair Lahey Sözleşmesidir.  

 

Lahey Sözleşmesinde “kamu düzenine aykırılık” kriteri yerine “temel hak ve hürriyetleri ihlal” kriteri getirilerek çocuğun iadesi kolaylaştırılmıştır.

 

Böylece sözleşme, hukuka aykırı olarak yeri değiştirilen çocuğun en kısa süre içinde esasen yerleşik olarak yaşadığı devlete iadesini öngörmektedir.

Sözleşmenin uygulanabilmesi için, çocuğun 16 yaşından gün almamış olması ve de mutad meskeni kanununa veya talepte bulunulan devletin iç hukukuna göre kendi ikamet edeceği yeri tayin edebilme hakkına sahip olması gerekir.


İade talebinde bulunan taraf, iddiasını mahkeme kararına dayandırmak zorunda değildir. Bu noktada mahkeme kararının tenfizi gibi uzun prosedürün sakıncalarından kaçınılmak istenmiştir. Çocuğun mümkün olan en kısa sürede iade edilmek istenmesinde temel neden, mevcut durumun korunması ve çocuğun üstün yararının bunu gerektirmesidir. Kısa zaman içinde ve seri şekilde çocuğun iadesinin sağlanması aynı zamanda caydırma fonksiyonuna hizmet edecektir.

Çocuğun yerini hukuka aykırı olarak değiştirebilecek kişilerin başında anne ve babası gelmektedir.  İadeyi talep edebilecek kişi ise, ergin ve velayet veya vesayet yeterliliğine sahip, çocuk üzerinde esasen yerleşik olarak yaşadığı yer hukukuna göre koruma/velayet hakkına sahip kişi olmalıdır.

 

Almanya’dan Türkiye’ye kaçırılan bir çocuğun tekrar Almanya’ya iadesi  bu nedenle kural olarak mümkündür.  Çünkü Türkiye taraf olduğu Lahey Sözleşmesi gereği, yapılan bir iade başvurusunu vakit geçirmeden öncelikli olarak işleme koymakla yükümlüdür.


Eğer bir çocuk kendi rızası olmadan Almanya‘dan Türkiye’ye götürülmüş ise, çocuğun velayetinine sahip kişi tarafından yapilacak başvuru ilgili Alman mahkemesince belgelendirilmelidir.  Ancak böyle bir belge ile Federal Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunabilir. Alman Başsavcılığı yapılan bu başvuru sonucunda Türk Adalet Bakanlığı nezdinde girişimlerde bulunur. Türk Adalet Bakanlığı ise çocuğu kaçıran anne veya babanın bulunduğu yerdeki savcılığı konu hakkında bilgilendirir ve gerekli işlemlerin yapılması talimatını verir.

 

 

 

 

Türkiye'deki Cumhuriyet Savcılığının ilgili mahkemede açacağı dava sonucunda durum görüşülür ve karara bağlanır. Mahkeme çocuğun gerçekten kendi rızası ve anne veya babasının haberi olmadan Türkiye’ye getirildiğine yani bir hak ihlaline kanaat getirirse, çocuğun Almanya’ya iadesine karar vermelidir.

Verilen bu karar kesinleştikten sonra çocuk veleyat sahibi anne veya babasının yaşadığı Almanya’ya geri gönderilir.

 

Ne yazik ki Türk Mahkemeleri Lahey sözleşmesini gerektigi gibi uygulamıyor. Esasen Almanya'da yerleşik  yaşayan bir çocuğun  Almanya'dan Türkiye'ye  kaçırılması olayında Türkiye malesef taraf olduğu sözleşmeye uygun kararlar vermiyor. Türkiye'ye kaçırılan bir çocuğun mutat meskenin bulunduğu ülkeye sözleşme gereği iadesi  ya cok uzun sürüyor veya hic gerçekleşemiyor. Bunun önemli sebeplerinden birisi olarak, yetkili aile mahkemelerinin Türkiyeyi bağlayan Lahey sözleşmesini gerektigi gibi uygulamaması ve konuya taraflı bakması gösterilebilir.

 

Bunun tam tersi, yani Türkiyede ikamet eden bir çocuğun Almanya’ya kaçırılması da sözkonusu olabilmektedir. Çocuğun Almanya’da alıkonulması durumunda velayet sahibi tarafından yapılan başvuru 1 ay gibi bir süre içerisinde sonuçlanıp, çocuğun Lahey sözleşmesine uygun bir şekilde esas yaşadığı ülkeye iadesi sağlanıyor.

 

Avukat

Gülşen YILDIZ
Istanbul Barosu - Freiburg Barosu

Türk Hukuku Avukatı (gem.§206 BRAO)

Rappentorgasse 6
77933 Lahr

T: +49 (0)7821 6316682 
F: 
+49 (0)7821 26096 
M: 
+49 (0)176 61564878
This email address is being protected from spambots. You need JavaScript enabled to view it.

Web: www.avukat-gulsenyildiz.de      https://www.facebook.com/avukat.G.Yildiz

Tüm evlilikler ömür boyu mutlu olmak hayaliyle başlar ancak zaman içerisinde  bireylerin yaşadığı stres durumları aile içinde bir takım problemlerin ortaya çıkmasına neden olabilir.  Stres pek çok insan için baskı, çatışma, kontrolünü yitirme, belirsizlik anlamlarına gelir ve  bu duyguların ortaya çıkması aile üyelerinde çeşitli problemlere yol açar. Stres hayatın doğal bir parçasıdır.Belli bir miktardaki stres bireyi harekete geçiren, motive eden bir faktör olmakla birlikte fazlası ise fiziksel ve psikolojik bazı tepkilerin ortaya çıkmasına neden olabilir.  Çocukların gelişim dönemi problemleri, yaşlanma, ekonomik güçlükler..vb. beklenen stres faktörleridir bunun dışında ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan ölüm, hastalık...vb. stress faktörleri bireylerde hayal kırıklıkları, travmalar, öfke, incinmişlik, depresyon vb. durumlara neden olabilir.  Ailenin stres karşında gösterdiği tepki eşler arasında, kardeşler arasında ya da ebeveyn- çocuklar arasındayaşanabilecek bir takım çatışmalarla sonuçlanabilir ve ailenin dengesi bozulabilir.

Aile içi çatışma kaçınılmaz bir durumdur. Çatışma iletişimin doğal bir unsurudur. İki kişinin birbirinden farklı beklenti, ihtiyaç, değer ve yaklaşımlara sahip olması çatışma yaşamasına neden olur.Kişi kendisini amacına ulaşma konusunda engellenmiş hissettiğinde çatışma meydana çıkar.

Çatışma aşamasında yaşanan sorunla ilgili duygu ve düşüncelerimizi paylaşmak çatışmaları daha sağlıklı çözmeye yardımcı olur. Çatışma anında, o anı rahatlatmak için tüm ilişkiye zarar verecek tepkilerden kaçınmak, kendimize zaman vermek çatışmayı her iki tarafında kazanacağı şekilde çözmemiz açısından önemlidir.

Çatışma çözmede 6 Basamak

Bu yöntemin en temel amacı tarafların ihtiyaçlarının net olarak ortaya konmasıdır. Etkin dinleme ve ben dilini kullanmak mutlaka gereklidir.  Bu yöntemde çatışma yaşayan kişiler çatışma ile ilgili konuşmak üzere bir zaman kararlaştırır. İkş tarafında çatışmayı çözmek istemesi önemlidir.

  • Basamak Çatışmanın Tanımlanması: çatışma yaşayan kişiler istek, ihtiyaç ve beklentilerini ifade ederler.
  • Çözüm Önerileri Oluşturma: Karşılıklı ihtiyaçları dikkate alarak önerilerin oluşturulması.
  • Çözüm Önerilerini Değerlendirme: Bu aşamada taraflar çıkan önerilerin kendi ihtiyaç ve beklentilerini karşılayıp karşılamadığını değerlendirirler.
  • En Uygun Çözümü Seçme: İki taraf içinde en uygun çözüm önerisi seçerler.
  • Uygulama Yollarına Karar Verme: karar verilen çözümde kimin ne yapacağının belirlenmesi.
  • Çözümün işleyip işlemediğinin takip edilmesi: bir süre belirleyerek çözümün işleyip işlemediğinin test edilmesi.

 ÖRNEK OLAY:

İkisi de çalışan eşlerden birisi hafta sonu dinlenmek istiyor , diğeri ise hafta sonu tüm ev işlerini bitirmek istiyor. Bundan dolayı uzun süren bir çatışma yaşıyorlar. İkisi de bu durumdan rahatsız. Çatışmalarını çözmek için bir zaman belirliyorlar.

  • Basamak: Çatışmanın tanımlanması

A: Hafta içi çok yoğun bir şekilde çalışıyorum ve dinlenmek için yalnızca hafta sonum var , sana ev işlerinde yardımcı olmaya çalışıyorum ama hafta sonu iş yapmak istemiyorum.

B: Hafta içi ben de çalışıyorum ve çamaşır-ütü-temizlik-alışveriş  gibi işler hafta içine kaldığı zaman yetiştiremiyorum.

  • Basamak: Çözüm Önerilerinin oluşturulması (bu aşamada her iki taraf da 3-4 tane çözüm önerisi bulur ancak bu öneriler oluşturulurken her iki tarafın ihtiyaçları göz ününde bulundurulması önemlidir.)

A:  -      Hafta sonu yalnızca Cumartesi günleri ev işlerini birlikte yapmak

  • Hafta içi akşamları birer saat ev işleri yaparak hafta sonuna iş bırakmamak
  • İşleri paylaşmak ve herkesin kendi görevini istediği zaman yapması

      B:     -      Hafta sonunun yalnızca bir gününde ev işlerini birlikte yapmak

  • Eve bir yardımcı almak
  • Basamak: Çözüm Önerilerinin Değerlendirilmesi: (her iki taraf da çözüm önerilerini okur )

A: Eve bir yardımcı aldığımızda diğer bazı harcamalarımızı kısıtlamamız gerekebilir ancak 2 ay sonra arabamızın borcu bitecek o zaman eve bir yardımcı alabiliriz. Hafta sonunun bir gününde birlikte işleri yaparsak diğer gününü dinlenerek geçirebiliriz fikri olabilir.

B: Hafta içi akşamları bir saat iş yapmak benim için çok yorucu olur ve işler birikebilir bunu istemiyorum.Sen çalışırken ben oturup dinlenemem dolayısıyla herkesin kendi görevini istediği zaman yapması beni rahat ettirmez. Evet iş bölümü yapabiliriz ve hafta sonumuzun bir gününde bu işleri bitirip diğer gününde dinlenebiliriz.

  • Basamak:En Uygun Çözümü Seçmek

A: O halde eve bir yardımcı alana kadar hafta sonu bir günümüzü ev işlerine ayırmamız doğru olacak galiba.

B: İş bölümü yapabiliriz ve Cumartesi gününü ev işlerine Pazar gününü de dinlenmek için ayırabiliriz.

  • Basamak: Uygulama yollarına karar verme:

A: Çamaşır ve ütü yapmak benim görevim olsun.

B: Yerleri süpürmek ve silmek benim görevim olsun. Ayrıca Banyo ve tuvaleti temizlemek de.

A: Alış verişe de birlikte çıkabilirz.

  • Basamak: Çözümün İşleyip İşlemediğini takip etme:

1 ay sonra bu çözümün her iki tarafında ihtiyaç ve beklentilerini karşılayıp karşılamadığını değerlendirmek için yeniden konuşulur.

 

                                                                                                                                      Hatice AKKAN

                                                                                                                              Uzm. Psikolojik Danışman

                                                                                                                              Karlsruhe Eğitim Ataşeliği

 

Hayatta herkes mutlu olmak ister. Hiç kimse evlilik hayatına boşanma düşüncesiyle başlamaz. Ancak bazı durumlar çiftleri boşanma düşüncesiyle karşı karşıya getirebilir. Son dönemlerde boşanma olgusu bir çok devletin ortak problemi haline gelmiş durumda çünkü sağlam bir toplum için düzgün bir aile yapısı son derece önemli. Ancak araştırma sonuçları gösteriyor ki çağımızda boşanma oranları giderek artıyor.

Mikrozensus’un araştırmasına göre, Almanya’daki Türkler arasında da boşanma oranı 5.3 ‘e çıkmış durumda (Sabah avrupa, 5 Temmuz 2015).

Gençler çok büyük hayallerle, heyecanla, hatta görkemli düğünlerle, hızla evlilik yoluna adım atarken, bir süre sonra hayal kırıklıkları ile bu süreci noktalama aşamasına gelebiliyorlar.

Hiç kavga gürültü olmayan, problem yaşamayan bir aile olabilir mi?

Tabiiki hayır... Evlilik ilişkisi içinde çatışmalar doğal ve beklenen durumlardır. İlişkiye zarar veren şey çiftlerin anlaşamaması, çatışma yaşamaları değil bir anlaşmazlık yaşadıklarında bunu nasıl çözeceklerini bilememeleri, çatışma esnasında asıl problemden uzaklaşmaları, karşısındakini incitici, intikam, hırs, saldrı gibi olumsuz davranışlar sergilemeleridir.Yani çiftlerin evlilik ilişkisinin yolunda gitmesini sağlayan faktör çatışma yaşamıyor olmaları değil, yaşadıkları çatışmaları çözebilecek beceriye sahip olmalarıdır. Bundan dolayı evlenecek kişilerin evlenmeden önce partnerlerini iyi tanımaları, iletişim becerileri ve çatışma çözüm becerilerini öğrenmeleri, ilişkinin geleceğini etkileyen önemli faktörlerdir.

Yaşanan sıkıntılar aile bireylerinde ne gibi etkiler yapar?

Sürekli tartışma ve kavganın olduğu, çözülemeyen çatışmaların yaşandığı bir evlilik ailenin stres seviyesini yükseltir, depresyon, anksiyete bozuklukları, madde kullanımı, cinsel bozukluklar, kalp, tansiyon mide rahatsızlıkları gibi fiziksel rahatsızlıklara neden olabileceği gibi çocuklarda ve ergenlerde davranış problemlerine yol açabilir.Zaman içinde hayal kırıklıkları, incinmişlikler, küskünler sonucu çiftler evlilikten aldıkları doyumu yitirebilirler ve birbirlerine olan güven ve bağlılıkları azalabilir.

Kişiler birbirini tanımadan, hayatla ilgili görüşlerini, beklentilerini paylaşmadan ve var olan sıkıntıları evlendikten sonra düzelir düşüncesiyle çözüme kavuşturmadan evliliğe giriştiğinde sorunlar artarak devam edebilir ve bireyler büyük hayal kırıklıkları yaşayabilirler.

Ne yapmalı?

Boşanma insanların hayatlarını baştan sona etkileyen, oldukça travmatik bir olaydır .Bundan dolayı evlenmeden önce ya da evlilik sürecinde ilişki bu aşamaya gelmeden bireylerin bilinçlenmesi, birbirleriyle doğru iletişim kurmayı , sorunları zamanında ve birlikte nasıl çözeceklerini, evlilikte rol paylaşımını, ebeveynlik becerilerini, bütçe idaresini ve cinsel yaşamı kısaca birlikte yaşamayı öğrenmeleri evliliğin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi için son derece önemlidir. Bu amaçla bir aile danışmanından yardım alınabilir ya da evliliğe hazırlık eğitimlerine katılınabilir.

Boşanma evresine gelmiş bir evlilikte maalesef eşler birbirinden ve hatta ailelerinden hiç duyulmaması gereken sözleri duymuş, söylenmemesi gereken sözleri söylemiş, birbirlerine olan saygı ve sevgisini yitirmiş oluyorlar. Bu noktadan sonra evliliğin mutlu ve doyurucu bir süreç olmasını beklemek doğru olmamaktadır. Ancak ne olursa olsun çiftlerin mutlaka bir aile danışmanı ile görüşmeleri ,kendilerinde farkındalık ve davranış değişikliği sağlayabilir. Çiftler boşanmaktan vazgeçip evliliklerini sürdürme kararı alabileceği gibi, ayrılma konusunda fikirleri değişmese de bu süreci en az zararla nasıl yönetebileceklerini, çocukların bu süreçte ve sonrasında problem yaşamaması için neler yapabileceklerini öğrenebilirler.

Hatice AKKAN

Karlsruhe Eğitim Ataşeliği Uzman Psikolojik Danışmanı

 

Profesyonel olmayı gerektiren dalların en önemlilerinden biridir spor.

Ama ne enteresan ve ne acıdır ki Türkiye’deki birçok spor yöneticisi

kesinlikle amatördür. Son zamanlarda birkaçı farklılaşmaya

çalışmaktadır o kadar.

• Türk spor dünyasında işin profesyonel tarafını hiç bilmeyen,

sadece bir şirket sahibi veya belli bir konumda bulunduğu

için spor kulübünde de bir yere gelen insanlar var.

Özellikle büyük futbol kulüplerinin bırakın başkanını, as başkanını,

teknik direktörünü, menajerlerini vb. hemen her taraftar

bilir… Çünkü bu kimseler sürekli medyada olur. Sürekli her konuda

engin (!) görüşlerine başvurulur. Onlar da her konuda çok

bilir ve çok konuşur. Kendisine uzatılan bir mikrofona da “bu benim

işim değil” diyerek cevap vermeyene rastlanmamıştır.

• Avrupa’da ise bir spor kulübün başkanını tanıyan insan

çok çok azdır. Hele hele her gün gazetelere röportajlar demeçler

veren bir başkan yok gibidir. İnsanlar takım antrenörünü

bile çok nadir görür. Herkes olaya sadece sportif

açıdan bakabilir. Her futbolcunun menajeri vardır. Her

şeyiyle o ilgilenir. Teknik adamlar veya teknik direktörler

maç öncesinde basın karşısına geçip seyircilere uçuk vaatlerde

bulunmazlar. Burada eğitimin de çok önemli bir

rol oynadığına inanıyorum.

Daha fenası Türkiye’deki birçok spor kulübü bu yöndeki profesyonel

yardımların kesinlikle mantıksız olduğuna inanıyor. Avrupa’dakiler

ise her konuda yardım alınması gerektiğine inanıyor

ve bunun da meyvelerini alıyorlar.

• Türkiye’de özellikle futbolda bir diğer sorgulanması gereken

durum da ısrarla bilgi ve vaat bekleyen seyirciyi tatmin

etme çabasıdır. Teknik direktörler, seyircinin psikolojik

baskısı yüzünden veya aksine seyirciyi yönlendirme

adına uçuk vaatlerde bulunurlar. Oysa sahada ne olacağını

kimse kestiremez. Bu bir futbol realitesidir. Bu tür

vaatler sonucu seyirci de ister istemez sonuç bekler hale

getirilmiştir.

• Son zamanlarda Türkiye’de spor adına oluşturulan gündeme

bir bakar mısınız? Bir spor kulübünün bir futbolcusunun

oynayıp oynamaması konusu, bırakın takımın

antrenörünü, kulüp başkanını bile aşıp toplumda spor

gündeminin merkezine oturtuluyor.

İnsanlar kim haklıydı, kim haksızdı konusunda birbirlerini

kıracak kadar münakaşalara giriyorlar. Peki konuşulan konunun

içeriğine bakar mısınız? Tüm konuşulanlar futbol adına yapılıyor

ama bu gündemi alt üst eden konuşmalarda bir tek futbol

konuşulmuyor.

• Bir spor yorumcusu, futbol fanatizmi adına kendilerini

de sarıp sarmalayan böylesi dedi kodular hakkında konuşurken

şöyle bir tespitte bulunmuştu:

“Ne enteresandır, bundan sekiz on sene önce toplum, bir teknik

direktörün kendisini değil futbol takımının yapacağı maçları…

Hedefledikleri sonuçları… Aldıkları başarılar veya yenilgiler

hakkındaki teknik analizleri konuşuyordu. Bugün bir teknik direktörün

kişiliği konuşuluyor.

Enteresan bir tespitti ama doğru bir tespitti. Çünkü spor bir

meslek ise mesleğin gereğini yerine getirebilmek de bir eğitim ve

altyapı gerekiyordu.

Türkiye’de genel anlamıyla ne futbolcu, ne teknik direktör

ne de kulüp başkanı bu kategoride geçer not alabilecek

durumda değildir.

• Yapılan günübirlik bir başarıyla bir futbolcu bir anda yıldız

oluyorsa veya düne kadar herkesin yıldız bir futbolcu

zannettiği bir kimse bir maçta kendisinden umulmadık

şekilde düşük bir performans gösterdiğinde yuhalanıyorsa,

bu değerlendirmede bir yanlışlık vardır

 

TBMM - HATİCE ÖZDEMİR TOSUN

Prof. Dr. İbrahim Saraçoğlu, bazı uzmanların "ekmek yemeğin" uyarısını eleştirerek, tam buğday ekmeğinin kanser ve diyabete karşı özellikle tüketilmesi gerektiğini bildirdi.

Cumhurbaşkanı Başdanışmanı da olan Saraçoğlu, ekmek tüketimine ilişkin AA muhabirine yaptığı açıklamada, Anadolu insanının genetik yapısının ekmeğe özgü geliştiğini söyledi.

Kendisinin de ekmek yediğini ve ekmeksiz duramadığını dile getiren Saraçoğlu, "(Ekmek yemeyin) diyorlar, nereden uyduruyorlar anlamıyorum. Ekmeği kansere, diyabete karşı özellikle tüketeceksiniz." diye konuştu.

Tüketilen ekmeğin tam buğday ekmeği olması gerektiğini belirten Saraçoğlu, ekmeğin yüksek tansiyonu önlediğini, metabolizma hastalıklarında koruyucu ve önleyici özelliğe sahip olduğunu kaydetti. Saraçoğlu, tam buğday ekmeğinin besleyici, vitaminli ve doyurucu olduğuna vurgu yaptı.

Mısır unundan yapılan ekmeklerin de cilt hastalıklarına iyi geldiğini anlatan Saraçoğlu, "Karadeniz insanlarının yüzüne baktığınızda gözenekler hemen hemen yok denecek kadar azdır. Bunun arkasından yatan en önemli sebeplerden birisi bu. Cildinin güzel olmasını isteyen mısır unundan yapılan ekmekleri tercih etmeli. Mısır unu, egzama ve sedefe karşı da önleyici özelliğe sahiptir." diye konuştu.

ANKARA

Bilim adamları, yemeği yavaş yavaş yemenin obezite riskini azalttığını belirledi.

Guardian gazetesinde yer alan habere göre, Japonya'da şeker hastalığı üzerine yapılan bir araştırma, yavaş ve düzenli yemek yiyen kişilerde bel bölgesindeki kilolanmanın ve genel vücut kitle endeksinin daha az olduğunu ortaya koydu.

Araştırmada Japonya'da 2008-2013 yılları arasında sağlık sigortası kapsamında düzenli kontrol yaptıran Tip 2 diabet hastası 59 bin 700 yetişkin kişiye yemek yeme alışkanlıklarıyla ilgili sorular soruldu. Katılımcılar, günde kaç öğün yedikleri, ne hızda yedikleri, kahvaltı edip etmedikleri ve yatmadan önce yemek yiyip yemediklerine dair 7 soruya yanıt verdi.

"Yemek yeme hızı arttıkça obezite riski artıyor"

Sonuçlar, yemek yeme hızı arttıkça obezite riskinin arttığını gösterdi. Yavaş yemek yiyen katılımcıların yalnızca yüzde 21,5'i obezken, normal hızda yemek yiyenlerin yüzde 30'unun, hızlı yemek yiyenlerin ise yüzde 45'inin obez olduğu görüldü.

Vücut kitle endeksi ortlaması yavaş yemek yiyenlerde 22'den biraz fazla iken, normal yiyenlerde 23,5, hızlı yiyenlerde ise 25 civarında olduğu tespit edildi.

"Bel çevresindeki kilolanma yemek yeme hızıyla birlikte artıyor"

Bel çevresindeki kilolanmanın da yemek yeme hızıyla birlikte arttığı gözlemlendi.

Bulgular, yavaş ve düzenli öğünlerle yemek yiyen, kahvaltıları kaçırmayıp, gece yatmadan önce yemek yemekten kaçınan kişilerin obez olma riskinin azaldığına işaret ediyor.

Öte yandan ikinci kontrollerde yemek yeme alışkanlıklarını değiştiren katılımcıların vücut kitle endekslerinin azaldığı görüldü.

Araştırmanın sonuçları "BMJ Open" bilim dergisinde yayımlandı.

Muhabir: Emre Aytekin

ANKARA-Duygu Yener

AA muhabirinin "4 Şubat Dünya Kanser Günü" dolayısıyla Sağlık Bakanlığı Türkiye Halk Sağlığı Genel Müdürlüğü Kanser Daire Başkanlığından aldığı verilere göre, Türkiye'de her yıl yaklaşık 164 bin kişiye kanser teşhisi konuluyor.

Son 5 yıl verileri değerlendirildiğinde, kanser sıklığında herhangi bir artış ya da azalış görülmezken, kanser görülme sıklığında erkeklerde akciğer, kadınlarda ise meme kanseri ilk sıradaki yerini korumaya devam ediyor.

Türkiye'de günde 450, yılda ise yaklaşık 164 bin kişide kanser vakasına rastlanıyor. Türkiye'de görülen kanser sıklığı, Avrupa Birliği ülkeleri ve Amerika Birleşik Devletleri gibi gelişmişlik düzeyi yüksek olan ülkelere göre daha düşük seviyede bulunuyor.

Türkiye'de en sık görülen ilk 10 kanser

Son verilere göre, Türkiye'de yılda 97 bini erkek, 67 bini kadın olmak üzere yaklaşık 164 bin yeni kanser vakası kayıtlara geçti. Erkeklerde en sık görülen kanser türü, akciğer ve prostat kanseri oldu. Erkeklerde yılda tütün ve tütün ürünlerine bağlı gelişen yaklaşık 27 bin 700 kanser vakası tespit edildi. Kadınlarda ise en sık meme kanseri görüldü, son bir yılda yaklaşık 17 bin kadına da meme kanseri teşhisi konuldu.

Obeziteye bağlı gelişen kanserlerin sayısı da yaklaşık 6 bin olarak açıklandı. Hem erkeklerde hem de kadınlarda bağırsak kanseri en sık görülen üçüncü kanser türü oldu. Çocukluk çağında ise en sık görülen kanser türünün lösemi olduğu tespit edildi.